Terörle mücadele konusunda bu iktidarın yaptıklarına

şöyle bir göz atalım:

İktidara geldiklerinde:

Kökünü kurutacağız, mücadele edeceğiz, söylemleri ile

hareket ettiler. Sınır ötesi harekâtlar ve operasyonlar yaptılar, öldürdüler,

şehitler verildi

Oslo da görüşmelere başladılar. Birileri haber alıp

bunlar hakkında açıklama istediğinde de, namus ve şeref gibi kavramları

kullanarak inkâr ettiler, ama sonra ortaya çıktı.

2013 yılında ise, barış süreci ve çözüm süreci adı

altında bir takım doğrudan ve dolaylı görüşmelerin yapılmış olduğunu kendileri

açıkladılar. 

Sonunda terör örgütlerinin gemi azıya alıp; sabotaj,

öldürme, yol kesme gibi faaliyetlerini arttırması üzerine yeniden başa dönüp

içerde ve dışarıda operasyonlara başladılar.

Bunların doğruluğunu veya yanlışlığını yazacak değiliz.

Şimdi başka bir yönden konuyu ele almak istiyoruz.

Bütün bu süreçlerde, gerek Cumhurbaşkanı, gerek hükümetin

başında ve içinde, gerekse hassas noktalarda görev yapmış bulunan insanların

açıklamalarından şunu anlıyoruz:

PKK ile doğrudan ve dolaylı görüşmelerde bir takım

mutabakatlara varılmış. Mutabık kalınan maddelerin en başında silahların

teslimi, ya da yurt dışına götürülmesi, yani silahsızlanma maddesi var. Lakin

bu maddeye asla uyulmamış. Uyulmadığı da gün gibi belli imiş. Hem de bizim

güvenlik kuvvetlerimiz bu mutabakatlar bahane edilip kışlalarına veya

karargâhlarına çekildikleri halde, teröristler yeni ve daha ağır silahlar

edinip göstere göstere, alay ede ede, etraflarında dolanmışlar.

Üç gün değil, beş gün değil. Tam iki buçuk yıl. Böylece

silahlanmalarını tamamlayıp atağa geçtikten sonra bizimkiler uyanmışlar.

Aldatıldıklarını anlamışlar

Buna kargalar bile güler!

Bu iktidarın yetkilileri ve mutabakata varan görevlileri

geri zekâlı mıydı, ya da hain miydi Olabilir mi Bu insanların hepsi birden bu

kadar gaflette olabilir mi Bu da akla uygun değil!

Geriye bir tek şık kalıyor:

Dış güçler diye özetlediğimiz, ABD ve Avrupa nın (elbette

arka planda İsrail) dayatması ile mecburen bunu yaptılar! Elleri mahkûmdu!

Böylece terör örgütlerinin toparlanması, silahlanması, bazı şehirlere hâkim

olacak gücü elde etmesi sağlanmış oldu.

Sadece bu kadar da değil:

Cumhurbaşkanımızın ve iktidar mensuplarının geri zekâlı

olması lazım, üslerimizi dış güçlere amade kılarak, onların emir ve komutasında

PKK ve uzantılarının haricindeki teröristleri kovalamak ve imha etmek bahanesi

ile Türk Silahlı Kuvvetlerini batağa sürmek için.

Bu bahane ile İslam yurtlarını bombardıman edip, daha

fazla Müslüman öldürmek de başka bir hedef.

Dediğimiz gibi bu kadar insan geri zekâlı olabilir mi

Hain olabilir mi Hepsi birden gaflette olabilir mi Böyle olmasını akıl kabul

eder mi

O halde ABD ve Avrupa öyle bir kıskaç kullanıyor ki, ne

söyleseler bizimkiler kabul edip uygulamak zorunda kalıyorlar.

Bu insanları dış güçlere mecbur ve mahkûm eden nedir ki,

iradeyi bile teslim etmek zorunda kalmışlar

Tüm siyasiler, aydınlar, ilim adamları, mütefekkirler,

askerler, stratejistyenler!

Gelin bu konuya yoğunlaşalım! İktidardakilerin

kabahatlerini günahlarını sonra da eşeleyip deşeler, hesap sorabiliriz. Acil

gündemimiz bunlar değil vatandır!

Bu güzel ülke, şehitlerimizin, gazilerimizin, hepimizin,

gelecek nesillerimizin...

İrademize nasıl ipotek koyulmuşsa, ipler elimizden nasıl

kayıyorsa, toprak da ayağımızın altından öylece kayıyor!

Ülkemiz BOP a kurban gidiyor!

Bize de, oturtmuşlar: seçimcilik, iktidarcılık,

muhalefetcilik oynatıyorlar!

Yok mudur, bugüne kadar görev yaparak bu felakete şahit

olmuş bulunanlardan babayiğitler Alarm ziline basıp konuşsunlar, gerçek

tehlikeyi işaret etsinler!

Bunu bari yapsınlar!