AK Parti iktidarı 14 senede “maddî sahada” hayli icraat yaptı. Bunlar kamuoyunun malumu. Ancak, Tek Parti- Tek Şef devrinde değiştirilen bu ülkenin bin yıllık mânevî ve kültürel değerlerini aslî mecrâına kavuşturmak için kılını kıpırdatmadığı gibi, üstelik Tek Parti rejiminin oynayan çivilerini berkitmek için yığınla kanun çıkardı. Bu söylediklerimize yüzlerce misal verebiliriz. “El ârifu tekfihî’l işâre” yani “ârif olana bir işaret yeter” kâidesince birkaç misal verelim: AK Parti iktidarına kadar Tek Parti devrinin temel icraatlarından olan “devrimlerin” ihlâline ne ceza verileceği belli değildi. Meselâ “Şapka Devrimi”ni, “Harf devrimi”ni, vs. ihlal edenlere ne ceza verilecekti? TCK’da bunun yeri yoktu. İlk defa AK Parti iktidarı bunun adını koydu ve yeni TCK’da Tek Parti devrimlerinin ihlâlinin cezasının 6 aydan başlayıp 3 seneye kadar çıkarılacağı hüküm olarak kondu.

TCK’nın 219. maddesinde imam, hatip, vaiz, rahip, haham, vb gibi dinî vasıflıların hükümeti, devleti ve kanunları takbih ve tezyifinin cezalandırılacağı belirtildi. 

TCK’nın 230. maddesinde, resmî nikâhtan önce dinî nikah kıydıranlara 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası getirildi. (zina ise suç olmaktan çıkarıldı.)

TCK’nın 219. maddesinde din hizmetlerini kötüye kullanmaya hapis cezası getirildi. 

TCK’nın 230. Maddesi ile “dinsel törenlere” sınırlama ve bunu ihlal edenlere cezâî müeyyide getirildi.

TCK’nın 263. maddesi ile kanuna aykırı eğitim kurumu açmaya 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası getirildi. Daha maddeleri sayabiliriz. “Ne var bunda?” diyenlere, geçmişte on binlerce insanın canını yakan mâhut 163. maddeyi ve Napolyon’un şu meşhur sözünü hatırlatırız: “Bana tevili kâbil olmayan bir cümle söyleyin, onunla sizin idamınıza hükmedeyim.” Sözü uzatmadan bu konudaki düşüncemizi kısaca belirtelim: Devlette devamlılık asıldır. Devlet şahıslara ve şahısların konuşmalarına bina edilemez. Diyelim bir hamiyet erbabı, sitedeki bir dairede, kendi torunları, yeğenleri ve site sâkinlerinin çocuklarının dinî eğitimi için bir daire kiraladı ve burada çocuklara İslâmî bilgiler öğretmeye başladı. AK Parti iktidarı zamanında değiştirilen TCK’nın 263. maddesine göre bunun suç olduğunu zanneden birileri şikâyette bulunabilir. Daha fazla açmak istemiyorum. Ancak iktidar mensuplarına bir çağrı yapıyorum: Lütfen sizden sonrasını hesap ediniz ve Tek Parti-Tek Şef devrindeki o kara tabloların tekrarlanmasına imkân ve fırsat vermeyiniz. Bu hususta gerekli hukûkî düzenlemeyi âcilen yapınız. AB Normlarına uygun olsun diye çıkarılan binlerce kanun, tüzük ve diğer hukûkî düzenlemeleri lütfen dikkatlice gözden geçiriniz. O kanunlardan yüzlercesini okudum. İtiraf edeyim, müthiş bir zekâ eseriydi. Ancak hemen hepsinde bu ülkede yaşayan nüfusun büyük ekseriyetinin aleyhine kullanılabilecek ifadeler vardı. İktidar mensupları; “Evet o kanunların metninin tamamını okudum” diyebilir mi? Orasını bilemem… İktidar mensuplarına kestirmeden şunu söylemek isterim: 15 Temmuz gâzisi olan bu halkın canını yakacak ne kadar müeyyide varsa kaldırın!

Şimdi Anayasa tartışmaları gündemde. Bence temel mesele, “Başkanlık sistemi olsun mu, olmasın mı?” değil; Tek Parti-Tek Şef rejimi devam etsin mi, etmesin mi?”dir. O rejimi iyice yerleştirmek için 27 Mayıs ve 12 Eylül darbeleri ve ardından Anayasalar yapıldı. Haa arada 12 Mart, 28 Şubat darbeleri geldi. Hepsinde de temel gâye, Tek Parti devrinin esaslarını ve hatırasını sisteme ve zihinlere çakmaktı. Ülkemizin birliği, dirliği ve bekâsı için yapılması gereken ilk iş; Tek Parti devrinin hamallığını ve hâmiliğini bırakmak olmalıdır. Mevcut iktidar yaklaşık 14 senede bu istikamette ciddi adım atmadı / atamadı. 15 Temmuz’dan sonra bu halkın göstermiş olduğu cesareti ölçü alarak bunu yapmazsa, son şansını da harcamış olur. Olan, yine bu millete olur.