Kirlenmiş bir dünyanın günah kokan yüzleriyiz biz. Karanlıkla savaşmak yerine, dost olmayı yeğleyen mazbut ve günahkâr kullarız. Temizle içimizde çöreklenen katran karası kirleri, 

Temizle yaşadığımız şehrin sokaklarını 

Yıka üzerimize bulaşan bütün kötülükleri

Ve buluştur bizi güneşle

Yağmur al götür ötelere!

Eli kanlı vampirleri 

Dişleri kir kokan canileri

Sokaklarımıza ve evlerimize bulaşan kirleri

Yağmur, yorgun ve çaresiz düştük biz.

Ellerimiz bağlı, ayaklarımız bağlı, önümüzde ise sisli bir perde durmakta ama sen yine de yağ üzerimize

Yağ, Filistinli ananın yanan yüreğine

Yağ, Suriye’de yetim kalan çocuğun göz bebeğine

Yağ Irakta çaresizliğe teslim olan genç kızın avuçlarına

Yağ Arakan’da açlığa duçar olan çocuğun alnına

Bahar güzelliğiyle gel sokaklarımıza ve al götür bütün kötülükleri sonra ıslat susuz kalan bebelerin ağzını…

Yağmur, yağ içimizde biriken manevi kirlere

Şüphelerimizi, kuruntularımızı, günahlarımızı ve bizi aşağı doğru çeken karanlığı yıka ve düş gönlümüze İç sıkıntılarımızı da al, yaşadığımız anlam boşluğunu, manasız çıkışlarımızı, boğazımıza kadar batan günahlarımızı, ahımızı ve kalbimizde biriken tortuları da al götür…

Yağmur yağ ağlayan çocuğun gönlüne

Yağ yalnızlığa duçar olmuş yaşlıların bağrına

Ağlayan anaların yüreklerine

Sırtlarına sabrı kuşanıp yürüyenlerin bileklerine ve Seher vakti uyanıp secdeye kapanların gözlerine…

Ve arındır bizi çağın kirlerinden. Sonra ufuklardan aşağı süzülerek kavuş okyanuslara. Sessiz bir yolcu gibi ayrıl aramızdan ve Allah’ın rahmetini taşırken bizi de unutma…