Şırnak; kuzeyde Siirt, batıda Mardin, kuzeydoğuda Van, doğuda Hakkâri illeri ve güneyde Irak ve Suriye devletleri ile komşu ilimiz. Beytüşşebap, Cizre, İdil, Güçlükonak, Silopi ve Uludere ilçeleri. Şırnak’a bağlı 6 ilçe, 137 köy ve 64 mezra olmak üzere toplam 221 yerleşim birimi mevcut.
İl merkezinin ilçelere olan uzaklığı şu şekilde;
Cizre: 46 Km.
Silopi: 75 Km.
İdil: 75 Km.
Uludere: 50 Km.
Beytüşşebap: 111 Km.
Güçlükonak: 83 Km.
Askeri-güvenlik açısından; Şırnak merkez, Cudi, Kato, Gabar, Namaz ve Herekol dağlarının ortasında, terörle mücadele konusunda çok stratejik bir bölgede bulunmakta. Terörle mücadele konusunda daha güçlü adımların atılabilmesi adına 18.05.1990 tarih ve 20522 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 16.05.1990 tarih ve 3647 sayılı yasa ile il statüsüne kavuştu.
Bu noktada sorulması gereken soru şu; il yapılmasının altında yatan gerekçenin halen ortadan kalkmaması ve haliyle terörle mücadele konusunda ciddi sıkıntılar yaşanırken il merkezinin Cizre’ye kaydırılması ne kadar doğru olur?
Nitekim bu konuda şehit Tümen Komutanımız Aydoğan Aydın’ın da bu hususları destekler görüşlerini ilgili makamlara ilettiği de bilinmekte.
Şırnak’ta vatandaşların belini büken bir diğer konu da, bu kadar genç nüfusun olduğu bir yer olmasına rağmen tek bir fabrikanın bile olmaması. Bu köşede her zaman vurguladığımız “daha çok yatırım, daha çok üretim” eksikliği ne yazık ki Şırnak’ta da acı yüzünü göstermekte.
Son iki yıldır terör nedeniyle kazılan hendekler, kurulan barikatlar, eğitimden alınmak zorunda bırakılıp ellerine silah verilen çocuklar, işinden olan babalar ve geride yavrusunun iki parça elbisesi kalan anneler... Tablo maalesef böyle...
Malumunuz, memleketin ıslahı ve refahın tesisi adına devletin yaptığı operasyonlar 8 ay kadar sürdü.
Yasak süresi boyunca 60 bin insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Çoğu hiç bilmedikleri bir kültürün içinde buldular kendini. Bazı aileler dağılmak zorunda kaldı. 3 bin insan uzunca bir zaman şehrin girişinde çadırlarda yaşam mücadelesi verdi.
Şırnaklılara kulak verdiğimizde şunları söylüyorlar; “Tüm bu ekonomik ve psikolojik sorunların arasında şehrin en büyük geçim kaynağı olan il vasfının düşürülmesi kararı, bu halkı hem travmaya sokmak hem de devletimizden şefkat eli bekleyen bu insanları bir bakıma PKK’nın kucağına itip kaderine terk etmek anlamına gelmektedir. Bu hamle esasında daha derin yaraların açılmasına yol açabilir.”
ŞIRNAK’TAN, BÖLGEDEN NOTLAR...
* Çatışma sürecinde Hakkâri’de hendek ve barikat yapılmasına halk müsaade etmemiş ve daha sonraki süreçte de il merkezinde sokağa çıkma yasağı uygulanmamıştır. Ancak Yüksekova ilçe merkezinde kazılan hendek ve kurulan barikatlar oldukça sıkıntılı bir dönemin yaşanmasına neden olmuş ve silahlı kuvvetlerimizin ıslah çalışmaları neticesinde bu yerleşim yeri kontrol altına alınmıştı.
* Şırnak Belediyesi tarafından aktarılan bilgilere göre; 3 bin ailenin Şırnak’a yakın Dergül bölgesinde kurulan çadırlarda kaldığı, 1500 ailenin ise Uludere ilçesi ve Balveren köyüne, Silopi’ye 1000 aile, Cizre’ye 400 aile, Güçlükonak’a yakın Germav denen bölgede 400 aile, Eruh’a 400, Siirt’te yaklaşık 2000 ailenin göç ettiği belirlendi.
* Şırnak’tan çıkmayan yaklaşık 5000 kişi ise Gündoğdu ve Yenişehir mahallelerinde kalmakta.
* Şırnak merkezde İsmetpaşa, Gazipaşa, Cumhuriyet, Dicle ve Yenimahalle, Bahçelievler mahalleleri büyük oranda yıkıldı; Aydınlıkevler, Atatürk ve Yeşilyurt mahallelerinin ise bir bölümü...
* 14 bin 727 ev hasar gördü. Bu evlerde yapılan hasar tespit çalışmalarında 2 bin 44 binanın ağır hasarlı olduğu tespit edilerek yıkılması kararlaştırıldı. Daha sonra bu sayı 4 bine yükseldi.
* Kentsel dönüşüm ile birlikte yıkılan bina toplamda 10 bin binaya ulaştı. (Yıkımlar halen devam etmekte.)
* Kiralık ev ve dükkânın azlığı kira fiyatlarını uçurdu. Daha önce 350-500 TL arasında değişen ev kiraları bazı yerlerde 800-1000 TL oldu.
* Tüm bunlardan sonra; Şırnak 1990 yılında güvenlik gerekçe gösterilerek il yapılmıştı. Şimdi ise yine güvenlik gerekçe gösterilerek ilçe yapılmak isteniyor.
Milli Görüş bölgede güven unsuru
Bilindiği üzere, Şırnak ve Hakkâri’nin coğrafi şartlar nedeniyle il statüsü taşımadığı gerekçe gösterilerek bunların yerine Cizre ve Yüksekova ilçelerinin ile dönüştürülmesi yönünde iktidarda bir niyet oluştu.
Bu karar bölgede beklenenden daha fazla ilgi çekti. MHP, CHP liderlerinin konuyu bizzat grup toplantılarında gündeme getirmesi, Cumhurbaşkanı’nın verdiği çeşitli cevaplar bölgeyi yakından bilen herkesin dikkatini celbetti.
Çoğunluk, Cizre ve Yüksekova’nın il olmayı hak ettiğini ancak bunun için Şırnak ve Hakkâri’nin ilçe yapılmasına gerek olmadığını düşünmektedir.
Şırnak ve Hakkâri sakinleri adeta kendilerinin devlete görece bağlılık konusunda cezalandırıldığını düşünmektedir. Böyle bir psikolojik ortam dahi, oturup düşünülmesini gerektirecek bir durum değil midir? Esasen, Şırnak ve Hakkâri merkezlerinde neredeyse hiçbir yatırım olmadığı için, il olmakla olmamak arasında bir fark olmadığı düşüncesi çeşitli kesimlerce dile getirilmekte. Ne var ki, dikkat edilmesi gereken husus; Şırnak ve Hakkâri’de ticari hayatın esas belirleyici etmeninin kamu kurumları olmasıdır ki, bu kurumların ihtiyaçları ticari hayata canlılık katmaktadır. Bununla birlikte bahsedilen durumun benzeri küçük illerin tamamı için geçerli olduğu bilinmektedir.
İlçe statüsü, gerek nüfus kaybına gerekse sermaye transferine neden olacaktır.
Şırnak’tan Hakkâri’ye kadar uzanan uzun koridor (Cudi Dağı’ndan Kato Dağı’na kadar olan yer) terör örgütünün yuvalandığı bölgedir. Bu bölgede gösterilecek herhangi bir güvenlik zafiyetinin telafisi zor yeni süreçlere zemin hazırlar mı? Üzerinde düşünülmesi gereken konulardan biri de budur.
***
Özellikle, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum sürecinde, Milli Görüş hareketinin gösterdiği tutum bölgede bilinirliğe ve güvenirliğe önemli katkı sundu. Milli Görüş her ne kadar Meclis’te olmasa da, bölge halkı nezdinde itibarı olan bir hareket olduğundan, desteği önemsenmektedir.
***
Hülasa... Hülasası şu; Cizre ve Yüksekova il yapılsın ama Şırnak ve Hakkâri de ilçe statüsüne düşürülmesin... Şırnak ve Hakkârili vatandaşlar özelde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, genelde iktidara, “bu karar biraz daha düşünülse!” çağrısı yapmaktalar. Bu mümkün değil midir?
***
Son bir not daha; Başbakan Adnan Menderes, Kırşehir’i bir öfke ile ilçe statüsüne indirdi. Daha sonra bu hatasını düzeltse de Kırşehir halkı bunu hiç unut(a)madı. Kıssadan hisse; devlet öfke ile yönetilmemeli...