30 yıldır dernekçiyim. Sivil toplumun hemen her kademesinde görev almış birisi olarak siyasetçilerin hamasi nutuklarından bol bol vaatler dinleyerek bugünlere geldim.

Esasında hemen her seçim döneminde siyasetçilerin gündeminden düşürmedikleri, engelliler ve dar gelirler problemleri diğer zamanlarda maalesef unutuluyor. Kendi tabirleriyle adam yerine koymak, insan yerine koymak ancak özel günlerde ve seçim zamanlarında akıllarına geliyor.

Engellilerin meclislerde ve ülke yönetiminde söz ve karar sahibi olması hususunda birkaç tane göstermelik de olsa TBMM’ye milletvekili koydular lakin bunların engellileri temsil etmesi konusunda kocaman bir soru işareti ve engelliler arasında tartışılması, engelli sivil toplumunda gündem oluşturan bir vakadır.

Engelli sivil toplumunun görüşü alınmadan ve hiç danışılmadan tepeden inme kararlarla yapılan işlemler engelli sivil toplumunda kale alınmadıkları hissini ve düşüncesini doğurmaktadır.

Bu da tabi olarak siyasilere olan güvensizliği artırmaktadır.

Bildiğiniz gibi 21 Mayıs’ta AKP’nin olağanüstü kongresi yapıldı.

Bu kongreyi her vatandaş gibi biz engelliler de pürdikkat izledik. Peki, ama izledik de ne oldu yine aynı sahne, aynı senaryo, aynı film değişen bir şey yok. Gösterişe ve şova yönelik olarak işitme engelliler için işaret dili tercümanı bulundurdular. Yani şov da olsa işitme engelliler adına teşekkür etmeyi de ihmal etmeyiz.

Şimdi esas konuya gelmek istiyorum; hemen her fırsatta engellilerin yanında olduklarını ve en iyi hizmetleri kendilerinin yaptığını söyleyenler işin esas noktasında engellileri neden düşünmediniz?

Partinin organlarında engelliler niçin temsil edilmiyor. Genel idare kurulunuz 50 kişiden oluşuyor bunu yüzdeye vurduğunuz da en az iki engellinin olması gerekmez mi?

Evet olurdu lakin bu gerçek demokrasiye, engelli haklarına, hak, hukuk ve adalete inanmakla mümkündür. Lakin bu söylediğimiz olması gereken hasletlere son yıllarda maalesef hasret kaldık. Kaldı ki iktidarın ve bu iktidarı teşekkül ettiren siyasi partinin kuruluş amacı ve amacın izah eden söylemlerde adalet, birinci esas kalkınma ise ikinci planda görülmekte. Adaletin içerisinde hak hukuk mazlumları koruma ve kısaca sosyal devlet anlayışı yüksek perdeden konu edilerek topluma mesajlar veriliyordu.

Bizler de o zamanlarda bu söylemleri heyecanla dinliyor ve ümitvar oluyorduk. 

Ne yazık ki bugün gelinen noktada bunları göremiyor ve büyük bir hayal kırıklığı yaşıyoruz.

AK Parti’nin bu son olağan üstü kongresinde de engellilerin hiçbir şekilde düşünülmediği ve gelecek yönelikte hiçbir ümit verici söylemlerini olmadığını bizatihi yaşadık.

Umarız ki icraatları ortaya koyarken düşünüp gereğini yaparlar. Biz de bundan müteşekkil oluruz vesselam.