İmece usulüyle yapılan hizmetlerin bir kısmı bütün köyü veya mahalleyi ilgilendiren hayır hizmetleri olduğu gibi bazen bir kişinin, başaramayacağı bir işe komşuların veya arkadaşların el atmasına da imece usulü denir.
Bizim köyde ev yapana, evlenene yardım edilir.
Ev yapacak çatıdaki kirişi dağdan kesip getirmek tek veya iki kişinin, at, katır, öküzlerle getirilemeyecek sarp yerlerdendir.
İşte o kirişi dağda mal sahibi kesip yonttuktan sonra bir Cuma günü dostlarına haber verir, on kadar insan birlikte giderler.
Kirişin ön tarafına sağlı sollu iki güçlü kuvvetli delikanlı koyulur.
Orta kısmına da yine aynı güçte iki yiğit koyulur, arka kısmına da aynı derecede iki yiğit koyulur.
Kiriş, omuzlara alınır ve yolu olmayan dağdan köye doğru yürünürken yük altına girmeyen, alnı terlemeden yaşayan, iş yapmayan ama iş beğenmeyen tantanacı iki kişi “Haydin, dayanın, sen kaytarıyorsun, hile yapma, arkadaşına kayış atma….” gibi gürültü çıkarır.
İki kişi de güçlü kuvvetlidir ve yedekte durur, hafif yorulan, kaza geçirenlerin yerine geçerler.
Bu türden şeyler, şehirde de olur.
Sabah kalkmış, araba çalışmıyor. Arabanın itilmesi gerekir. Hemen çevreden tanıdık tanımadık insanlarımız arabaya el atıp çalışmasına yardım ediyorlar.
Çöp bidonlarından günlüğünü kazanan, ülke ekonomisine katkıda bulunan, elleri kirli, kalbi temiz insanlarımızdan birinin kendi çektiği arabasının yokuşu çıkamadığını gören kahvehane müşterilerinin yardım ettiğini gördüm ben.
Goygoycular, tantanacılar, zevzekler, gubuzlar… Her dönemde olmuş, şimdi var, bundan sonra da kıyamete kadar olacaklar.
Sevgili Peygamberimiz de bunlardan hoşlanmadığını:
Tahricü Ehadisi Zemahşeri Nahl Sûresi…
******
“Kıyamet günü bana en sevimli ve mecliste bana en yakın olanınız, ahlakı en güzel olanınızdır. Kıyamet günü bana en sevimsiz ve bana en uzak olanlarınız da serserice konuşanınız ve boşboğazlık yapanınız ve mütefeyhik olanınızdır.”
Sahabe, “Ya Rasülellah, serserice konuşanlarla boşboğazları anladık ama mütefeyhik nedir?” dediler. Allah’ın Rasülü, ‘mütefeyhik (yukardan bakarak üst perdeden konuşan) kibirlilerdir’ buyurur.” (İç Anadolu Türkçesinde bunlara “gubuz” denir.)
(Tirmizi, Sünen, K. Birr ve sıle, bab 71, meali’l-ahlak, Ahmet, Müsned, Ebu Sa’lebe el Huşeni rivayeti, İbni Hıbban, Sahih, K. El-Birru ve’l-İhsan, hadis no 483, Elbani, “sahih”tir diyor.)
Köyümden İstanbul’a kadar bulunduğum her yerde tanıdığım, İslam’a hizmet konusunda yol makineleri gibi ağır gidip devamlı çalışanları gördüm.
Bu çalışkan insanlara bakıp bakıp, “Böyle tembel adamlarla işi bitmez, şunun yürüyüşüne bak, yaptığına bak…” gibi tenkit ederek kendini mücahit sayan insanlarımız, öğrenciliğim, imamlığım, mürakıblığım ve vaizliğimde gördüklerim nasılsa yine onlar, dün evliya dediklerine bugün eşkıya diyorlar; dün eşkıya dediklerine evliya demeye devam ediyorlar.
Kendileri ellerini ceplerinden çıkarmıyorlar ki, taşın altı onların elini hiçbir zaman görmedi.
Bu türlerden, Rabbimizin de hoşlanmadığını haber verir:
“Ey iman edenler yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.” (Saf Sûresi ayet 61/2-3)
Görmedin mi? Onlar her vadide şaşkın dolaşırlar.
Onlar, yapmadıklarını söylerler. (Şuara Sûresi ayet 26/226-227)
Bu gubuz, boşboğaz, tantanacı, zevzekleri de Allah celle celalüh yaratmıştır.
Hiçbiriyle bağlarımızı koparmayacağız.
Dün dediklerini bugün hatırlamadan, aramıza söylenenleri perde yapmadan, ilişkilerimizi devam ettirmeye çalışacağız.
Malzeme bu...