Toplumun her kesiminin ölesiye nefret ettiği iğrenç saldırılara nikâhla itibar bahşedilmesi, bütün ülkeyi ayağa kaldırdı.
Her katmandan halkın karşı çıktığı nefret çeken eylemi meşrulaştırma çabaları infiale sebep oldu.
Tecavüz aklanamaz, haklı gösterilemez.
Tecavüzcüsü ile evlenmek gibi bir algı oluşturulması zulümdür.
Zira tecavüz olayı asırlarca bile unutulmayacak neneden toruna bırakılan öfke, kin, intikam, nefret, namus, kan davasıdır. Sadece mağdur kişiyi değil, aileyi, yakınlarını bütün toplumu olumsuz etkileyen, beden ve ruh sağlığını bozan bir travmadır.
Fakat gelin görün ki kimi kesimler, tecavüzü hafife almakta, çektikleri filmlerde tecavüze uğrayan kişilerin hayatını örnek göstermeye çalışmakta. Hatta mağduru suçlayıcı bir mekanizmaya bürünmekte, “rızası vardı” yaftasını boynuna takıp tecavüzcüyü kurtarma derdinde olan hâkimleri de gördük ve unutmadık.
Hafızalardan çıkmayan ve pek çok tecavüz olayında benzeri yaşanan “rızası oldu” mağduru, 15 yaşındaki Z.C. kendisine tecavüz eden 8 sapığı “rızası oldu” diye salıveren hâkime mektup yazdı: “Hâkim amca, ben yaşadıklarımdan utandığım için, bir de polisler ve siz bana inanmıyor gibi davrandığınız, alay ettiğiniz için anlatamıyorum. Her erkeğin bana tecavüz edeceğini sanıyor, korkuyorum. Hâkimsin, bir daha bana bağırma. Beni azarlamayın. 15 yaşında 38 kilo bir kızım. Benim gücüm bu adama yetmez ki, karşı koyup onu yeneyim. Polisler de siz de beni suçluyorsunuz, ”Neden karşı koymadın” diye. Bu adamın benim üç katım kilosu ve gücü var. Bir erkekle benim gücümü nasıl bir tutuyorsunuz?
Canlı cenaze gibiydim. Tek düşüncem, bir an önce ölmekti. İntihar edecektim, beceremedim. Bu, son ifademdir. Bana inanmayan, dalga geçer gibi davranan, aşağılayan mahkemenize gelmeyeceğim. Sizi adalet ve vicdanınızla baş başa bırakıyorum.” Mağdur çocuğa tecavüze uğradığı için bağıran polislerin, hâkimlerin ülkesi olmayı hak etmiyor Türkiye, dahası tecavüzcüye nikâh bahşederek legal hale getirmeye çalışan yasalar da, toplum vicdanındaki yarayı daha da genişletecektir.
Ninelerden dinlediğimiz yüz yıllık yaşanmış öykülerde, köyün en güzel kızını, evlenme teklifini kabul etmediği için kaçıran gencin düştüğü affedilemez durum. Kız tecavüze uğramıştır fakat yine evlenmeyi kabul etmemiş, şikâyetçi olmuş, jandarma genci hapse atmış, köylü gençten nefret etmiş, oğlanın ailesi, ağalardan yardım istemiş, büyükler araya girmiş, kıza “affet” diye yalvarmışlar ama kız, benim onurum sarsıldı deyip affetmemiş. Hapislerde sürünen genç, mapustan çıkamamış, ölmüş, kız da uzak diyarlara gidip başka biriyle evlenmiş.
Ne yazık ki toplumun büyük kısmı tecavüz için idam isterken, bu ilenci başkalarının da yaşamaması için kampanyalar düzenlerken, kimi kıt kafalar “rızası ile oldu” deyip kendisini kurtarmaya çalışmakta, buna hâkimler, polisler yardımcı olurken “rızası ile oldu” eki tecavüzcülerin nikâhlı eşleri için de iyi bir tutamak olmakta; birikimlerini, kredi kartlarını kaybetmemek isteyen kadınlar da, “rızası ile oldu” deyip kocasından boşanmamakta.
Oysa mağdurlar daha bir çocuk, isterse yetişkin olsun, rızası da olsa iş ki sen kendini bilesin, yaptığının yanlışlığını o küçük beynin de idrak etsin ki, zina zaten en büyük günahlardan. Zinanın milyon kat beteri tecavüz için de bari kurtarıcı konvoyları oluşturmayın.
Son günlerde basında, okullarda öğretmenlerin adının karıştığı, sevimsiz olaylar duyulmakta ya da biraz uçuk kaçık öğrencilerini kandırmaya çalışanlar çıkmakta. Yahut o uçuk kaçık talebeleri hemen dışlayan okul idareleri onların intiharına bile sebep olmakta. Oysa okullarda özellikle bayan öğretmenler genç kızları dışlayıp bağırıp çağıracaklarına, hayatın henüz başında her şeyden habersiz çocuklara şefkatle, sabırla eğitim verip o yavruları topluma kazanma derdinde olmalıdırlar, böyle bağırılan, dışlanan lise öğrencisi kız, kendisini arabadan atarak intihar etti. Sadece kız çocuklarını eğitmek hiç yetmemekte, asıl erkek çocuklarını çok kaliteli yetiştirerek toplumu tecavüz gibi bataklıklardan arındırabiliriz. Hayatımıza gittikçe yerleşen çıngıraklı yılan olan şiddetten, despotluktan, cebir ve güç gösterisinden uzaklaşıp daha merhametli, daha nazik, duyarlı bir toplum olmaya ulaşırız inşeAllah.