BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

SAADET Partisi, imrenilecek, örnek ve görkemli bir kongre sürecini geride bıraktı. Bilge Başkan Temel Karamollaoğlu GİK ve YDK üyeleriyle geniş istişareler yaptı. Bu çalışmalar ışığında “Başkanlık Divanı”nı oluşturdu. Kadrolarıyla birlikte ülkesine hizmet için canla başla işe koyuldu.

Karamollaoğlu’nun samimi ve istişareye önem veren yaklaşımı; birleştirici ve kuşatıcı tutumu Milli Görüş kadrolarına güven ve cesaret verdi. Bilge Başkan şu duayla başladı yeni görevine: “Yarabbi! Omuzlarıma kaldıramayacağım bir yükü yükleme! Yüklenince de kaldıracak gücü, kuvveti ver.”

Genel Başkan’ın “besmeleyle” görevine başlaması anlamlıydı. Bir çalışmanın başarısı, başlangıçta çekilen besmelenin kuvvetiyle yakından ilgiliydi. Allah’ın Rahman, Rahim isimlerinde ifadesini bulan esirgeyen, bağışlayan, insanın iyiliğini isteyen özelliklerini bilmek çok önemli. Bunun şuuruna varmak da! Milletimizin problemlerinin çözüm adresi olan Meclis’te kavga, gürültü; ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı politika; hatta müstehcenlik eksik olmuyor. İktidar ve ana muhalefet birbiriyle mahkemelik. Bu görüntüden hayır umulur mu? Türkiye 14 senedir Saadet Partisi’nin Meclis’te temsil edilmeyişinin eksikliğini hissediyor.

Temel Bey sahaya çıkarken çalışma anlayışının kodlarını ortaya koydu: “Daha çok istişare, daha çok iş”; “Halkın dertleriyle dertleneceğiz”; “Farklılıklar bize zenginlik katacak”; “Tedavi edici formüller üretmekle mükellefiz.”

Karamollaoğlu, genel başkan seçildikten sonra evini Milli Gazete’ye açtı. Mustafa Kurdaş ve Mustafa Yılmaz’a geniş bir mülakat verdi (16. 11. 2016). Şu mesajı çok önemliydi: “İnancımızla, projelerimizle milletimize hizmet edeceğiz.”  

DEVLET TECRÜBESİ VAR

TEMEL Bey’in özel röportajıyla geçmişi, özel ilgileri, manevi cephesi, hapishane hatıraları ve Milli Görüş’teki yerini yakından tanıma imkanı bulduk. Devlet Planlama’da “uzman” olarak çalışması, Sanayi Bakanlığı’nda Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü yapması devleti yakından tanıdığının işareti. Özellikle Türkiye’nin büyük ihtiyacını hissettiği “planlamacılığı”.

Erbakan Hoca’yla 1967’de tanışmışlar. Rahmetli Mehmet Zahit Kotku’nun bir sohbetinde. O günden vefatına kadar hocanın yakın çalışma arkadaşları arasında yer almış. Devlet tecrübesi yanında, siyasi tecrübesi de yüksek.

İslami hassasiyetleri olan bir aile içinde yetişmiş. Lisans öğrenimini İngiltere’de tamamlamış. Üç dönem milletvekilliği, bir dönem Sivas Belediye Başkanlığı yapmış. Sivas’ta ilk imar çalışmalarına kendisine oy vermeyen Alevi vatandaşlarımızın mahallesinden başlatmış. Adil icraatları sebebiyle Sivas halkının kalbini kazanmış. Madımak olayının komplo olduğunu anlatıyor.

Genel Başkan, Türkiye’nin Milli Görüş projelerine büyük ihtiyaç duyduğu görüşünde: “İçinde bulunduğumuz problemlere akl-ı selimle yaklaşıyoruz. Erbakan Hoca’mızın yolunda istikrarlı yürüyerek problemlerin üstesinden gelebilecek kadrolara sahibiz.” “Ahlak tahribatının milletimize ruhen çok şey kaybettirdiğini” belirterek, Saadet Partisi’nin, “Önce ahlak ve maneviyat” söyleminin önemine vurgu yapıyor.

Karamollaoğlu, darbe girişimiyle milletimizin çok ciddi badire atlattığını vurguluyor: “Darbe girişimi başarılı olsaydı, Türkiye teslim alınırdı. Cenab-ı Hak bu milleti, bu devleti korudu.”

BİRLEŞTİRİCİ BİR ÜSLUP

BİLGE Başkan, sevdirici, birleştirici, kuşatıcı bir üsluptan yana: “Aynı ülkenin insanlarıyız. Gidişat bizi endişelendiriyor. Tekliflerimizi husumetten değil, Allah rızası için yapıyoruz. Kavgacı bir üslubun karşısındayız.”

Saadet Partisi genel kongreden sonra güzel bir atmosfer yakaladı. Kadrolar yeniden bilendi. Çalışma azimleri arttı. Türkiye’mizin etrafının ateş çemberiyle kuşatıldığı atmosferi yaşıyoruz. Saadet Partisi’nin birleştiricilik, kaynaştırıcılık, kardeşçe bir arada yaşama hassasiyetiyle hazırlanmış reçetelerine o kadar ihtiyacımız var ki…

Milli ve yerli kalarak ülkesinin dinamiklerini harekete geçirebilen fedakr kadroların önü her zaman açıktır. Ümidini kaybetmeden manevi bir dirençle hareket etmesini bilen bir topluluk engelleri aşmasını bilir. Bu anlamda Saadet Partisi kadroları Türkiye’mizin teminatıdır. 

Saadet Partisi sömürgeci güçlerin oyun ve tuzaklarını çok iyi bilmektedir. Kendi güç ve dinamiklerimizle problemlerimizin çözüleceğine inanmaktadır. Erbakan Hoca, kadrolarına, “takatlerinin sonuna kadar çalışmayı” öğretmiştir. Milli Görüşçüler masum ve mazlumların ümidi; sömürgeci güçlerin korkulu rüyasıdır.

Erbakan Hoca’ya siyasi hayatı boyunca “yol arkadaşlığı” yapmış olan Temel Karamollaoğlu Saadet Partisi’nin başındadır. Çok zor ve problemlerimizin tehlike boyutlarına ulaştığı bir dönemde göreve gelmiştir. Milletimiz tarih boyunca Milli Görüş’ü ile var olmuş; bundan sonra da öyle olacaktır. Allah bilge Başkan’a güç ve kuvvet versin. Bundan sonra da hep beraber çalışacak, Erbakan Hoca’mızın “emanet ettiği dava”yı yere düşürmeyeceğiz. Birleştirici, kenetleyici reçetelerin sahibi Milli Görüşçülerin bekleyecek zamanı yoktur.