Pazartesi, akşam ezanıyla birlikte Şehr-u Ramazan

(Ramazan ayı) başlıyor, inşaallah. Allah (c.c.) ömür, fırsat ve imkân verirse

Pazartesi gece teravih namazına başlayacağız, gece de sahura kalkıp imsakla

birlikte Ramazan ayının ilk günkü orucunu tutma şerefine ulaşmış olacağız,

inşaallah.

Rahmeti ve Keremi bol Rabb ımız Teâlâ, Ramazan ayının

daha bu ilk gecesinde ve gündüzünde kimbilir ne kadar mü min kulunu affedip

kullarına Cennetin Reyyan kapısını açarak merhametini tecelli edecek. Allah

(c.c.) cümlemizi affa mazhar olmuş, Reyyan kapısından Cennete girmeye,

Cemalullah ı görmeye ulaşmış aziz kullarına dahil eylesin.

Allah (c.c.) lütfediyor. Yeter ki biz bu fırsata lâyık

olabilelim.

Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz ne ulvi müjdeler

veriyor. Bu müjdelerle önümüzü aydınlatıyor. Bunlardan birkaç tanesini

zikrederek şu okuduğunuz tavsiyelerimi zenginleştirmiş olayım:

* Ramazan ayı girince Cennet kapıları açılır, Cehennem

kapıları kapanır. (Buhari; Savm 5)

* Sırf Allah rızası için oruç tutanlar Cennetin Reyyan

kapısından girecekler, bu kapıdan cennete sadece makbul oruç tutanlar

girecekler. (Buhari; Savm 4)

* Oruç tutun, sağlıklı olun

* Sahura kalkınız, sahurda bereket vardır.

* Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç vardır: Birisi,

iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.

(Buhari; Savm 9)

* Kim, faziletine inanarak, ve karşılığını Allah tan

bekleyerek Ramazan ayı orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır. (Buhari;

İman 28)

Oruç, bedeni ve ruhi hastalıkların şifaya, insanın

sağlığa kavuşmasına vesile olan bir ibâdettir. Sırf Allah rızası için tutulan

orucun faydaları sayılmakla bitirilemez.

Ramazan ayı girince yemek ve içmek konusunda uyulması

gereken sünnetler var. Bunlar titizlikle uygulanmalı.

Efendimiz (s.a.v.) sahura kalkmadan oruç tutmazlar, iftar

etmeden de akşam namazı kılmazlardı.

Tıp uzmanları bu iki hususa dikkat çekiyorlar ve

hatırlatmalarda bulunuyorlar:

* Sahura mutlaka kalkın...

* İftarda da çok miktar ve çok çeşit yiyecekler

yemeyin...

Bu hatırlatmalardan sonra konuyu biraz daha açalım:

Sahura mutlaka kalkalım. Bu bir sünnettir. Tıp

uzmanlarının da bu sünnetin üzerinde durmalarının sebebi, sahura kalkmadan oruç

tutan bir mü minin metabolizmasının hızı yavaşlar. Kan şekeri ve tansiyonu,

olması gerektiğinden fazla düşer. Mide uzun süre boş olduğu için mide asit

salgısı artar. Bir sonraki gün metabolik hız düştüğünden dolayı hâlsizlik ve

başağrısı görülür. Bu sebeple sahura mutlaka kalkılmalıdır.

Sahurda abur cubur ve çok çeşit yemekler yemek de uygun

değildir. Yemek yiyip yatılırsa reflü ve diğer mide rahatsızlıkları

görülebilir. Onun için hafif, yağ oranı düşük bir öğün olmalıdır. Bu vakitte

süt, peynir, zeytin, kepekli ekmek, çorba, biber, reçel gibi kahvaltılık türü

şeyler en ideal yiyeceklerdir.

Sahura kalkamazsanız veya kalkar da ağır ve çok çeşit

yiyecekler tüketirseniz hata etmiş olursunuz. Bu hatanız sağlık sorunları

yaşamınıza sebep olabilir.

İftara gelince;

Vakit girince su, hurma gibi yiyeceklerle iftarınızı açıp

akşam namazını kılınız. Bu, peygamberimizin sünnetidir.

Yemeği bundan sonra yiyiniz. Hızlı yemeyiniz. Fazla ve

çok çeşit yemek yemeyiniz. Aksini yaparsanız sindirim zorlaşır. Midede ağrılık,

ekşime, yanma, bulantı olur. Bağırsaklarda, kabızlık, şişkinlik problemleri

yaşanır. Yemekten hemen sonra çay, kahve içmemeli; en az iki saatin geçmesi

beklenmelidir.

Tıp uzmanlarının beyanları böyle.

Allah ibadetlerimizi kabul eylesin