Dağ, bizim seslerimizi bize aynen geri gönderir, aksi
seda meydana getirir de neden bizim de dağın yankısı olduğumuzu hatırımızdan
geçirmeyiz
Dağ başındaki dumandan daha fazladır başımızda dolanan ak
ve kara bulutlar.
Dağın başındaki kara dumanın sıcaklığını beyaz kar alır.
Bizim başımızdaki kara dumanların ateşini kuzey kutbunun
buzulları soğutamaz ama Hasbünellah/Allah bize yeter inancı ve sözü, kara
bulutlarımızı poyraz rüzgârı gibi dağıtır.
Dağ üstünde bağ olur. Bahçeler be bağlarda insanlar
dağı da bağı da yaratana şükrederler.
Bizim de bağrımızda yaralar açan düşmanların
kurşunlarının dağlamasını dünyanın herhangi bir yerinden bir Müslümanın
bağlaması, merhem olması dağ üstünde bağ gibi gelir.
Filistin e, Kaşgar a, Karabağ a, Myanmar a, Kafkasya ya,
Afganistan a, Somali ye... yapılan
yardımlar, yüreği dağlanan Müslümanların gönlüne bağ gibi gelir.
Hem yüreğinde bağ yeşilliği ve serinliği meydana getirir,
hem yaralarına bağ/sargı olur.
Dağına göre duman sözünde olduğu gibi her insanın da
başının dumanı ayrı olur.
Çankaya da oturanla, bodrumda kalanın derdi de sefası da
ayrıdır.
Holdingin başında oturanla, holde volta atanın havası da
aynı değildir.
Dağı baştan ayağa gözlüyorum. Başındaki bitki ile
ayağındaki farklıdır.
Her dağın kendine özel bitkisi vardır.
Biz mi dağa benziyoruz, yoksa dağ mı bize benziyor
Her insanın kendine has özellikleri vardır.
Dağdaki madenleri keşfedecek mühendise ihtiyaç olduğu
gibi insanımızı da keşfedecek insan mühendislerine ihtiyaç vardır.
Dağdaki ırmaklar, nehirler ve çaylar bazen boz bulanık aksa
da genellikle berrak ve dupduru akarlar.
Bizim de içimizde nice nehirler akar, bazen boz bulanık
ama çoğunlukla duru.
Dağlarda acı su, tuzlu su, asitli su çok az bulunur.
Genellikle tatlı, soğuk ve berrak sular hayat verir her
canlıya ve cansız gibi görülenlere.
Cehaletimizin kanalizasyon gibi aktığı anlar olduğu gibi
ilim ve irfanımızın şelale gibi coştuğu anlar da olur.
Şelalelerimizi hem çoğaltalım hem tatlandıralım ve
herkesin faydasına sunalım.
Dağ gibi yerimizde dimdik duralım.
Almadan vermesini bilelim.
Dağ mağaralarının nice hayvanlara sığınak olduğu gibi
kanatlarımızın altında nice canlılara barınak olalım.
Dağdaki ormanın kirli havayı alıp temiz havaya
dönüştürdüğü gibi biz de kirli sözleri bağrımızda temiz ve tatlı sözlere
dönüştürüp kirli sözün sahibine de sunalım.