CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı kim olacak?

Geçen yazımda şu notu düştüm; “İlhan (Kesici) beyle alakalı bir not; Kesici, 1994’te yapılan yerel seçimlerde ANAP’tan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuş, Refah Partisi’nden aday gösterilen ve seçimi kazanan Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzde 25.1 oyuna karşı yüzde 22.1 oy alarak seçim yarışını kaybetmişti. Bir kez daha İstanbul mu? Olur mu dersiniz!..”

İlhan Kesici bu yazı üzerine bir not gönderdi.

İlhan bey yolladığı notunda mealen şunu söyledi; “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için çok hevesli değilim…”

31 Mart 2018’de yapılması planlanan mahalli seçimlere yönelik iktidar partisi AKP ve ana muhalefet partisi CHP dâhil siyasi partilerin İstanbul adayları henüz belli değil…

İstanbul demek Türkiye demek… Siyasi patiler bu sebeple İstanbul üzerine daha bir hassasiyet gösteriyor, haliyle…

Bakalım neler olacak?

HAYATI ÜÇ KELİMEYDİ: İLİM, TARİKAT VE MİLLÎ GÖRÜŞ

Seyda Molla Ahmet Bekiroğlu…

* Millî Görüşçü olmayı cihat bildi. Amerika’ya düşmandı. Ümmet ve İslam Birliği dediğinde gözleri heyecanla parlar, kelimeleri cesaretle şakırdı.

* Hanesinde televizyonu yoktu. Evine Millî Gazete’den başka gazete de sokmadı. Gazetenin tamamını okurdu.

* Davasının delisi, İslam’ın müdafii idi.

* Küfre ve tuğyana karşı başı dik idi. Müslümanların feryadını kalbinde duyandı.

* İslam uğrunda sürüldü, sorgulandı; hayatının birçok safhası mahkeme koridorlarında geçti.

* Cezaevinden korkmazdı. On yıl cezaevinde vaizlik yaptı.

* Eli doksan dokuzluk tespihinde, kalbi mücahidin mevzisindeydi.

* İlim öğretti. Cihat öğretti. Kınayıcıdan korkmadı.

* Müslüman gençlerin üzerine titrerdi. Çünkü şeyhi Haydar Baba ona, “Akıncı gençlerin hızını kesmemesini” öğütlemişti.

* ‘Dinlerarasıdiyalog’cuların yüzlerine karşı cami kürsülerinde, “Allah katında tek din İslam’dır” nidasını yükseltti.

* İnsanların evlerinde konuşmaktan korktukları hakikatleri kürsülerden haykırdı.

* Koltuk ve makamlar önünde eğilmedi. Politika ve takiyye yapmadı.

* Sabah namazı şöyle dursun, teheccüdü kaçırdığı vaki olmamıştır.

* Yürürken, otururken, bahçedeyken ağzından her daim cehri “Lâ ilâhe illallah” zikri ahenkli bir kısık sesle dökülürdü.

* Kâfirler bir İslam toprağına postallarıyla bastığında ciğerinden bir parça koptuğunu görürdünüz.

* Onuruyla yaşadı ve gitti. Ardında hâkim kılınacak bir mushaf, kutlu bir dava ve sürecek bir kavga bıraktı.

* Tekfir etmedi, ırkçılık yapmadı, mezhepçi değildi. İtikatta ehl-i sünnet ve’l-cemaat (Eşari), amelde Şafii idi.

* 1945 yılında Elazığ/Sarıcan’da doğdu. Âlimdi. İlmi ile amildi. Sarıcanlı Molla Bahri Tunç’un talebesiydi. Medresede icazetli bir müderris, dergâhta icazetli bir mürşitti.

Hayatı üç kelimeydi: İlim, tarikat ve Millî Görüş.

***

Seyda Molla Ahmet Bekiroğlu’nun 2 Aralık 2018 tarihinde, Malatya’da, saat 15: 00’te (bu Pazar günü, Kervansaray Restaurant/Çöşnük Mahallesi) Mevlid-i Şerif programı var. Program hayırlı olsun. Mekânı cennet olsun…

SAHİ, EK GÖSTERGE İŞİ NE OLDU?

Kamu çalışanlarından bazılarının ek göstergesinin 3600’e yükseltileceği ile ilgili verilen vaatler, beklenen müjdeler bugüne kadar gerçekleşmedi.

İddialara göre; 3600 ek gösterge, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a takıldı.

Hatırlayalım; Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Haziran seçimleri öncesinde hangi vaatlerde bulundu?

3600 ek gösterge bekleyen pek çok memur için Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Seçim Beyannamesi’nde 3600 ek gösterge vaadini verdi. Erdoğan, “Polis, öğretmen, hemşire, din görevlilerimize bir müjde vermek istiyorum. Diğer idarecilerimizin emeklilik ek göstergelerini 3 bin 600’e çıkaracağız” dedi. 

Erdoğan bu kesimin emekliliklerinde hizmetlerinin karşılığını alacağını da ifade etti; “Buradaki adaletsizliği inşallah gidermiş oluyoruz. Böylece ülkeleri ve milletleri için fedakârca çalışan bu kamu görevlilerimizin emekliliklerinde de verdikleri hizmetlerin karşılığını alabilmelerini temin ediyoruz.”

Polis, öğretmen, hemşire, din görevlilerinden mailler alıyorum, “Bu söz ne zaman yerine getirilecek?” diye…

Üzerimde kalmasın, iletmiş olayım…

HEEEY O ARKADAŞ! TEŞEKKÜRLER!

Geçenlerde Bezmialem Üniversitesi Hastanesi’nden çıkışta tekerlekli sandalyede çantamı unuttum. Bıraktığım yerde aradım bulamadım. Birileri o çantamı bulunduğu yerden aldı. Çantamı alan o kişiye buradan şöyle seslendim;

- “Heeey arkadaş! O çantada para edecek hiçbir şey yok. Yazılarımın yer aldığı flash bellek ve kişisel eşyalarım var. İmam hatip lisesi mezunları ile yaptığımız son programdan basılı fotoğraflar var. İçinde 10-15 TL kadar bozuk para var. O paraları al ve çantayı Bezmiâlem Güvenlik Şefi Alper Bey’e teslim et, lütfen! Teşekkürler!”

El koyan her kimse çantayı Bezmialem Üniversitesi Hastanesi güvenlik elemanlarına teslim etti. “İçinde 10-15 TL kadar bozuk para var. O paraları al ve çantayı Bezmiâlem Güvenlik Şefi Alper Bey’e teslim et, lütfen!” demiştim ya hani! Aynen yazıda ifade ettiğim gibi yaptı. Bozuk paraları aldı ve çantayı teslim etti. Helali hoş olsun!

Heeey o arkadaş! Teşekkürler…