Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz konusunda iktidar sözcülerinden o kadar farklı sözler sadır oluyor ki hangi birisine inanacağımız konusunda şaşırıp kalıyoruz! 

Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik AB üyelerine yeni zirve yapma teklifinde bulunurken Cumhurbaşkanı Erdoğan “artık peşlerinden koşulmayacağını” ilan ediyor!

Ve “ne kadar ekmek o kadar köfte” diyerek iktidarın bu konudaki kararlılığını ortaya koyuyor!

Hâl böyle olunca da Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik’in zirve talebini anlamakta zorluk çekiyoruz!

Hani peşlerinden koşmayacaktık?

Hani ne kadar ekmek o kadar köfteydi?

Böyle bir kararlılık söz konusu iken yeni zirve talebi neyin nesi oluyor?

Kafamızı karıştıran açıklamalar sadece bunlar değil!

Başbakan Yıldırım da Avrupa Birliği’nin bize “madik” attığını ilan ediyor!

“Madik atıp verdikleri sözlerin üzerine yattıklarını” dile getiriyor!

İnsan kendisine “madik atanlara” bir daha “zirve yapalım” talebinde bulunur mu?

Sanırız iktidar sözcülerinin bu birbirleriyle çelişen açıklamaları Avrupa Birliği üyelerinin de gözünden kaçmıyor!

Ve kendilerine yönelik açıklamaları “kuru-sıkı tehditler” olarak kabul edip fazla ciddiye almıyorlar!

Bu nedenle de, “Biz ne kadar istersek o kadar köfte vermek zorundasınız” edasını hiç terk etmiyorlar!

“Bizsiz yapamazsınız, peşimizden mutlaka koşarsınız” tavrı da değişmiyor!

Çünkü kısa bir süre önce iktidar sözcüleri tarafından Avrupa Birliği kapısında “sabırla beklediğimiz” açıklanmıştı!

Bir yanda, “Avrupa Birliği kapısında sabırla bekliyoruz çünkü biz bir Avrupa ülkesiyiz” diyenler var bir yanda ise, “Artık peşinizden koşulmayacak” diyenler var!

Avrupa Birliği ülkeleri sanırız ilk açıklamayı yapanları daha çok ciddiye alıyorlar!

Allah-u âlem, “Yarım asırdır kapımızda bekleşip duranlar bir çırpıda bizi terk edemezler” diye düşünüyor olmalılar!

Ne yalan söyleyelim Avrupa Birliği’ne kafa tutan, rest çeken açıklamalar nefsimize çok hoş geliyor!

Ama hemen yanı başında şu “yeni zirve” talepleri olmasa! “Çünkü biz bir Avrupa ülkesiyiz” açıklamaları olmasa!