Artık kullanılmasa da tenakuz. Eskilerin dilinde hoş bir hava bıraksa da.

Aslı çelişki demek.

O gün hoca hanım okuduğu Kur’ an- ı Kerim’den sonra yalvarırcasına cemaatine.

Benim o çok sarsıldığım bir görüntü ile evet adeta özür dileyip yalvarırcasına sadece üç dakika konuşacağını, süper mini bir sohbet yapacağını söyledi.

Dinleyen kim.

Süslü başörtüler kaldırılıp bir yana atıldı, makyajlar, takılar, güzel elbiseler, dekolteler sahne aldı. Artık hoca hanım sana ayırdığımız vakit bitti, çık hayatımızdan mesajı verildi.

Bebek için okutulan Kur’ an-ı Kerim ile bütün sorumluluklar yerine getirilmiş oldu. Sırada varlık yarışı ve sohbet, diziler, artistler, dedikodular, kimin kocası karısını aldatmış, kimin kızı evi terk etmiş, bir dolu incir çekirdeğini doldurmayan konular start almayı bekliyordu. Hoca hanım bir suçlu gibi kekeleyerek tekrar sadece iki dakika dikkatinizi çekmek isterim ki sadece bir ayet-i kerimeyi açıklayabilirsem eğer…

Dedi demesine de kimse de dinleyecek hal kalmamıştı, daha renkli daha eğlenceli, daha çekici bir kareye çoktan geçmişlerdi.

Koşturarak süslü ikramlıkları getirdiler, çaylar pastalar, bebek için dağıtılan şekerlemeler, evlere götürüldüğü anda çöpe atılacak tarihli anı hediyeler matah şeylermiş gibi dağıtıldı.

Hoca hanım bu hızlı akan trafiğe acı ile bakıp sustu, içine kapandı, getirilen çayı içmeden kalkarsam ayıp olur dedi, kimsenin kendisi ile konuşmamasına içerledi ama her zaman aynı tavırlar olmuyor mu ki deyip kendi alınganlığına şaştı sonra sessizce kalkıp gitti.

Tenakuz sen her yerde niye bu kadar karşıma çıkarsın ki.

İki katlı evlerinde, alt katta oturan evin babaannesi arka bahçelerinde maydanoz nane yetiştirmekte idi, yazın bana getirdiği salatalık, biber, domateslerin tadına doyum olmuyordu. Lakin torunu genç kız ve gelini bahçeyi çok köylü (!) bulduklarından bir işgale yeltenip babaannenin ve eşinin ne borçlarla aldıkları bahçeye el koydular. Önce toprağın doğurganlığına tenakuz olacak şekilde çim ektiler sonra ahşap araba tekerleği üzerine çiçekler yerleştirip bir peyzaj yaptılar, genç kız arada bahçeye geçip filmlerdeki zengin kızların yaptığı gibi masada oturup laptopundan sosyal medyaya laf yetiştirmekte, çimler üzerindeki fotoğraflarını çekip şahane bahçeyi face te paylaşmakta.

Topraksa kalbindeki sırrı üzerindeki beton gibi sıkı çimin baskısından kurtulup yeryüzüne fısıldayamamakta.

Ah hiç sıra savmıyor tenakuz.

İhtiyar adamın çocuklarından gelin her seferinde “ama biz erkek çocuğuyuz” diyerek, mirasın büyük bölümü hakları olduğunu ima edip, mangalda kül bırakmazken.

Babalarına bakma görevine sıra geldiğinde, o sırayı sadece ihtiyarın kızına bırakırken.

Ayda yılda bir kızın işi çıktığında, “Bir haftalık bari sizde kalsın, torunum oldu gitmem lazım, şehir dışına çıkacağım” dediğinde, bin dereden su getirmeler.

Gelinin de her zaman çok işi bulunmaktadır, sohbetlerden, cemiyet hayatından, cemaatinden geri kalmak istememektedir. Tenakuz işte.

Galiba en güzel Ahmet Kaya demiş;

“Bu ne yaman çelişki anne”