Halkın olmadığı aşikâr. Sermaye sahiplerinin olduğu ortada. Maalesef konu, bu kadar kolay genelleme yapılabilecek bir düzeyde. Güzel ülkemin 7 bölgesini, dağlarını, yaylalarını, ormanlarını ve özellikle en çok paranın döndüğü deniz ve sahil bölgelerini gezdiğinizde, ülkenin bu en güzel yerlerinin sermaye sahipleri tarafından işletildiğini, yani halkın elinden alındığını üzüntü ile görüyorsunuz.
İstanbul’un bunaltıcı sıcağından kurtulup çoluk çocuk hem biraz serinleyelim hem de tüm medeni insanlar gibi dinlence ve tatil hakkımızı kullanalım diye cennet ülkemizin herhangi bir sayfiyesine doğru yola çıktınız. Biraz yol alıp arabanın içinde sıcaktan bunalan çocukları ferahlatmak istediğinizde tam da şöyle denize nazır güzel bir tepe çıktı karşınıza. Tamam dediniz şurada bir püfür püfür dinlenelim çoluk çocuk. Ancak bir baktınız ki o güzel manzaralı nokta ya bir kafe ya çay bahçesi ya da herhangi bir işletme adı ile tutulmuş. 5 kişi de iyi para. Yapacak bir şey yok devam edeceğiz.
Yolculuk bitti. Deniz göründü. Çocuklar serin sulara atlamak için sabırsız. Hazırlıklar yapıldı ve sahile geldiniz. O da ne! Sahil bir otel tarafından kapatılmış. Sadece kendi müşterileri girebiliyor Allah’ın denizine. Neyse ilerideki sahile gidelim dediniz. Sonra bir baktınız ki orayı da bilmem ne beach adındaki işletmeci kapatmış. Her girenden Deli Dumrul gibi kesiyor paraları. Haydaaa.
Ne yapacağız şimdi? Bu kadar yoldan geldik. Neyse.
Şu diğer ilçede bir sahil daha var haydi çocuklar oraya gidelim dediniz. Ancak orası da kim olduğu belli bile olmayan bir işletme, adı bile olmayan birileri tarafından kapatılmış. Daha doğrusu gasp edilmiş. Bu kadarına pes doğrusu.
Yıllık izni aldık. Araç ayarladık. Bu kadar paralık akaryakıt kullandık. Ve geldiğimiz noktada anamızın ak sütü gibi helal olan bu ülkenin sahillerinde denize giremiyoruz. İlla ki haracımızı ödememiz gerekli ki onunla bile her yerde denize girilmiyor.
Yerli halka sordunuz bu kez. Yahu yok mu vatandaşın kendi denizine para vermeden girebileceği bir yer? Size tarif edilen yere geldiğinizde kıyıda köşede kalmış, dibi taşlık ya da dik yamaçların altında dağcılar gibi yürüyerek gelebileceğiniz bir deniz bulabildiniz. Artık o noktada bunca zahmetten sonra oh mu çekersiniz yuh mu bilemiyorum.
İşin ironisi bir tarafa maalesef olay şu an tamamıyla böyle. En kuzey Ege’den başlayın, en güneyine kadar gidin ne demek istediğimi o zaman daha net anlayacaksınız. Bu ülkenin vatandaşı canı ile kanı ile aldığı bu toprakların bu denizlerin güzelliklerini haraç vermeden yaşayamıyor. Ve bu bozuk sistem her geçen yıl çok daha fazla ilerliyor. İlla ki bir otel tutup binlerce lira vermek zorunda mıdır bu ülkenin evladı? İlla ki sahilleri gasp etmiş işletmelere çarpılmak zorunda mıdır bu vatanın evlatları?
Üstelik son zamanlarda ormanlar da teker teker işletmelere dönmüş durumda. Şöyle çadır kurup orman havası alacağınız, yemyeşil ağaçların altından masmavi sulara gireceğiniz birçok ormanlık alan da özel işletmelere satılmış durumda. Aslında satılan halkın nefes alma özgürlüğü. Çünkü buralara girip bir çadır bile kurmak isteseniz sizden bir otel kadar paralar alınabiliyor. Kendi ormanında otel parası gibi ödeme yapmadan çadır kuramayacak mı bu vatanın evlatları?
Zaten büyük şehirlerden çoluk çocukla buralara gitmek ciddi bir masraf. Bir de buralardaki sahili denizi ormanı gasp etmiş işletmelere yükle para ödediğinizde tüm hesaplar allak bullak oluyor. Açıkça söylemek istiyorum ki bu ülkenin vatandaşı, kendi vatanında parya muamelesi görmemeli. Bin yıldır bu toprakları kendine yurt etmiş, her türlü savunmasını yapmış, vergileri ile devletini ayakta tutmuş bu büyük millet, bu haksızlığı hak etmiyor.
Bilinmelidir ki bu sahiller, bu denizler, dağlar, ormanlar, yaylalar halkındır. Ve halkın cebine elini uzatan, rızkına ortak olan bu işletmeler derhal kapatılmalıdır. Sosyal devletin varlığı unutulmamalıdır.