D. Mehmet Doğan…
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) kurucularından…
Uzun yıllar TYB Genel Başkanlığı görevini deruhte etti.
Yazar, mütefekkir, kültür-edebiyat ve düşünce dünyasının önemli isimlerindendi.
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Kurucu ve Şeref Başkanı Mehmet Doğan, 11 Ağustos 2024 tarihinde Ankara'da, 77 yaşında vefat etti.
Doğan, vefatının sene-i devriyesinde dualarla yadedildi.
ŞAN, ŞÖHRET HEVESİNDE HİÇ OLMADI!
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) internet sitesinde “D. Mehmet Doğan’ın Hüzünlü Bakışı” başlıklı bir yazı kaleme alan eğitimci, TYB Kahramanmaraş Şube Başkanı Enver Çapar, Doğan’ın hasletlerini be fikir dünyasını paylaştı. İşte o satırlar;
“D. Mehmet Doğan abi aramızdan ayrılalı iki yıl oldu. Büyük insanlar geride sadece ölümsüz eserler bırakmaz. Bir iz de bırakırlar. Ufuk insanıdır onlar, yeni ufuklar açarlar. İstikamet sahibidirler, bir yol gösterirler. Onları takip edenler bu sayede yolunu şaşırmazlar. Bizim yol başçımızdı Mehmet abi. Onun gibi aydın olan topluma yol gösteren şahsiyetlere genelde hoca denir. Fakat Mehmet abiye herkes ağabey diye hitap ederdi. Çünkü samimi ve tabii bir insandı. Şan, şöhret hevesinde hiç olmadı. Sade bir hayat yaşadı. İstikamet üzere bir ömür sürdü. Milletimizin görünmez müesseselerinden olan ağabeylik makamının gereklerini hakkıyla yerine getirdi.
Bir insan yaptığı işi Allah rızası için yapar ve hiç kimseden bir karşılık beklemezse Allah o insanı yüceltir ve işini de bereketli kılar. Mehmet abi bu düsturla hareket etmiş ve bugünkü saygınlığa erişmiştir. Ondaki samimiyet ve gayret herkes tarafından takdir edilmiş ve örnek alınmıştır. Çektiği fikir çilesi ve ödediği bedeller sayesinde büyük ve öncü insan olmuştur. Yazmak, onun için bir vazifeydi. Bir araçtı. Milletinin içine düştüğü durumu görmüş ve ona kalemiyle hizmet etme borcu olduğu şuuruyla yazmıştır. Büyük bir medeniyetin mirasçısı olan bu aziz milletin zihin dünyasının işgal edildiğini, dilinin soykırıma uğradığını, tarihinin unutturulmak istendiğini adeta haykırarak dile getirdi. Bu bir milletin yok olması demekti. Dil, kültürün taşıyıcısı ve en güçlü ifade aracıydı. Bu yüzden dile büyük önem verdi. Tarihiyle, kültürüyle, diniyle bağı koparılan bir millet ayakta duramaz. Geleneği ve tecrübesi olmadığı için meselelerini çözemez. Böylece kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini kavrayamaz. Kendisine ne sunulursa kabul eder. Üçüncü sınıf bir taklitçilikle yozlaşır ve yok olmaya doğru gider. Bu meseleler, hayati bir konu olduğu için Mehmet abi sürekli bu konuları işledi eserlerinde.

HAKİKATTEN AYRILMADI. DOĞRU BİLDİĞİ YOLDA DİMDİK YÜRÜDÜ. EĞİLİP BÜKÜLMEDİ!
Zengin bir hazinenin üzerinde oturan ama ondan haberi olmayan Türk milletini uyandırma çabasındaydı. “Batılılaşma İhaneti”yle kimliğinden ve medeniyetinden uzaklaştırılmak için dini ve kültürel bağları koparılmak istenen bu aziz millete ruh kazandırmak hafızasını hatırlatmak gayretindeydi. Çabası sadece Türkiye ile sınırlı değildi. Bütün Türk- İslam coğrafyasıyla bağ kurarak top yekûn bir uyanış hareketi içindeydi. Türk dünyasındaki aydınlar, yazarlar ve şairlerle müşterek faaliyetler yaparak bu fikrini somutlaştırdı. Yapılan faaliyetlerin bir anlamı ve değeri vardı. Aynı inanç ve kökten gelen milletlerin seslerini birleştirerek gür bir seda oluşturmaları gayretindeydi. Müşterek değerlerimizle bir gönül birliği kurdu.
Hakikatten ayrılmadı. Doğru bildiği yolda dimdik yürüdü. Eğilip bükülmedi. Ahlaki bir duruşu vardı. Hesapsız yaşadı. Zor zamanlarda kenara çekilip beklemedi, inandığı hakikatleri savundu. “Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek” düsturunca konuştu her zaman. Hiçbir zaman komplekse girmedi. İşlerinde dürüst, samimi ve hasbi idi. Sevilmesi ve sayılması bu yüzdendir. Sadece eleştiri yapmadı. Doğru olanın ne olduğunu da söyledi. Onda bir adanmışlık ruhu vardı. Onun gereğini yerine getirmiş oldu.
D. MEHMET DOĞAN’IN HÜZÜNLÜ BAKIŞI
Mehmet abinin fotoğraflarının çoğunda hüzünlü bir bakışın olması tabii bir haldir. Milletinin derdiyle dertlenen, bu mesuliyetle hareket eden bütün olumsuzluklara rağmen ufukta bir umut olduğunu da haber veren bir bakıştır bu.
Mehmet abinin dünyasında Mehmet Akif Ersoy ‘un çok özel bir yeri vardı. Akif hakkında bir çok eser kaleme aldı. Taceddin Dergahında fasılasız Mehmet Akif’i anma programları düzenledi ve bu gelenek devam ediyor. Mehmet Akif araştırmaları merkezi kurdu. Mehmet Akif de kendini milletine adamış büyük bir hüzünkârdı. Mehmet Akif’in bütün fotoğraflarına baktığımızda yüzündeki o derin hüznü hepimiz görürüz. Ömrünü, milletine hizmete adamış bu büyük insan gördüğü muamele ve milletin içine düştüğü durum karşısında hüznünü gizleyememiştir. Onun takipçisi olan Mehmet abinin de fotoğraflarındaki hüzünlü bakışın sebebi de aynıdır denebilir. İslam medeniyeti davasının savunucusu ve hüzün peygamberi efendimiz Hz. Muhammed ‘ e (s.a.v) gönülden bağlı bu iki hüzünkâra vefa borcumuzu ödemek boynumuzun borcudur.
Mehmet abi ulu bir çınar gibiydi. Gölgesinde nice insanlar yetişti ve halen yetişmeye devam ediyor. Büyük insanlar bereketlidir. Onların eserlerinden yeni eserler doğar. Mehmet abinin fikirleri ve eserleri de öyledir. Her zaman kendini değil yaptığı işleri öne çıkardı. Türkiye Yazarlar Birliğini kurarak kültür dünyamıza büyük katkılar sundu. Bağlantısız ve bağımsız hareket etti. Arkasında büyük sermaye olmadan kısıtlı imkanlarla neler yapılabileceğini gösterdi. En büyük gücü inanmışlıktı. Söylediğine inanıyor ve samimi gayretle ısrar ediyordu. Bir işin az da olsa sürekli yapılırsa anlamlı ve tesirli olacağını düşünürdü. Yaşadığı hayatla ortaya koyduğu eserler ve yaptığı faaliyetler örtüşmekteydi.

D. MEHMET DOĞAN BİR GÖNÜL İNSANIYDI
Vefa denilince de ilk akla gelen insanlardan biriydi Mehmet abi. Öncelikle kendisinin milletine bir vefa borcu olduğu şuuruyla hareket etti hep. Bu toprakları bize emanet eden vatan ve mukaddesat uğruna şehit olan nice çileler çeken bu aziz milletin bir evladı olarak iyi, doğru ve güzel işler yapma ödevi olduğunu düşünürdü. Bu ülkenin kültürüne, irfanına, medeniyet mirasına sahip çıkmış milletine hizmet etmiş büyük insanları unutmadı unutturmadı.
Bir gönül insanı olmayı başardı ve gönüllerde yaşamaya devam edecek. Onun manevi mirasına sahip çıkacak nesiller yetişti ve yetişmeye devam ediyor. Mehmet abimizi rahmetle ve özlemle yad ediyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.”




