Tahmin ediyorduk ama bu kadarını değil.

Meğer, bu katil İsrail’in ağır savaş ve insanlık suçlarını işlerken üç devlete güvendiğini, üç devletle oyun kurduğunu ve üç devletten suçlarını örtbas etmek için diplomatik destek aldığını anlayamamışız.

T.C. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısırlı mevkidaşı ile buluşmasında tamı tamına şunları söyledi. Daha doğrusu ağzından kaçırdı:

"İsrail öldürmeye başlıyor, sonra Mısır'a geliyorlar, bize geliyorlar, aman diğer ülkelere söyleyin, savaşa girmesinler, tamam, hadi gidelim yaygınlaşmasın. İsrail İran'ın Büyükelçiliği'ni Şam'da vuruyor, ondan sonra Mısır'a geliyorlar, bize geliyorlar, ilgili taraflara gidiyor, aman müdahale edin, diğer devletler savaşa girmesin. Şimdi yine aynı şekilde İsrail HAMAS'ın liderini şehit ediyor, aynı şekilde aman müdahale olmasın. Arkadaşlar, bu artık sürdürülebilir bir pattern (şekil) değil. Biz bu oyun da oynamıyoruz artık. İsrail'in yaptığı her türlü kötülüğü Amerika'nın arkadan süpürmeye çalışması, hafifletmeye çalışması, kabul edilebilir bir pattern (şekil) olmaktan çıkmıştır. Artık tasmasını sahipleri eline almalı ve sahip çıkmalı. Bölge daha fazla İsrail provokasyonunu kaldıracak durumda değildir. Bunun altını çiziyorum. Bu uyarılarımıza kulak versinler. Bölgenin evlatları olarak, bölgenin insanları olarak bunu söylüyorum."

Bu açıklama gösteriyor ki, İsrail ne zaman çok ağır suçlar işlese, istinat ettiği üç devlete gidip, savaşın yayılmaması bahanesini diplomatik olarak kullanarak, bu suçlarının örtbas edilmesi ve ortalığın yatıştırması görevini veriyorlar. Bu ülkeler Türkiye, Mısır ve ABD’dir. Üç devlet İsrail’in üçayağı yani sacayağı.

Bu bilgiler, kafalardaki birçok soru işaretini aydınlatıyor.

Bu bilgiler iktidarın UAD (Uluslararası Adalet Divanı) ve benzeri organlara İsrail’den neden şikâyetçi olmadıklarını, neden başkalarının yaptığı şikâyete müdahil olmadıklarını, yurt içinde Millî Görüş kuruluşlarının yaptıkları İsrail yöneticileri hakkındaki suç duyurularını pas geçtiklerini açıklamaya yetiyor.

Bu bilgiler, İsrail ile diplomatik ilişkilerin neden askıya alınmadığını açıklıyor.

Bu bilgiler, İsrail’in çoklu devletler tarafından neden kıskaca alınıp ateşkese zorlanmadığını, İran, Irak, Suriye gibi devletlerin sınırları içinde alenen işlenen suçlara karşı neden işi ağırdan aldıklarını, araya kimlerin girdiğini açıklıyor.

Bu bilgiler diğer İslam devletlerinin İİT (İslam İşbirliği Teşkilatı) gibi platformların neden kınamaktan, lanetlemekten öte bir hareketin içine girmediklerini de açıklamak için ipuçları veriyor. Hem iktidar yöneticileri hem de halkımız şu kadar İslam devletinin neden sadece kınamakla yetindiğini birbirimize şikâyet edip duruyorduk. Meğer oyun içinde figüran olanlar böyle istiyormuş.

Demek oluyor ki, bu üç sacayağı devlet, İsrail’i büyük bir savaşın içine düşmekten her defasında kurtarmış. Bu üç devlette halk İsrail’e öfke kusmak için meydanlara inerken, yöneticileri İsrail’i büyük bir kuşatmadan korumak, kurtarmak için diplomatik ataklar içinde bulunuyormuş.

Aslında bütün bu olanlar karşısında şaşmamak gerek.

Mısır’a Sisi gibi bir darbeciyi İsrail-ABD getirdi. Şimdi hizmetlerinin bedelini elbette alacaklar, alıyorlar.

AKP iktidarını ise ABD ve Siyonist lobiler, İsrail’i korumak ve kollamak sözlerinin karşılığında desteklediler, elbette bu hizmetlerinin karşılığını almak istiyorlar. Bugüne kadar almış olduklarını görüyoruz.

Yalnız Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bu açıklamalarında “artık bu tür oyunların figüranı olmak istemediklerini” söyledi. İlk etapta dediği gibi UAD’ye elindeki belgeleri vererek müdahil olma hakkı için müracaat etti. Bu rezil oyunun tamamından çıkacaklarını söyledi. Acaba işin aslı olan BOP’tan ayrılacaklar mı? Biz ümit etmek istiyoruz. Bu sefer gereğini yapsınlar diye bekliyoruz. Ya da Hakan Fidan yüksek makamlara çağrılıp kulağı bükülecek ve zoraki olarak “oyuna devamı” mı sağlanacak?

Artık Siyonistlerin kuracağı oyunlarda figüran olarak değil, pattern değiştirerek bağımsız devlet olarak kendi kararlarımızı kendimiz alacağımız ümidi ile beklemekteyiz.

Bekliyoruz ki, Kürecik ve İncirlik gibi İsrail’i korumaya çalışan üs ve tesisler hemen kapatılsın.

İstiyoruz ki, İsrail’e enerji akıtan vana ve borular kapatılsın.

İstiyoruz ki, İsrail’e enerji veren şalterler indirilsin.

İstiyoruz ki tasmalı İsrail ile diplomatik ilişkiler askıya alınsın.

İstiyoruz ki, havaalanlarımız, limanlarımız, İsrail’e kapatılsın.

İstiyoruz ki, Filistinli kardeşlerimize her türlü destek ve ikmalimiz fiilen başlasın.

İstiyoruz ki, iktidar milletin sesine kulak verip o yönde icraata başlasın.

İstiyoruz!

 OYUNA GELMEK

 İş değil, oyuna gelip gelip gitmek,

İş o ki, oyunda galip gelip gitmek…

 Ekrem Şama

...