Bismillahirrahmanirrahim;
Anadolu'nun İslam’la tanışması, aslî kimliğine kavuşmasına yol açtı; iyilik ve güzelliklerin merkezi oldu. Akif’in deyimiyle; “Evliya yurdu bu toprak, şüheda burcu bu yer, / Bir yıkık türbesinin üstüne Mevla titrer” noktasına ulaştı. Bu topraklar; Osman Gazilerin, Fatihlerin, Abdülhamitlerin, Erbakanların, Yunusların, Mevlanaların, Hacı Bektaş Velilerin, İbrahim Hakkıların temsil ettiği yiğit ve evliyalarıyla anılmaya başladı.
Anadolu’ya İslam mührünün vurulması Hz. Ömer (ra) dönemine rastlar. Ondan önce bu topraklarda daha çok Hıristiyanlar yaşıyordu.
Hz. Ömer (ra) yüksek bir dirayet ve fetih şuuruna sahipti. Bir gün dostlarıyla sohbet halindeydiler. Onlara; “Kabul edilecek bir duanız olsa ne isterdiniz?” sorusunu yöneltti. “Bu ev dolusu altınım olsun, Allah yolunda harcamak isterim” diyenler oldu. Bazıları, “Bu ev dolusu gümüşü Allah için sadaka vermek isterim” dediler. Bir kısmı, “Bu ev dolusu mücevheri İslam için sarf etmek isterim” dedi. Herkes konuştuktan sonra, “Ey Ömer sen ne isterdin?” dediklerinde; “Ben de, bu ev dolusu Ebu Ubeyde, Muaz, Huzeyfe gibi insanlar isterdim ki, onları insanların hizmetine görevlendirebileyim” dedi.
Hz. Ömer (ra) döneminde İslam fütuhatı geniş bir coğrafyaya yayıldı. Kudüs, Filistin, Mecusi İran, Azerbaycan, Taberistan, Mısır, İskenderiye, Trablusgarp, el-Cezire gibi yerler fethedildi.
Hz. Ömer’in kararı, Başkomutan Halit bin Velid’in programı üzere İyad bin Ganem, el-Cezire bölgesi komutanlığına görevlendirildi. İyad; Mardin, Diyarbakır, Urfa, Van, Bitlis, Erzurum gibi bugün il statüsündeki 14 yerleşim yerini fethetti. (639)
BÖLGE İSLAM’LA YOĞRULDU
BÖLGENİN İslam’la tanışması 1071’deki Malazgirt zaferini, 1453’teki İstanbul’un fethini hazırladı. İslam, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun silinmez kimliğini oluşturdu. Mesela Diyarbakır’da 3 peygamber yaşamış. Fetihler münasebetiyle 500 kadar sahabe buralara geldi. Nice evliya irşat görevi yaptı. Halit bin Velit’in oğlu Süleyman da katıldı Diyarbakır’ın fethine. Süleyman Cami onun adına yapıldı. Haziresinde fetihte görev almış isimleri belli 27 sahabe medfun.
Hz. Ebubekir’in (ra) oğlu Abdurrahman Gazi Erzurum’un fethine katıldı. İslam sancağını en yüce noktaya ulaştırmaya çalıştı. Türbesi Palandöken dağının eteklerinde! Anadolu’nun İslam’la tanışmasında sahabelerin, maneviyat erlerinin büyük emekleri var. Bu fetihler nice hikmetlerle dolu.
Hz. Ömer (ra) döneminin başkomutanı Halit bin Velit (ra). Zaferden zafere koşmuş dirayetli bir komutan. Yenilgisi yok. Aralıksız süren fetihler sebebiyle, halk bunları Halit’in şahsından bilmeye başladı. Hâlbuki işin sahibi Allah’tı. O, Kudret ve kuvvet sahibiydi. Bunu fark eden Hz. Ömer (ra) “Halit olmasa bu fetihler olmaz” inancının yerleşeceği korkusuyla, onu başkomutanlıktan aldı. Yerine Ebu Ubeyde bin Cerrah’ı (ra) getirdi. Fetihler aynı hızla devam etti.
Halit de gönül huzuru içinde! Burukluk ve üzüntü yok. Kararı şu: “Bundan sonra Ebu Ubeyde’nin emrinde bir er gibi çalışacağım.” İslam’da yöneticilik ateşten gömlektir. İnsanların sorumluluğunu yüklenmektir. O yüzden, “Görev istenmez, verilir” prensibi geçerlidir.
DOĞU İSLAM’IN KALESİ
MÜSLÜMANLAR yönetim konusunda hırslı değildir. Yöneticiler istişareyle belirlenir. Bir kişiye görev verildiği zaman Allah’tan yardım ister. Görev titizliği, sorumluluk duygusuyla üzerindeki emanetin hakkını vermeye çalışır. Adaleti gözetir. Hak hâkim olsun, insanlar huzur içinde yaşasın, anlayışını benimser. Başarıyı Allah’tan bilir. Halit bin Velit’te bunun ideal örneğini görüyoruz. İstişareyle görev alana Allah yardım eder. Kendisi göreve talip olana, yalnız bırakır. İşi zorlaşır. Sıkıntıları bitmez. Yaptığı, Allah’ı hoşnut etmez.
Anadolu’nun İslam’la tanışması samimi ve ulvî amaçların ürünü! Bu gerçek millete anlatılmalı, İslam iyi tanıtılmalıdır. Yönetici ve ilim adamları bu konudaki sorumluluklarını unutmamalı. İslam bütün iyilikleri içinde barındırır. Kötüleri ve kötülükleri bünyesinden atar.
Bölgenin terörle anılması tarihi bir arızadır. Bu arıza giderilmeli, bölge aslî kimliğine kavuşturulmalıdır. Dış kaynaklı olan terörün iç yüzü iyi bilinmeli, sömürgeci güçlere alet olunmamalıdır. Bölgede terörün alt yapısını hazırlayan gizli servislerin plan ve tuzaklarına düşülmemesi bilgi ve şuur uyanıklılığına bağlı!
Boşluğa düşen gençlik yabancılara özenmesin, diye onlara tarihî ve millî kimliklerini tanıtmaya çalışan Anadolu Gençlik Derneği çok önemli hizmetleriyle güzel sonuçlar almaktadır. Hak ve adalet merkezli bir dünyanın oluşmasına öncülük etmektedirler. AGD’nin varlığı Türkiye’nin teminatıdır. Gençler kimliğini tanıdıkça yabancılara özenme basitliğinden kurtulacaktır.