Dünya meselelerini, ülke gündemini, siyaseti ve ekonomiyi konuşurken bazen insan kendi memleketinin derdini ikinci plana atabiliyor. Oysa insanın doğduğu, büyüdüğü ve gönül bağı kurduğu şehrin meselelerine kayıtsız kalması mümkün değildir. Hele ki o sorunları bizzat görüp yaşayan biriyseniz, susmak daha da zorlaşır.
Yaklaşık üç aydır memleketim Erzurum’dayım. Bu süre içerisinde şehir merkezinden ilçelere, mahallelerden köylere kadar pek çok yerde vatandaşla konuşma ve mevcut durumu gözlemleme fırsatım oldu. Karşılaştığım tablo bana şunu düşündürdü: Erzurum’un en büyük problemi yalnızca ekonomik sıkıntılar, yollar ya da altyapı değildir. Asıl mesele, şehrin kendisini yeterince güçlü biçimde temsil edilmiş hissetmemesidir.
Yıllar içerisinde Erzurum, ciddi anlamda göç verdi. Nüfusun azalması beraberinde siyasi temsil gücünün de gerilemesine yol açtı. Milletvekili sayısının düşmesi, doğal olarak şehrin Ankara’daki ağırlığını da etkiliyor. İşte tam bu noktada mevcut milletvekillerine daha büyük sorumluluk düşüyor.
Erzurumlu vatandaşın beklentisi aslında çok büyük değil. Milletvekillerinden istenen, şehrin meselelerini TBMM kürsüsünde gündeme getirmeleri, bakanlıkların kapısını Erzurum için aşındırmaları, ilçelerin ve köylerin sorunlarını takip etmeleri ve vatandaşın “Bizi Ankara’da savunan biri var” diyebilmesini sağlamalarıdır.
TBMM Genel Kurulu’nu yakından takip eden, zaman zaman milletvekilleriyle yüz yüze görüşen biri olarak ifade etmeliyim ki, Erzurum’un sorunlarının Meclis kürsüsünde daha fazla dile getirilmesini beklerdim.
Milletvekilliği yalnızca seçim dönemlerinde vatandaşla buluşmak veya özel günlerde mesaj yayımlamak değildir. Milletvekilliği, temsil ettiği şehrin derdini ülkenin gündemine taşıma makamıdır. Erzurum’un göçü, işsizliği, ulaşım sıkıntıları, ilçelerdeki altyapı problemleri, tarım ve hayvancılığın durumu, gençlerin şehirden ayrılması gibi meseleler sürekli gündemde tutulmalıdır.
Muhalefete mensup bir milletvekilinin zaman zaman Erzurum’un sorunlarını TBMM gündemine taşıdığını görmek elbette memnuniyet vericidir. Ancak burada mesele parti meselesi değildir. İktidarıyla muhalefetiyle Erzurum’dan seçilen her milletvekili bu şehrin vekilidir. Vatandaş da buna göre hizmet beklemektedir.
Gelelim yerel yönetimlere…
Bir şehirde vatandaşın devletle ve siyasetle en fazla temas ettiği alan yerel yönetimlerdir. Yol, su, kanalizasyon, ulaşım, temizlik ve altyapı gibi günlük hayatın temel meseleleri doğrudan belediyelerin sorumluluk alanına girer.
Ne yazık ki bazı ilçelerde ortaya çıkan manzara, vatandaşın beklentisinin oldukça gerisindedir.
Yakından gözlemlediğim Uzundere ilçesi buna örnek gösterilebilir. Mahalleler arasındaki bazı yolların durumu gerçekten düşündürücüdür. Vatandaş aracını kullanırken çukurlardan kaçmaya çalışıyor, araçların ön takımları ve lastikleri zarar görüyor. İnsanların en temel beklentisi olan düzgün bir yol dahi uzun süre çözülemiyorsa burada ciddi bir yönetim problemi var demektir.
Elbette sel olur, yol bozulur. Kanalizasyon çalışması yapılır, asfalt kazılır. Bunlar hayatın olağan akışı içerisinde yaşanabilecek şeylerdir. Ancak vatandaşın asıl baktığı nokta şudur: Bozulan yol ne kadar zamanda yapılıyor?
Aylar geçmesine rağmen aynı sorun devam ediyorsa vatandaş ister istemez farklı düşüncelere kapılıyor.
Uzundere’de bazı vatandaşlar, seçimde iktidar partisinin adayına destek verilmediği için ilçenin yeterince hizmet alamadığı düşüncesini dile getiriyor. Bunun gerçekten böyle olup olmadığı ayrı bir tartışma konusudur. Ancak vatandaşta böyle bir kanaatin oluşması dahi siyaset açısından ciddi bir problemdir.
Çünkü devlet hizmetinde oy hesabı olmaz.
Bir mahallede iktidara yüzde 90 oy çıkmasıyla yüzde 10 oy çıkması arasında hizmet bakımından hiçbir fark bulunmamalıdır. Belediyecilik de devlet yönetimi de vatandaşın siyasi tercihine göre şekillenemez.
“Halka hizmet, Hakk’a hizmettir” sözü yalnızca miting meydanlarında söylenecek güzel bir cümle değildir. Bu anlayış gerçekten benimseniyorsa hizmette ayrım yapılmaması gerekir.
Erzurum’un daha fazla yatırıma, daha güçlü temsile ve daha fazla sahiplenilmeye ihtiyacı var.
Bu şehir yıllardır ülkesine asker yetiştirdi, bürokrat yetiştirdi, siyasetçi yetiştirdi. Memleketin zor zamanlarında daima en önde duran şehirlerden biri oldu. Bugün Erzurum’un istediği tek şey, kendisine gösterdiği sadakatin karşılığında hak ettiği ilgiyi ve hizmeti görmektir.
Eskiden Erzurumlu iki eltinin hikâyesi fıkra niyetine anlatılırdı.
Televizyonda Erzurum’a kar yağdığını gören kadınlardan biri diğerine seslenir:
“Elti, gel hele! Erzurum’a gar yağir.”
Diğeri gelir, ekrana bakar ve meşhur cevabı verir:
“Yağar anam, yağar… Sahapsız memleket.”
Eskiden bu sözlere güler geçerdik.
Bugün ise insan aynı sözü duyunca ister istemez düşünüyor:
Acaba gerçekten Erzurum kendisini sahipsiz mi hissediyor?
Bu sorunun cevabını biz değil, Erzurum’u temsil edenler vermeli.
Hem de sözle değil, hizmetle.
İktidar milletvekillerinin de, yerel yöneticilerin de kulakları çınlasın...
Vesselam.
Erzurum’un sesi Meclis’te ne kadar duyuluyor?
İsrafil Bayrakçı
Yorumlar
En Çok Okunanlar
Furkan Vakfı'na şafak operasyonu: Alparslan Kuytul ve eşi gözaltında
Milletvekili Ali Şahin duyurdu: Roberto Carlos Müslüman oldu!
Türkiye'ye yeni yerli telefon geliyor: Tanıtım tarihi belli oldu
Ukrayna’da koltuk krizi: Savaşın ortasında en kritik koltuklar boş kaldı!
Ankara-Washington hattında "F-35" düğümü: BAE detayı masayı karıştırdı!
Yapay zekâ alanında önemli bir adım! 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı! 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli
YENİ Partili Barış Ayten tutuklandı
Okullarda yeni dönem: MEB'den 81 ile genelge
Muhtemel 11'ler: Fenerbahçe - Lyon
Neredeyse 50 yıllık otobüs firmasından kötü haber!