Sezai Karakoç, Yahya Kemal şiirini

ve şiirinin işaret ettiği dünyayı özgül bir şekilde nitelendirirken, "bozgunda fetih düşü" der.

İçerdiği ibret, yeni yorum ve değerlendirmelere hep açık olma istidadı taşımasıyla, peygamberine bir örnek olmasıyla Uhut Savaşı nı da Müslümanların bozgunu yaşadığı bir fetih başlangıcı şeklinde nitelendirmek olasıdır. Fetih, Mekke nin fethidir ki Allah Rasulü nün kutsal tebliğinin hem hatimesidir, hem Müslümanların uygarlık yürüyüşünün bidayetidir. Bu yönüyle Uhut ta vuku bulan her bir olay, ayrıntı gibi gözüken herhangi bir davranış, sarsılmaz bir ilkeyi işâret eden bir anlamlılığı içerir. Kuzman ın hareketi, nasıl İ layı Kelimetullah uğrunda mücadelede saflığı ve özgeciliği sarsılmaz bir ilke olarak çağrıştırırsa, Hanzala nın saffeti, fedakârlığı, gayreti ve azimeti de, olumlu bir örnek olarak ortaya konulur.

Hanzala bin Ebi Âmir, neredeyse savaşın bozguna dönmeye ramak kaldığı esnada vuruşmaya katılır. Müşriklerin göreceli bozulup dağıldığı sırada, Hanzala, Ebû Süfyan ile karşılaşır. Önünü keser ve atının bacaklarına vurur. At, iki bacağı arasına kuyruğunu sıkıştırarak arkaya düşer. Ebû Süfyan da yere kapaklanır. Kureyş topluluğundan, Ebû Süfyan bin Harb olarak; "Hanzala beni kılıçla boğazlamak istiyor!" diyerek feryat eder. Ama herkes kendi canı derdine düştüğü için duydukları feryada kulak asmazlar. Ancak biri, Şeddad bin Esved bin Şeub koşup gelerek Hanzala yı arkasından mızraklar. Karşılık vermek isteyen Hanzala aldığı bir ikinci darbeyle yere düşer ve şehadet şerbetini içer. Gerçekten ve Allah Rasulü nün muştulamasıyla kesin şehadet mertebesine geçer.

Kurtularak kaçan Ebû Süfyan, Bedir Savaşı nda öldürülen oğlu Hanzala nın öcünün böylece alındığını da söyleyecektir.

Hanzala nın şehadeti gerçekleşince Allah Rasulü: "Ben, Hanzala yı, meleklerin, gökle yer arasında, gümüş bir tepsi içinde yağmur suyuyla yıkadıklarını gördüm" buyurarak, sahabilere muştuyu bildirdi.

Ebu Üseyd Saidi; "Gidip ona baktık. Başında yağmur suyu akıyordu. Döndüm, bunu Rasulullah a haber verdim" diye bildirir.

Allah Rasulü, birini gönderip Hanzala nın hanımından bunun nedenini sordurur. Hanımı, Uhud a yetişmek için acele ettiğinden boyabdesti almayı unuttuğunu söyler. Onun için Hanzala "Gasîlül melaike" (x) (Meleklerce yıkanmış) olarak anılacaktır.

Bir rivayete göre, bir iş seyahatinden dönen Hanzala, eşinden Uhut Savaşı haberini duyar ve savaşa katılmadan önce eşiyle birlikte olur. Boyabdesti almaya zaman ve fırsat bulamayarak Uhud a koşar.

İnsan olarak beşeri duyguların doğal tezahürü içinde Hanzala , İlayı-Kelimetullah uğrunda ivasız-garazsız, tam bir safiyet, saffetlik içinde hareket eder. Öylece somut bir önek, bir timsal olma konumu kazanır.

(x) M.Asım Köksal: İslâm Tarihi, c. 3, İrfan Yayınevi, İstanbul 1971, s. 99-100.