Soğuk Savaş sonrası kendilerini dünyanın tek süpür gücü olarak gören ABD birey ve toplumların tarihi hafızalarını, zihinsel birikimlerini ve yer altı kaynaklarını sömürebilmek için her yolu denedi. Kapitalist emellerine ulaşabilmek için insanları acımasızca katleden bu zihniyet önce yeryüzünün dinamiğini, adaleti katletti. Vicdani duyarlılığını tamamen yitiren sömürgeci zihniyet yeryüzünde taş üstüne taş bırakmadı. Artık nerde bir katliam, nerde bir acı ve gözyaşı varsa anlıyoruz ki, orada bu zihniyetlerin iştahını kabartacak kaynaklar mevcut. Allah’ın tüm insanlık için yarattığı kaynakları tek ellerinde bulundurmaya çalışan zorbalar kendilerini yeryüzünün hâkimi olarak görüyorlar.

Geçtiğimiz günlerde kedilerini maddi güç üzerinden tanımlayan ABD halkının, Allah’ın üzerlerine yağdırdığı kasırga karşısında büyük bir korkuya kapıldıklarına ve panikle kaçışmaya başladıklarına şahit olduk. Suriye’de, Arakan’da, Irak’ta, Sudan’da, Libya’da, Filistin’de, Yemen’de Mısır’da çocuk, genç yaşlı demeden katledenler, Allah’ın gücü karşısında ne ürettikleri savaş araçlarının ne de sahip oldukları mülkün bir geçerliliğinin olmadığını fark edip çaresiz kaldılar.

Vicdani duyarlılığını yitirmiş zalim kişi ya da kişilerin en belirgin özelliği korkak olmalarıdır. Bunu bir asra yakındır Filistin’de Müslümanları katletmeye devam eden Siyonist askerlerin gözlerindeki tedirginlikten de anlayabilirsiniz. Zira zulmeden kişi gücünün sınırlı olduğunun farkına varır ve bu onun için büyük yıkımdır. Allah’la bağının zayıf olması ise onu çıkmaz bir sokağa sürükler ve korkularını arttırır.

İlginçtir kasırga tüm hızıyla devam ederken bir genç, tıpkı rol modelleri olan babalarının yaptığı gibi eline silahı alıyor ve ateş etmeye başlıyor. Elindeki silahı ateşleyerek her sorunu çözebileceğini sanıyor. Zaten başka bir çözüm yolu da bilmiyor. Barış, huzur, adalet gibi kavramlara tamamen yabancı… O gün gencin bu tavrını destekleyen on binlerce Amerikalı kasırgaya karşı ateş açmaya karar verdiler. İşte hakim kesimin halkına empoze ettiği çarpık düşünce bundan ibaret… Şiddet, şiddet, şiddet…

Dünya elbette hep böyle dönmeyecek, zalimlerin zulmü ebedi devam etmeyecek. Zira Resulullah “Mazlumun bedduasından sakının çünkü onunla Allah arasında bir perde yoktur” buyurmaktadır. Bugün yeryüzünün her zerresinden ah sesleri ve beddualar yükseliyor. Katledilen bebelerin, yaşlı, genç kadın erkek masum insanların haklarını alacakları bir gün gelecek elbette. Rabbimiz dünya üzerinde bu sorumluluğu Müslümanlara yüklemiştir. Fakat ne acıdır ki, BAE ve Suud gibi ülkelerin yardım ve destekleri, Yemen’de, Suriye’de, Irak’ta, Myanmar’da katledilen açlığa ve yoksulluğa maruz bırakılan insanlara değil, bu insanları mağdur eden zorbalara ulaşıyor. Mülteci durumuna düşen onlarca insan çaresizliğe teslim olmuşken ve çocuklar göz göre göre açlıktan ölürken ruhları satılmış işbirlikçiler kendilerin dünyanın efendisi olarak gören ABD ye yardım yağdırıyor.

Biz şundan eminiz, masum insanların gözyaşları üzerine kurulmuş olan uygarlıklar eninde sonunda ömürlerini tamamlayacaktır. Bu toplumların tarihe ektiği zifiri karanlığın bedelini ise onların torunları ödemek zorunda kalacaklar. İnanıyoruz ki o günler çok da uzağımızda değil.