Dünyanın kötülük merkezi İsrail, Filistinli esirleri idam etmeye hazırlanıyor. Gazze’de, Batı Şeria’da, Kudüs’te esir alınan Filistinliler, İsrail cezaevlerinde işkence ve zulmün her çeşidine maruz kalırken, idam yasasının İsrail Meclisi’nden geçmesiyle birlikte şimdi de dünyanın gözleri önünde adım adım idama götürülüyorlar. Huzur bozucu Siyonistler, bu skandal kararı bir zafer edasıyla kutlamaya devam ederken uluslararası kamuoyundan gelen cılız tepkiler İsrail’i geri adım attırmaya yetmiyor. Hükümetlerin kuru kınama mesajları ise zaten hiçbir işe yaramıyor.

İsrail hükümetini oluşturan aşırı sağcı ırkçı partiler sevinç çığlıkları atıyor. İktidar ortaklarından Yahudi Gücü Partisi’nin elebaşı Itamar Ben Gvir isimli azılı Siyonist, idam yasasının meclisten geçmesini tatlı dağıtarak, şampanya patlatarak, üzerine idam ipi basılmış pasta keserek kutladı. Sadece o değil diğer Siyonist zalimler de çirkin eylemleri ve Filistinlileri tahkir edici paylaşımlarıyla İslam dünyasına ve dünyanın vicdanlı insanlarına nispet yapıyorlar. En güçlü biziz, bizi hiçbir güç durduramaz diyorlar. Kibirleri gözlerini kör etmiş durumda. Oysaki tarihte nice kibir abideleri yerin dibine gömüldü. Firavunlar, Nemrutlar, Calutlar, Ebreheler, Ebu Cehiller hepsi ilelebet zulmedeceklerini, mazlumların kanı üzerinde hüküm süreceklerini sanmaktaydı ama Allah’ın Kahhar ism-i şerifinin tecellisiyle devrilip yok oldular. Soykırımcı İsrail’in zalim yöneticilerini de bir gün aynı akıbet bekliyor.

Rabbimizin, hakkın batıla üstün gelmesi adına müminlere yüklediği vazifeleri yerine getirmekten kaçınan, kendilerine güç ve imkân bahşedildiği halde zalimlerin iş birlikçisi olmayı tercih edenleri de pek iyi bir akıbet beklemiyor. 2 milyara yakın nüfusa sahip İslam dünyası bir avuç Siyonist Yahudi’nin elinde oyuncak olmuşsa, burada durup düşünmemiz gereken çok önemli hususlar, almamız gereken çok önemli dersler var demektir. Dönüp dolaşıp İsrail’le anlaşma masasına oturan, İsrail’in en büyük suç ortağı olan ABD Başkanı Donald Trump’a övgüler dizen Müslüman ülke yöneticilerinden Filistinli mahkûmları kurtarmaya yönelik bir adım atmalarını beklemek zaten saflık olur. Gazze’de 100 bine yakın masum katledilirken ne yaptılar ki, Filistinli esirlerin idam edilmelerini engellemek için de bir şey yapabilsinler? İslam dünyası, halklarıyla, yönetimleriyle esaslı bir şuurlanma sürecine girmeden, kendine çekidüzen vermeden bu zulümlerin ardı arkası ne yazık ki gelmeyecek.

Şairin dediği gibi: “Hâkimler mahkûm olmuş, mahkûmlar hâkim şimdi. Hakların temeline sanki bir volkan düştü.” Filistin coğrafyasında ev sahibi olmalarına rağmen yerlerinden yurtlarından kovulan, sürgün edilen envai çeşit silahlarla soykırıma uğratılan Filistinli mazlumlar kendi topraklarında hırsızların yargılamalarına maruz kalıyor. Ev sahibi mahkûm, hırsız ise hâkim olmuş, ne acı bir tablo.

Yaklaşan seçimleri de göz önüne aldığımızda İsrail’in aşırı sağcı, İslam düşmanı hükümet ortakları, idamlar konusunda geri adım atmayacak gibi duruyor, yakında acı haberler duymaya başlayabiliriz, her gün bir ya da birkaç Filistinli mahkûmun Yahudi cellâtlar tarafından idam edildiği haberlerini almamız an meselesi. Yapabilecek çok şeyleri olmasına rağmen hiçbir şey yapmayan İslam dünyasının etkisiz yöneticilerine kızgınlığım bir yana şu muhteşem ayetin verdiği ilhamla geleceğe hâlâ umutla bakmaya devam ediyorum: “Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları cezalandırmayı, gözlerin dışarı fırlayacağı dehşetli bir güne ertelemektedir.”

Nihai hüküm zalimlerin değil, Kadir-i Mutlak olan Allah’ındır. İnandık ve itaat ettik…