Oturduğumuz binanın altını köşe bucak araştırdığımız, e-Devlet ekranlarında kırmızı çizgileri santim santim takip ettiğimiz günlerde ekrandaki haritaya bakıp derin bir oh çekenlerin uykusunu kaçıracak gerçeği bizzat işin uzmanı duyurdu. Milyonların tek güvencesi o haritalardı oysa. İşin aslı hiç de öyle değil.
Görünmez Tehlike: Denizaltındaki Kırıklar
Sosyal medya hesabından hayati bir uyarı metni kaleme alan Prof. Dr. Osman Bektaş, diri fay haritalarının kesinlikle doğrudan bir "deprem haritası" gibi okunmaması gerektiğini vurguladı. Neden mi? Çünkü haritalandırma süreçleri maalesef kusursuz işlemiyor.
"Haritada fay yok diye deprem olmaz denilemez" diyerek ezberleri altüst eden Bektaş; henüz keşfedilmemiş, kayıtlara geçmemiş ya da karanlık sularda, denizaltında pusuya yatmış kırıkların varlığına dikkat çekti.
4,5'lik Sinyaller
Sadece haritadaki eksikler değil, yeraltındaki o karmaşık mekanizma da tehlikenin boyutunu katlıyor.
Uzmanın aktardığı detaylar hayli çarpıcı. Yeraltında "yavaş kayma" (creep) şeklinde hareket eden aktif faylar var. Bunlar devasa sarsıntılar üretmiyor. Sessiz sedasız, 4,5 şiddetinden bile küçük sarsıntılarla ilerliyorlar. Yani bir fayın literatüre "diri" olarak geçmesi için ille de geçmişte 5,5 ve üzeri bir afet koparması gerekmiyor. Ufak ufak sallayan ama alttan alta büyük bir felaket barındıran bu hatlar, aslında o noktanın canlı ve tetikte olduğunun en net kanıtı.
DİRİ FAY HARİTASI, DEPREM HARİTASI DEĞILDIR!
— Prof. Dr. Osman Bektaş (@profobektas) August 11, 2026
Haritada fay yok diye deprem olmaz denilemez.
Gizli, henüz haritalanmamış ve denizaltı fayları haritalarda eksik kalabilir.
Üstelik creep yapan aktif faylar büyük deprem üretmeden de hareket edebilir; M4,5 den küçük depremler
Bartın Gerçeği Yüzümüze Çarptı
Kağıt üzerindeki bu ürkütücü ihtimaller, Türkiye'nin afet hafızasında aslında çok kanlı bir yere sahip.
Karadeniz sahil şeridini sessizce tehdit eden o denizaltı fayı, sadece haritalardaki zayıf bir çizgi değildi. 1968 yılında Bartın'ı adeta yerle bir eden 6,6 büyüklüğündeki yıkıcı deprem, felaketin ta kendisiydi. Prof. Dr. Bektaş bu acı tecrübeyi hatırlatarak, risk bilincinin sadece ekranlardaki çizgilere bırakılamayacağının altını kalın çizgilerle çizdi.
Gözler şimdi, bu keskin uyarının ardından mikro bölgeleme ve detaylı zemin etüdü çalışmalarını hızlandırması beklenen yerel yönetimlerin atacağı acil adımlara çevrildi.





