Küresel ısınma ile bağlantılı olarak, dünyanın kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya bulunmasının gündemde olduğu bir zamanda, "çevre" konusu önemini daha da artırmış bulunmaktadır. Bu sonuç, yaratılış gayesinden uzaklaşan insanın doymak bilmeyen ihtiraslarını tatmin uğruna, yeryüzündeki tabii dengeyi bozma girişimi ile yakından ilgilidir. Dünyanın geldiği nokta yeryüzündeki tabii dengeyi korumayı, çevrenin bize "emanet" olarak verildiğini anlamayı zorunluluk haline getirmiştir. Dikkatli bir araştırıcı, gelmiş geçmiş en büyük çevrecinin Hz. Muhammed (SAV) olduğunu görmekte gecikmeyecektir. Öyleyse, o Yüce Rasul ün (SAV) getirdiği prensipleri iyi anlamak gerekmektedir.
Tek başına şu Hadis-i Şerif bile, Allah Rasulü nün (SAV) çevre konusundaki hassasiyetini anlatmaya yetmektedir: "Yeryüzü bana mescid kılındı." Mescid, "Yüce Rabbimize secde edilen yer" demektir. "Secde edilen yer"in temiz olması namazın bir şartıdır. Yüce Rasül (SAV), "Yeryüzünü mescid" kabul ettiğine göre temiz tutulması bir zorunluluk ve bir din kuralıdır.
Bu Hadis-i şerifi yeryüzünde yaşayan bütün insanların Rabbini tanıması ve O nun kudret ve azameti karşısında secdeye kapanması gerektiği mesajını davermektedir. Çünkü, mülkün ezelî ve ebedî sahibi Allah (CC) tır. Geçici olarak yeryüzüne gönderilen insan, mülkü bir emanet olarak elinde bulundurmaktadır. Emanetçinin emanet sahibini (Allah ı) tanıması ve "emanet" üzerinde titizlik göstermesinden daha tabii ne olabilir
Çevre konusuna "Yeryüzü bana mescid kılındı" hadis-i şerifini esas alarak yaklaşırsak, sağlıklı ve kalıcı çözümler üretebileceğimize inanıyorum. Allah Rasulü nün (SAV) çevre ve temizlik konusundaki bütün hadis-i şerifleri, yeryüzünün temiz tutulmasına yöneliktir.Temizlik, insanı, diğer canlıları ve bütün varlıkları içine almaktadır.
Allah Rasulü nün (SAV) buyrukları yerine getirilirse "çevre" problemi diye bir konunun bulunmayacağı açıktır. Teharet, abdest, gusül (boy abdesti) gibi emirler dikkate alınırsa, İslâm dininin, temizliği, ibadet sistemi içine yerleştirdiği görülür. Yemek öncesi ve sonrası ellerin yıkanması da, bugün tıbbın "hijyen" olarak nitelendirdiği sağlık kuralarına ne kadar uygun olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Ayet ve hadisler israfı ve insan vücuduna zararlı olan şeyleri yasaklamaktadır. Bu kurallara uyulması halinde yeryüzünde sıvı ve katı atıkların asgari düzeye ineceğinde şüphe yoktur. Bu çeşit atıkların en büyük çevre düşmanı olduğunu bilmeyen var mı
Allah Rasulü (SAV) "sulara" (deniz, ırmak, göl) idrar yapmayınız" buyurarak, hem suların tabii özelliğini kaybetmesini önlemekte, hem de sular içindeki canlıların hayat hakkına riayeti emretmektedir. Şehirlerin lağım sularını göl, ırmak ve denizlere boşaltanların çevre konusunda nasipleri var mıdır dersiniz
Peygamber Efendimiz (SAV) "İktisat eden fakir olmaz", "Kendiniz için istediğiniz iyilik ve güzellikleri diğer kardeşleriniz için de isteyiniz" buyuruyor. Kendimize ait de olsa, her şeyin ihtiyacımız kadar olan kısmını kullanıp israf etmememizi, diğer insanları da düşünmemizi öğütlüyor. Bütün bu kurallar, Yüce Rasül ün (SAV) insanlık için getirdiği eşsiz hayat modeline ne kadar muhtaç olduğumuzu göstermiyor mu
İslâm dini; fuhuş, zina ve bütün kötülükleri yasaklayarak temiz nesiller yetiştirmeyi hedef almaktadır. İnanç, iyi niyet, istikamet ve ahirette hesap verme duygusunu kalblere yerleştirmektedir. Temiz ve sorumluluk bilincine ulaşmış ideal bir toplum ancak böyle bir yöntemle oluşturulabilir.
Bencil, şımarık, ancak kendi çıkarını düşünen, kural tanımayan, ahlâk anlayışından yoksun bir insana çevre bilinci kazandıramazsınız. Halbuki, İslâm dininin emirleri, Müslümanlar için bağlayıcı, yaptırım gücü olan, kalıcı kurallardır. İnsanın yapı ve yaratılışı ile de örtüşmektedir.
Küresel ısınma ve kuraklık tehlikesini söz konusu ederek, "çevre, çevre" deyip duranlar! İşte çözüm ve çıkış yolu ortadadır. Bu prensipleri dikkate almadan çözüm ve çıkış yolu aramaya çalışmak, eczaneden ilaç almadan tedavi olmak istemekten farksızdır. Bu garip tavır bana Allah Rasulü nün (SAV) şu hadis-i şerifini hatırlatıyor:
"-Ya Rabbi! Faydasız ilimden Sana sığınırım."