Din gayreti, Allah'ın dinine hizmet etmek ve İslam’ın emirlerini hâkim kılmak için çabalamak son derece kıymetli bir şuur olsa da; bu gayretin hangi usulle, ortaya konduğu en az bu niyetin kendisi kadar önemlidir. Usulsüz vusul olmayacağı gibi, nebevi ölçülerden ve hikmetten kopuk bir çalışma de zaman zaman faydadan çok zarar getirebilir, İslam'ın hakkıyla anlaşılmasına gölge düşürebilir.
Peygamber Efendimiz’in hayatı, sünneti ve Kur'an'ın ışığında din gayretinde dikkat edilmesi gereken temel ölçülerden bazıları şunlardır:
1. Hikmetle davet: Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: "Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et..." (Nahl 125). Hikmet, sözü ve fiili yerli yerince yapmaktır. Yerini ve zamanını iyi ayarlamaktır.
Zorlaştırmamak, kolaylaştırmak: Peygamberimiz, sahabelerine şu nebevi düsturu ara ara hatırlatmıştır: "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin." (Buhâri). Din gayreti, insanları dinden soğutacak bir arızaya değil, kalpleri ısıtan bir rahmet vesilesine dönüştürülmelidir.
2. Güzel ahlak ve yumuşak bir tarz izlemek: Peygamberimiz’in en belirgin özelliklerinden biri, en sert tavırlarda bile sabretmesi ve yumuşak davranması idi. Allah Teâlâ, Hz. Musa ve Harun’u Firavun'a gönderirken bile onlara, "Ona yumuşak söz söyleyin, belki anlar veya çekinir" (Tâhâ 44) buyurmuştur. Dava haklı dava bile olsa yanlış bir üslupla savunulduğunda değerini kaybedebilir.
Şiddetten kaçınmak: Peygamberimiz asla hiç kimseye el kaldırmamış ve intikam duygusuyla hareket etmemiştir.
3. İhlas ve samimiyetle düzgün bir niyet sahibi olmak.
Niyetin tashihi, amelin tashihinden önceliklidir.
Yapılan her iş, söylenen her sözde yalnızca Allah’ın rızasını gözetmelidir.
4. Muhatabı insan olduğu için değer verip; hor-hakir görmemek. Dinin amacı insanı cezalandırmak veya kaybetmek değil; kurtarmak ve kazanmaktır. Peygamberimiz, muhatap aldığı insanlara karşı durumu ne halde olursa olsun şefkatle yaklaşmış, yanlışı ortaya koyarken şahsı rencide etmekten kaçınmıştır.
İnsanların kalplerine vâkıf olmadığımız için hüsnüzan ile yaklaşmak, insanların müsbet yönelişi için daha uygun bir yoldur.
5- Halıka tazim, mahluka şefkat davet fıkhının fatihasıdır. Öfkeyle davete kalkmak hem kendisini hem de davasını zarara uğratır.
6- Çağın gereksinimi ve davet dilini iyi okumak lazım. Bir şeyin sunumu onun değer konumu kadar önemlidir.
7- Sabır ve metaneti davetçi kendisine düstur edinmeli ve neticeye ulaşma noktasında aceleci olmamalıdır.
Tevfik, Allah'tandır. Kula düşen, gayrettir.
Neticeye götürecek doğru usul ve yöntemi gözetir ama acele davranmaz.
Kadere teslimiz elbette ve biliriz ki kader de gayrete âşıktır. Ona göre de Allah'a dayanıp saye sarılıp Allah yolunda mücahede ederiz.
Ne mutlu Allah yolunda yol yürüyenlere.
Ömer Arif