Küresel enerji dengelerini sarsacak nükleer yakıt hamlesi doğrudan Orta Doğu'dan geldi. Petrol zengini Riyad yönetimi, nükleer enerjiyi yerli enerji sepetine katma hedefi doğrultusunda Medine sınırları içinde devasa bir maden varlığına ulaşıldığını ilan etti. Suudi devlet ajansı SPA'nın geçtiği ve dünya ajanslarında geniş yankı bulan gelişmeye karşın, henüz resmi bir bakanlık tebliği ya da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) onayının yayımlanmaması dikkat çekti.
VİYANA'DA AÇIKLANDI: TENÖR ORANI GİZEMİNİ KORUYOR
Avusturya'nın başkenti Viyana'da düzenlenen UAEA'nın 70. Genel Konferansı'nda kürsüye çıkan Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, Medine'nin güneydoğusundaki Cebel Said sahasında yürütülen jeolojik araştırmalarda uranyumun yanı sıra ağır nadir toprak elementleri barındıran 110 milyon ton ham cevher tespit edildiğini duyurdu. Ancak Suudi Bakan'ın kayacın içindeki uranyum tenör oranını paylaşmaması soru işaretlerine yol açtı. Tenörün gizli kalması, bu devasa kütleden ne kadar saf uranyum elde edilebileceği ve projenin ekonomik fizibilitesi konusunu belirsiz bıraktı.
CEBEL SAİD MADENİ VE WASHİNGTON HATTINDAKİ NÜKLEER PAKT
Duyurusu yapılan sahanın, 2014 yılından bu yana Suudi madencilik devi Ma'aden ile Kanada merkezli Barrick Gold ortaklığında yarı yarıya işletilen mevcut Cebel Said bakır madeniyle neredeyse aynı ismi taşıması gözleri bölgenin jeolojik yapısına çevirdi. Uranyumun mevcut bakır yatağıyla aynı formasyonda mı yoksa bağımsız bir kütlede mi yer aldığı henüz netleşmedi. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) kayıtlarında aynı isimli sahada, 100 metre derinliğe kadar yüzde 0,6 nadir toprak elementi içeren 23 milyon tonluk bir kayaç bulunduğu biliniyor. Vizyon 2030 stratejisiyle nükleer yakıtta dışa bağımlılığı bitirmeyi ve küçük modüler reaktörler kurmayı planlayan Riyad'ın, bu duyurudan hemen önce ABD ile uzun vadeli sivil nükleer işbirliği anlaşması imzalamış olması da dikkat çekti.
110 MİLYON TON NET REZERV ARTIŞI ANLAMINA GELMİYOR
Geçmiş yıllardaki verilerle Viyana'da zikredilen yeni rakamlar arasındaki metodoloji farkı kafa karışıklığını artırdı. 2020 yılında Guardian'ın aktardığı Pekin Uranyum Jeolojisi Araştırma Enstitüsü (BRIUG), Çin Ulusal Nükleer Şirketi (CNNC) ve Suudi Jeolojik Araştırma Kurumu raporlarında, ülkenin üç sahasında 90 bin tonun üzerinde doğrudan "kazanılabilir uranyum metali" bulunduğu iddia edilmişti. 2017'de ise KACARE yetkilileri 60 bin tonluk bir hacme işaret etmişti. Eski araştırmalar doğrudan saf uranyum metalini baz alırken, açıklanan 110 milyon tonluk veri yalnızca işlenmemiş ham cevherin toplam kütlesini ifade ediyor. İki hesaplama doğrudan kıyaslanamadığı için açıklamanın ülkenin net uranyum rezervini fiilen artırıp artırmadığı bilinmiyor.




