Bismillâhirrahmanirrahîm;
DÜNYA ülkelerindeki bloklaşma hareketliliği hepinizin dikkatini çekiyor, sanırım. Rusya- Ukrayna Savaşı da bu bloklaşmada alan açma mücadelesinden başka bir şey değildi. Son olarak BRICS örgütü, 6 ülkenin daha topluluğa davet edilmesi kararı aldı. İki milyarlık İslâm âleminin bu gelişmelere ilgisiz kalması düşünülebilir mi? Bu atmosferde, İslâm ülkelerini etrafında toplayabilecek bir eksen olarak D-8’in aktif hale getirilmesi gerekiyor.
ABD’nin Orta Doğu ve İslâm dünyası üzerindeki hesapları gizli değil. 2001’de İkiz Kuleler’in vurulması sonrası 22 İslâm ülkesinin haritasını değiştireceklerini açıkladılar. Bunları, Siyonizm’in Arz-ı Mev’ud planından ayrı düşünemeyiz. Batı’nın sürekli İsrail’i himaye etmesi Haçlı-Siyonist planın işlemekte olduğunu gösteriyor. Irak, Suriye, Libya gibi ülkelerde yaşananlar, bu sinsi planın bir ürünüdür.
ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley, Ürdün’de yayınını sürdüren bir TV’ye verdiği mülâkatta, “ABD’nin Orta Doğu’dan çıktığını düşünemiyorum” diyerek gerekçesini anlattı: “Bölge, tüm dünya için petrol ve diğer enerji kaynakları açısından ana kaynak durumundadır.” Milley, bu konuşmasında Irak ve Suriye’den çıkmayacaklarını da açıkladı. (Millî Gazete, 26.8.2023)
Batı’nın ayırt edici özelliği “sömürgeci” olmasıdır. Batı’nın “hak” anlayışı Firavunlara dayanır. Güç, çıkar, çoğunluk ve ayrıcalıklı olmayı “hak sebebi” sayarlar. Orta Doğu’yu ve genelde İslâm dünyasını “güçlüyüm”; “çıkarım var” gerekçesiyle sömürmeye devam etmektedirler. Bu, insan haklarına karşı yapılmış en büyük zulümdür.
BLOK ARAYIŞLARI
GEÇTİĞİMİZ 22-24 Ağustos’ta, Güney Afrika’nın başkenti Johannesburg’da 15. BRICS Zirvesi yapıldı. Topluluk Batı’nın küresel finans sistemi üzerindeki hâkimiyetinden kurtulup üye ülkelerle birlikte kalkınmayı amaçlıyor. BRICS, topluluğun kuruluşunu gerçekleştiren Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın baş harflerinin bir araya gelmesinden oluşuyor.
BRICS ülkeleri, son yaptıkları zirvede üyelik başvurusu bulunan Arjantin, BAE, Etiyopya, İran, Mısır, Suudi Arabistan olmak üzere 6 ülkenin daha topluluğa üye olmasını kararlaştırdı. Böylece BRICS’in üye sayısı 11’e yükselecek. BRICS, ileri aşamada “doların alternatifi” olmak için ortak para birimine de geçmeyi planlıyor.
İslâm ülkeleri, başlarına gelen bunca badireden sonra uyanmaya başladı. Haçlı İttifakı’nın başını çeken ABD, sömürüsünü sürdürmek için, İslâm ülkelerinde kitle imha silâhları bulunduğu; demokrasi ve özgürlük getirme vaadi gibi pek çok bahane üreterek, yalanlarla işgal ve sömürü tuzağına düşürüyor. Son olarak Libya’da, uyanışın müjdesi olarak bir olay yaşandı.
Libya Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, İtalya’nın başkenti Roma’da, İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen’le bir araya geldi. Bayan bakan, görüşmede iş birliği, yardım gibi bazı konularda İsrail’e destek sözü verdi. Libya, Siyonizm’e destek veren Dışişleri Bakanı’na büyük tepki gösterdi. Halk ayaklandı. Yollara, meydanlara döküldü. Bayan Bakan, açığa alındı. Kendisine seyahat yasağı kondu. Libya, İsrail’i tanımadığını açıkladı. Parçalanmış Libya’nın Siyonizm’e karşı onurlu duruşu uyanışın işaret fişeğiydi.
YERİNİZİ BİLİN!
TÜRKİYE ve İslâm dünyası 64 yıldır Batı’nın aldatıcı ve yüze gülen tatlı sözlerine aldanıyor. Batılılar, “barış” derken bile sömürmeyi düşünürler. Âkif, “Ehl-i Sâlib’in (Haçlı’nın) asla güvenilmez sözüne” diyerek bizi uyarır!
Allah, Türkiye özelinde, İslâm dünyasına deha çapında büyük bir lider gönderdi. Erbakan Hoca, ömrünü Batı’nın insanlık üzerindeki tuzaklarını püskürtmeye harcadı. İslâm dünyasını uyardı. Durmaları gereken yerin “Müslümanların yanı” olduğunu anlattı. Bununla yetinmedi. Küresel güç olarak D-8’i kurdu. Çalışma programını hazırladı. Fikir planında olduğu kadar, uygulamasını da gösterdi. Bu kazanımlar “mutlaka” hedefine ulaştırılmalıdır.
İslâm dünyası, yaşamakta olduğu zilletten “mutlaka” kurtulmalıdır. Devamlı haksızlığa uğramaya bir çıkış yolu aramalıdır. Sömürgecilerin söz ve uygulamaları ortadadır. Elimizde D-8 gibi İslâm ülkelerini, mazlum milletleri etrafında toplayabilecek küresel bir kurumsal yapı ve reçete var. D-8’in aktif hale gelmesi Saadet Partisi’nin Türkiye’de “güçlü” olmasına bağlıdır. Millî Görüşçülerden başka İslâm âleminin sıkıntılarını dert edinen yok.
D-8’in çekirdeğini oluşturan 8 ülkenin bile birlikte hareket etmeye başlaması, Türkiye’nin “küresel bir güç” olmasını sağlayacaktır. Küresel siyaseti kontrol edebilecek duruma gelecektir. Bu birliktelik, ortak para birimi oluşturmaya, birbiriyle ticareti öncelemeye başlarsa, büyük oranda para ve enerji tasarrufu sağlayacaktır. Bugün, İslâm dünyasındaki pek çok sıkıntının sebebi İslâm Birliği’nin kurulmamış olmasıdır. Türkiye ve İslâm dünyası, üzerinde oturduğu hazineyi iyi değerlendirmelidir.