Artık çağ değişti, darbeler bir düğün şöleni gibi

kutlanır hale geldi.

Şampanyalar, kahkahalar eşliğinde.

Demokrasinin katlinin, cuntanın gelişinin havai

fişeklerle kutlandığı görüntüler, İslam coğrafyasına soğuk bir ceset gibi

düştü.

Demokrasinin cesedi, ayaklar altında kaldı.

Sanki Mısır halkı firavunları, kralları, naipleri,

generalleri, diktatörleri görmemiş gibi.

Enver Sedat zulmü, otuz yıl süren Mübarek diktatörlüğü

yaşamamışlar gibi.

Seçimlerle gelen ilk meşru cumhurbaşkanına bir yıl bile

sabredemiyorlar.

Acının en büyük sarmalını asırlardır yaşamamış gibi,

Müslüman bir başkan görmektense cuntaya razıyım demekteler.

Silahlar susmayacak sanki hiç İslam beldelerinde.

Ne Cezayir de hazmedebiliyorlar menekşelerin açmasını.

Ne Mısır da mimozaların etrafı esenlemesine tahammül

edebiliyorlar.

Hoş Türkiye için de  ağaç devrimi sarmalında, az cunta davetleri yapılmadı.

Asker ağırlığı olarak Türkiye ile çok benzeşen Mısır.

Kimin silahı çoksa ötekini esir aldığı adaletsiz bir

dünya.

Çağ hiç de ileri gitmiyor.

İnsanoğlu yeni kıyametlere o kadar hevesli ki.

Hatta Mısır daki cunta, oyunun figüran rolünden yükseğe

çıkamamakta.

Dışarıdaki baş aktörlerdir darbenin asıl oğlanları ki.

ABD suskun, tek satır kınama yok.

Demokrasi havarisi Avrupa kör, bizim Taksim sofrasına

tuzu benden olsun diye koşmuştu.

Asıl kahredici yanı darbeyi ilk tebrik edenlerin bazı

Arap ülkeleri oluşu.

İştahlı takdirler, yürekten alkışlar.

Artık iki kutuplu bile değil, beş köşeli bir yıldız gibi

Müslüman dünyası.

Topu ayağına alan ötekini devirip geçip gitmekte.

Mısır halkına ne diyelim.

Cuntalara biz Ortadoğu halkları o kadar aşinayız ki.

Biz bu coğrafyanın küflü ekmeği gibiyiz.

Seçim sonuçlarına bakılmaz her seferinde çöpe atılırız.

Tekmeleri böğründe taşıyan zayıf kedileriz.

Sokaklara çıkışımız bile suçtur çoğu vakit.

Giyilmeyen elbiselerdik, naylon gereçlerle değiştirilmek

istenirdik.

Eski pabuçlar gibiydik, okullara alınmaz dışarı

çıkarılırdık.

Mayıs gülleri kadar toprağa tutunmamıza izin verilmezdi.

İşyerlerinde birilerinin dikkatini çekmesin diye

namazımızı, orucumuzu saklardık.

O tek eşitlik olan sandıkta, sessiz bir zafer çığlığı ile

oy atardık, o oy-un hangi oyun havalarına kurban olacağını bilerek.

Hala Mısır darbesinden bize de düşer mi beklentileri.

Tarih bir kez daha aldı kalemi eline.

Sisi yi yazdı.

Avusturya nın meşhur kraliçesi Sisi ya da bizdeki 28

Şubat ta etkin rolü olan erkekten kadına dönen Sisi yi değil.

General Sisi yi.

Bu alkışlar kısa sürecek oysa.

Yarın belki de cuntacıyı yargılayacaklar.

Mursi ye ne mi olur.

Hasan el Benna ya da Seyyid Kutup gibi şerefli bir

şehadet de olabilir.

Nil manzaralı rezistans değil de, bir hapishaneye de

atılabilir.

Ama halkın kalbinde kahraman kalır.

Belki de iktidarda kalıp kimi Müslüman liderler gibi sekülerleşip

Müslüman kardeşlerinden uzaklaşmasından çok daha onurlu yaşar.