Arkada yemyeşil koru,
Önünde masmavi deniz,
Ve sen ahşap güzel.
Bu kadar güzellik fazla olunca da,
Başın beladan kurtulmamakta.
Yalı camilerinin makûs talihi olan yangınlardan yakanı kurtaramamaktasın,
Ne ki son yangından sonra restorasyonla kömür renkli acınası libaslarından kurtuldun.
Vaniköy Camii’nden bahsediyorum.
Lakin yaptıran Vanî Mehmet Efendi’nin çalkantılı yaşamı sanki hâlâ caminin kaderini etkilemektedir.
Van’da doğduğu için Vanî olarak anılan Mehmet Efendi, bütün ilim erbabı gibi tam bir gezicidir.
Tebriz, Gence ve Karabağ’ın hocaları yanında uzun yıllar ilim tahsil edip Erzurum’a geçmiştir.
Vaizlik görevi yanı sıra yaptığı sohbetlerle şehri etkilemektedir.
Erzurum beylerbeyi olan Fazıl Ahmet Paşa’nın dikkatini çeker,
F. Ahmet Paşa sadrazam olunca, onu İstanbul’a davet eder.
1661’de Vanî, yeryüzü cenneti İstanbul’a vasıl olur.
Sadrazam onu padişah IV. Mehmet ile tanıştırır.
Padişah, Vanî’nin vaazlarına vurulur, gayrı “huzur dersleri”ni ondan başkasından dinleyemez.
Şöhretinin zirvesinde, “hünkâr vaizi”dir artık.
Her şey çok güzel gitmektedir, herkesin imrendiği bir masaldadır.
Lakin her yükselişin bir de inişi olmaktadır her seferinde.
1683’te Viyana seferi, onun için sonun başlangıcıdır.
Bu sefere ‘ordu vaizi’ olarak katılır.
Askere moral vermek için en içli vaazları veriyordu.
Dönemin sadrazamı Kara Mustafa Paşa, padişahı ve aydınları Viyana Seferi’ne razı etmek için Vanî’nin vaazlarını kurtarıcı bilmişti.
Viyana Seferi bozgunla sonuçlanınca gözden düşenlerden biri de Vanî idi.
Halk her zaman zafer beklentisindedir.
Sefer yanlıları bile, bozgunun ardından suçlu aramaya başlamış, o da kayıpların sorumluları arasında gösterilmişti.
Sadrazamın başının gittiği bozgundan sonra.
Padişah, çok sevse de, Vanî’yi Bursa Kestel’e sürmüştü.
Düştüğü duruma çok üzülen Vanî, 1685’te burada öldü.
Mezarı Kestel’de yaptırmış olduğu külliyededir.
Vanî, sadece dini alanla yetinmemiş, siyasî çekişmelerde de taraf olmuştur.
Mutasavvıf-fakih ayrışmasında tarafını fakihlerden yana belirlemiştir.
17. yüzyıla damga vuran olaylardan Mevlevî ve Halvetî dergâhlarının kapattırılmasında mesul görülmüştür.
Mutasavvıf şair, Niyazi-i Mısrî’nin Limni’ye sürülmesinden sorumlu tutulmuştur.
Ne ki bu çalkantılı yaşam, her zaman hayrata sevdalanmıştır.
Papaz Bahçesi denilen semti IV. Mehmet Vanî’ye bağışlamış, Çengelköy’de bulunan bu semt, onun ismini alıp, Vaniköy diye anılmıştır.
1665’de buraya Vaniköy Camii’ni yaptırmış, ayrıca bir medrese ve evler inşa ettirmiştir.
Cami ve bir yalı bugün ayaktadır.
Vanî, sürgünden önce Kestel’de 1673’te mescit, medrese ve imaretten oluşan bir külliye yaptırmıştır.
Ardında, pek çok kaleme aldığı eser bırakmıştır.
Van’da başlayıp, İstanbul’a uzanıp, Bursa’da noktalanmış bir yaşamın en güzel eseri olan Vaniköy Camii’nde bir türbesi olmasa da...
Vanî Mehmet Efendi, bugün bile sahil camisine her gelenle gönül teması kurup, dünyanın geçiciliğini; yeryüzünün en güzel noktasında yaptırdığı mabet ile bir şiir gibi anlatmaktadır.