Bush, "Haçlı seferleri başlamıştır" dediğinde Amerikan muhibleri "Efendim bu kelime şu manaya da geldiğinden, Bush haçı kastetmemiştir"" diyerek halkımızın nefretini yumuşatmaya çalışmışlardı. Bush ve Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, 11 ve 12 Ağustos 2006 günlerinde birer gün arayla "İslamofaşist" kelimesini kullanarak İslâm düşmanlıklarını sergilemeye devam ettiler.

Amerikan halkının hayran olduğu İngiliz ses sanatçısı Müslüman olup Yusuf İslâm adını aldıktan sonra gitarı bırakıp eline Kur an ı alınca Amerika ya girişi yasaklanır. Adamlar, söz ve davranışlarıyla "Terör" kelimesiyle kastettiklerinin tüm Müslümanlar olduğunu açık bir şekilde ifade etmelerine rağmen bazıları anlamamakta ısrar ediyorlar.

Firavun zamanında Firavunun sarayında başta Firavunun hanımı olmak üzere en gözde olanlar Müslüman olunca onlar da düşman ilan edilirler. Zariyat suresinin 53 üncü ayetinde eski kâfirler daha sonra gelenlere vasiyyet mi ederler diye sorduktan sonra azgınlığın buna sebep olduğunu söyler.

Japonya daki kuduz köpekle Amerika daki kuduz köpek birbirini tanımaz, telefonlaşmaz fakat ısırınca aynı etkiyi gösterir. Bin yıl öncesinin kuduz mikrobu ile bu günün kuduz mikrobu aynıdır. Kâfirlik de aynen kuduz gibidir.  Firavun da, Ebu Cehil de ve günümüz kâfirinde aynı etkiyi gösterir. Herkes görevini yapar. Ateş yakıyor, akrep sokuyor diye kızılmaz. Biz, Müslüman olarak içinde bulunduğumuz şartlarda, sahip olduğumuz imkânlar içinde görevimizi yapalım.

Ateşi kendi haline bırakırsan yedi mahalleyi veya yedi kıtayı yakar; ancak kontrol altında tutarsan kalorifer kazanında ısıya dönüşür. Bilmem kaçıncı "Haçlı seferlerini yapıyoruz" diyenler seni ümitsizliğe düşürmesin. Bütün Dünyadaki ordular, bütün güçleriyle bir araya gelseler Allah ın yarattığı Güneşin doğmasını engelleyemedikleri gibi, Allah ın kelâmı Kur an ı da engelleyemezler.

Rabbimiz geçmiş toplumların yaptığı kötü işleri ve karşısına dikilen Peygamberleri ve ümmetlerinin zaferini haber verdikten sonra: "Onlar bir ümmetti, geçti gitti. Kazandıkları kendilerinedir.  Sizin kazandıklarınız da sizedir ve siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız" buyurur. (Bakara 134)

Mekke nin fethi günü bütün kâfirler, katiller, zorbalar, zalimler, vurguncular, soyguncular, elleri böğründe, boynu bükük olarak Sevgili Peygamberimizin karşısına dikildiklerinde Sevgili Peygamberimiz onlara: "Size ne yapmamı bekliyorsunuz " der. Suçluların başları öne eğik olarak  "Biz seni, babanı, dedeni,  tanırız. Baban ve deden kerim/ cömert, iyilik sever adamdı. Senden de o beklenir" derler.

O affedici Efendimiz de: "Ben de  Yusuf kardeşimin dediğini   derim. Yusuf, kendisini yok etmek için kuyuya atan kardeşlerine: "Bu gün size kınamak yok. Allah sizi affetsin. O  merhamet edenlerin en merhametlisidir. Hepiniz evlerinize  gidiniz ve  hepiniz hürsünüz." buyurmuş ve yoluna devam etmiş. (Beyheki, Delâil ün-Nübüvve 5/58) Onlardan intikam almakla vaktini zayi etmemiş.

Ölmüş insanlarla hesaplaşılmaz. Yaşayan insanların Cehenneme çıkan yolunu nasıl Cennete çeviririm diye çalışılır. Musa aleyhisselâm, Firavun ve ileri gelenleriyle konuşurken: "Muhakkak bize şöyle vahyolundu: "Şüphesiz azap, (Allah ın âyetlerini) yalanlayan ve yüz çeviren üzerinedir." der.

Firavun, mantığını çalıştırır ve: "Peki ya ilk çağlardakilerin durumu ne olacak " diye sorar. (Taha 51) Bu soru Hz. Musa yı zor durumda bırakacak bir soru zanneder. Eğer Hz. Musa: "Hepsi Cehennemdedir" derse orada bulunan komutan ve danışmanların babalarına ve analarına olan sevgileriyle Hz. Musa ya daha da kinleşecekler. Ama Hz. Musa nın: "Onların bilgisi Rabbimin yanındaki bir kitaptadır. Rabbim şaşmaz ve unutmaz" (Taha 52) diyerek Firavunun beklentisini boşa çıkarır.

Bir örnek olsun diye Haccac-ı Zalim ile Said bin Cübeyr arasında geçen konuşmanın konumuzla ilgili bölümünü  vereyim:

Haccac: ...Muhammed(s.a.v) hakkında ne dersin

Said: O, Peygamberlerin sonuncusu, Allah, O nunla vahyi doğruladı, O nunla cahillikten kurtardı. O, doğru yolun önderi ve rahmet peygamberidir.

Haccac: Dört halife hakkında ne dersin

Said: Ben onların vekili değilim.

Haccac: Onlardan hangisini daha çok seversin

Said: Hangisinin ahlâkı daha güzel ise, hangisinden Rabbim daha çok razı ise.

Haccac: Ali ile Osman hakkında ne dersin, onlar Cennetteler mi, yoksa Cehennemdeler mi

Said: Eğer ben, Cennete ve Cehenneme girip de oradakileri görseydim sana haber verirdim. Gayba ait bilmediğin şeyi bana niçin sorarsın

Haccac: Abdül Melik bin Mervan hakkında ne dersin

Said: Onun günahlarından biri de sensin. (Aliyyü-l-Kâri, Şerh ü Şifa 1/39)

Dikkat edilirse kendi çağının zalimleriyle hesaplaşıyor ama geçmişten yalnız Peygamberimizi savunuyor. Çünkü O, kıyamete kadar geleceklerin yol göstericisidir.

İstikbal köklerdedir. Köklerimize sahip çıkarak biz, bu gün çiçek açıp meyve vereceğiz, geleceğe de çekirdek bırakacağız.