Berlin Duvarı nın yıkıntıları arasında yeniden inşa
edilmeye çalışılan ve yaşayan bir siyasi mevta (a political biomort)
durumundaki Yeni Dünya Düzeni Projesi , zihinlerde oluşan kesif Amerikan
karşıtlığına yeni bir önlem ve çözüm aracı olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda,
bir siyasi manifesto ile BOP projesi de, bu örgünün içerisine sokularak, Arap
ve İslam Dünyası ndaki muhtemel fay kırılmalarının önüne set çekilmeye
çalışılmıştır.
Bu amaçla, Tunus ta başlayan ve Mısır Tahrir Meydanı nda
iyice alevlenen Arap Baharı rüzgârı estirilmeye çalışıldı. Bu rüzgâr ile
Ortadoğu daki kabuklaşmış zorba egemen yönetimlerin en hızlı şekilde
süpürüleceği ve yerlerine Batı yanlısı yeni yönetimlerin geleceği düşüncesi çok
geçmeden hayal kırıklığına dönüştü.
Arap Baharı nitelemesiyle Tahrir Meydanı nda galeyan
içerisinde toplanan Mısırlılar, modern Keops, Kefren ve Mikerinoz piramitlerine
askesiz (çilecilik) anlayışından vazgeçme noktasına geldiklerinin işaretini
artık yavaş yavaş veriyorlardı. Bu noktada, Batı ya verilmeye çalışılan mesaj
aslında gayet açıktı: Mısır ın geleceğini artık Mısırlıların tayin etme hakkı
olmalıdır.
Bu arada, Mübarek iktidarının gölgesi ve sistemin önemli
bir parçası sayılan Mısır Ordusu, Manhattan bankerleri gibi elinde tutmaya çalıştığı
ekonomik gücü, büyük ölçüde halkın gücü önünde kalkan gibi kullanarak, Mursi
iktidarı döneminde de bu konuda mevzi kaybetmeden inisiyatif sahibi olmayı
sürdürmeye çalışmıştır.
Bir zamanlar iktidarları, dördüncü kuvvet sayılan medya
patronları medyakrasi anlayışıyla belirlemeye çalışırken, şimdi ise twitter
yoluyla meydanları doldurmaya çalışan kalabalıklar, halkın iradesini yok
hükmünde saymaya çalışarak, zoraki demokrasi (forcekrasi) anlayışıyla
istediklerini yaptırmaya çalışmaktadırlar.
Mısır Cumhurbaşkanı Mursi, Suriye konusunda takındığı
tavır ve Hamas politikası, Batı da ve özellikle İsrail de büyük kaygılara neden
oluşturmuştur. İşte bu aşamada harekete geçirilen muhalif kanatlar, Tahrir
Meydanı nı doldurarak leberta ile askeri darbeye adeta davetiye
hazırlamıştır.
Aslında, General Abdülfettah el Sissi, Mursi sonrası
ortaya koyacağı yol haritasını dahi daha önceden muhalefet liderleriyle
kararlaştırmıştı. O derece ki, Cumhurbaşkanı Mursi nin koltuğuna oturan Yüksek
Mahkeme Başkanı Adli Mansur konusunda da taraflar arasında çok önceden bir
ittifak söz konusu olmuştur. Bütün hazırlıkları önceden belirlenen darbe
girişimi için gerekli zeminin oluşması için her türlü ortam oluşturulmaya
çalışılmış ve bunda da başarılı olunmuştur. İşte bu noktada Mursi nin itidalli
yaklaşımı ileride meyvelerini en olgun şekilde verecektir.
Mısır da seçim sandığından çıkan sonucu görmezden gelmek
ve ilk seçilmiş cumhurbaşkanını siyaseten bypass etmek palyatif bir çözüm
anlayışından öteye gidemez. Aslında Mısır da askeri vesayetle yerinden
oynatılmaya çalışılan taşlar, uzun vadede daha sağlam ve güçlü şekilde
yerlerini alacağı muhakkaktır.
Batı nın küresel kaygılarla, kendi demokrasilerini dahi
hiçe sayan bir anlayışla, büyük bir karmaşa ve vahşet içerisinde belirlemeye
çalıştıkları Ortadoğu politikaları, artık yavaş yavaş çürümeye yüz tutma
eğilimindedir. Çünkü hesap edemedikleri tek şey, İslam Dünyası nda ait olma
duygusunun hızlı bir şekilde kök salmasıdır.