Müslümanlar arasında önü alınmaz fitnelerin başlamasına sebep olan İbni Sebe, sadece savaşların çıkmasına değil aynı zamanda etkisi günümüze kadar devam eden itikadi sapmaların oluşmasına ve ümmet birliğinin parçalanmasına da neden olmuştur.

Dr. Sa’di el- Haşimi, “İbn Sebe, Hayali Değil Gerçek Bir Kişidir” isimli eserinde bu adamın inanç ve bid’atlerini anlatmaktadır. Kitabının bir yerinde İbn Sebe’den etkilenen raviler başlığını kullanmıştır. Bu bölümde İbn Sebe’nin en büyük bid’atinin vasilik meselesi olduğunu bildirmiştir. Hz. Ali’nin, Allah Resulü tarafından vasi tayin edildiği iddiasını ortaya atan kişi bu adamdır. Yani Allah Resulünden sonra bu ümmetin başına halife olarak bizzat Hz. Ali’nin tayin edildiğini söylemiştir. Yine ilk kez Hz. Ali’nin düşmanlarından beri olduğunu ilan eden kişi de bu adamdır. Kendisi Hz. Ali’ye muhalefet edenlerin kâfir olduğunu ilk kez dile getirmiştir. Aynı şekilde Şii fırkalar içinde ilk olarak Hz. Ali’nin peygamber olduğunu iddia eden kişi de bu adam olmuştur. Yine Hz. Ali’nin ilah ve Rab olduğunu ilk kez söyleyen bu adamdır. Allah Resulünün ve Ali’nin öldükten sonra tekrar dünyaya döneceğini söyleyen bu adamdır. Ali’nin dabbetü’l-arz olduğunu her şeyi yaratan ve her şeyin rızkını veren olduğunu da söylemiştir. 

İbni Sebeciler kendilerinin ölmeyeceğine ve ölümden sonra uçacaklarına inandıkları için onlara uçanlar ismi de verilmiştir. Onlardan bir grup Ruhu’l-Emin’in imamlarına hulul ettiğine inanmaktadır. Yani ruhların tenasühüne inanmaktadırlar. Yine şöyle demişlerdir: “İnsanların ulaşamadığı bir vahyi elde ettik.” Yine “Ali bulutlardadır, gök gürültüsü onun sesi, şimşek ise kırbacıdır” demişlerdir. İşte İbn Sebe ve peşinden gidenlerin öne çıkan en meşhur inançları bu şekildedir. Böylesi inançlarından dolayı gulat (aşırı) Şii olmuşlardır.” (Dr. Sa’di el-Haşimi, İbn Sebe’den Etkilenen Raviler, 19-20)

Bir fikir ve inanç manzumesi olan Rafızilik birden bire oluşmuş bir sistem değildir. Bu oluşumun geçirdiği aşamalar ve gelişmeler vardır. Ancak temel prensipleri İbn Sebe tarafından oluşturulmuştur. Bunu Şia’nın kendisi de itiraf etmektedir. Evet, onlar Hz. Ali’nin peygamber tarafından imam ve vasi tayin edildiğini ilk dile getiren kişinin İbn Sebe olduğunu söylüyorlar. Hz. Ali’nin nas ile imam tayin edildiği meselesi Rafızi Şiiler için temel akidedir.

Şiilerce en muteber kitaplardan birisi sayılan el-Kâfi isimli kitapta Ebu Hasan’dan şöyle nakledilmiştir: “Ali’nin velayeti peygamberlere gönderilen bütün kitaplarda açıkça yazılıdır. Allah gönderdiği her peygamber ve kitapta Muhammed’in nübüvvetine ve Ali’nin vasiliğine özellikle vurgu yapmıştır. (Usulu’l-Kafi, 1/ 437, İmamiye Şiasının Asli İnancı, 1/ 71)

Rafızi kitaplarında dahi şu tespitler yer almaktadır: “İlk kez Allah Resulünün yakını, damadı ve aralarında sıhriyet akrabalığı olan Ebu Bekir, Ömer, Osman ve diğer sahabeler hakkında tekfir dâhil ileri geri konuşanların İbn Sebe ve onun peşinden gidenlerdir. Bu onların inancının gereğidir. Zaten temel ve asli kitaplarında bu konu açık bir şekilde dile getirilmiştir. Görüldüğü gibi kitaplarında İbn Sebe, Hz. Ali’nin geri döneceğini söylemektedir. (Kumi, Makalat ve’l-Firak, 21)

İbn Sebe, aynı zamanda Ali ve Ehli Beyt’in birtakım gizli ve sırlı ilimlere vakıf olduğunu iddia etmiştir. Hasan bin Muhammed bin el-Hanefiyye,  İrca risalesinde bu konuya işaret etmiştir. Bu mesele Şiilerde akidevi konulardan olmuştur. Buhari’de geçen rivayetlere göre bu anlayış çok erken dönemlerde ortaya çıkmıştır. Daha hayatta iken Hz. Ali’ye Kur’an-ı Kerim’de olmayan veya halkın sahip olmadığı bir şey (ilim) sizde var mı diye sorulmuştur. Ali böyle bir bilgiyi veya ayrıcalığı kesin bir dille reddetmiştir. (Buhari, İlim (Fethu’l-Bari: 1/ 204)

Tehzibu’t-Tehzib: 2/ 32

Bahsini yaptığımız konular Rafızilerin en önemli akidevi meselelerindendir. Hz. Osman’ın (r.a.) öldürülmesinden hemen sonra ve Hz. Ali (r.a) döneminde ortaya çıkmıştır. Tam olarak belli bir grubun kabul ettiği anlayış haline gelememiştir. Çünkü bu anlayış başını kaldırır kaldırmaz Ali (r.a) tarafından kendisinden savaş açılmıştır. Ancak bu olayların akabinde Sıffin savaşı, hakem olayı, Hz. Ali’nin ve oğlu Hz. Hüseyin’in öldürülmesi gibi gelişmeler, bahsini yaptığımız akidenin ortaya çıkmasına ve gelişmesi için uygun ortamların oluşmasına neden olmuştur.