Köyde kötü bir olay olsa Hatice bacı "Eden kendine eder guzuuum" dermiş.
Köyde çok iyi bir iş meydana gelse yine "Eden kendine eder" dermiş.
Bunun bu sözünden gıcık kapan komşu kadın bu söze şaşar ve "Yahu bu adam öbürüne kötülük yaptı. Kendine yapmadı ki" dermiş.
Bir gün Hatice bacı ıstarda halı dokurken öbür kadın zehirli börek yapmış ve Hatice bacıya getirmiş ve "Börek yaptım, ümüğümden geçmedi, sana da getirdim" demiş ve oradan sıvışmış.
Hatice bacı da "Başa gelince yerim" derken köyün alt tarafından geçen kamyondan bir delikanlı iner.
Öbür kadının gurbetteki oğlu koşarak eve giderken Hatice bacıyı görür anasının evde olup olmadığını sorar. Hatice bacı da "Guzuum kime niyet kime kısmet. Annen börek getirmişti. Sıcacık yiyiver" der.
Aç olan delikanlı zehirli böreği yer ama annesini göremez.
O anne de "Eden kendine eder" demeye başlamış.
Birçok Atasözümüzün kaynağı ayet ve hadislerdir.
Değerli hocalarımız hayatı ayet ve hadislerle şekillendirdikleri günlerde Atasözlerimiz de etkilenmişler.
Rabbimiz "Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötülük yaparsanız, kendinize yapmış olursunuz. (İsra suresi ayet 7) buyurmuş.
Bu ayet aslında kendi yaptıkları kötülükler yüzünden tarih boyu kendi ırkının kırımına sebep olan Yahudileri haber verir.
Kur an-ı Kerimin her ayeti aynı zamanda bizi ve bütün insanlığı bazen örnekleme yoluyla eğittiği için bu ayet doğrudan bizi de eğitir.
Bu ayet halkımızın dilinde "Eden kendine eder" haline gelmiş.
Tarlaya tohum atarsanız meyvesi size aittir.
Toprağa çiçek ekerseniz kokusu ciğerlerinizi, rengi gözlerinizi aydınlatır.
Bülbüle su verirseniz kulaklarınız ve ruhunuz bülbül sesiyle göğsünüze sığmaz olur.
Köpeğinize yaptığınız iyilik sizi düşmana karşı korur.
Köpeklerin fazileti üzerine bundan 1100 sene önce kitap yazan değerli hadisçilerimizden Muhammed bin Halef el Merzübani (öl. Hicri 309, Miladi 922) eserinde bir devlet başkanının yolu üzerinde "Köpek baba" türbesi gördüğünü, türbenin üzerinde "Köpeğin macerasını filan köyden sorun" yazılı olduğunu, köye gidildiğinde yaşı yüzün üzerinde bir ihtiyarın "Bu köpek bir sultanındı. Sultan ne yerse o da ondan yerdi. Bir gün ormana gezintiye çıktığında tirit ve süt götürmüşlerdi. Ormanda gizlice bir yılan sütten içti ve zehirini de süte bırakıp gitti. Yılan kaçınca köpek ulumaya başladı. Sultanın sütü içmemesi için çok havladı ama anlatamadı.
Sultan tam kaşığını süte daldıracağı sırada köpek yerinden sıçradı ve süt kapından içmeye başladı ama derhal olduğu yere yığıla kaldı ve öldü. Bunun üzerine sadakatin örneği olsun diye Sultan bu türbeyi yaptırdı" diye anlatır. (Merzübani, Fazl-ül Kilab sayfa 10, Dar-ül Kütüb-il Mısrıyye, Mısır)
Sultanın, köpeğine yaptığı iyilik yine kendisine dönüyor.
Atalarımızın "Taş atana ekmek at" sözü, Allah (c.c.) ın "iyilikle kötülük bir değildir. Sen kötülüğü en güzel şekilde sav. O zaman bir de bakarsın ki seninle aranda düşmanlık olan kişi sıcacık bir dost oluvermiştir." (Fussılet 41/34) ayetinin deyimleşmiş halidir.