En büyük yalanı kim söyler veya kim söyledi?

Siyasiler mi, gazeteciler mi?

Tahmin ettiklerinizin söylediklerinin birçoğu yalan sayılır ama en büyük yalanı söyleyemezler.

En büyük yalanı papazlar, hahamlar ve ateistler söylemiştir.

Rabbimiz, bir yalandan haber veriyor ki o yalan nedeniyle neredeyse gökyüzünün çatlayacağını, yeryüzünün yarılacağını, dağların devrileceğini şöyle haber verir:

“Rahmân çocuk edindi” dediler.

“Yemin olsun ki çok kötü bir şey yaptınız.

(Bu sözden) Neredeyse gökyüzü çatlayacak, yeryüzü yarılacak ve dağlar devrilecekti.

Rahmân’a çocuk iddia ettiler diye” (Meryem süresi ayet 19/88-91)

“İsa Allah’ın oğludur” diyenler, “Üzeyir, Allah’ın oğludur” diyenler olduğu gibi Firavun kendisini Rab ilan ederek yalan rekorunu elinde tutuyor.

Günümüzde Firavunun yaptığını yaptığı halde cesareti olmadığından Rabliğini ilan edemeyen, çağdaş kelimelerle rablık heykelini maskeleyen insanlar da Firavun gibi yalanın en büyüğünü söylemekteler.

Halbuki Rabbimiz:

“…yalan sözden kaçının.” Buyurur. (Hac süresi ayet 22/30)

Allah’a ortak koşmak Nisa 48, helalleri haram kılmak, Al-i Imran 94, En’am 140, Peygamberi inkâr etmek En’am 21, “Kur’an’ı kendi uyduruyor” demek Yunus 38 en büyük yalanlardandır.

Sevgili Peygamberimiz de görmediği rüyayı görmüş gibi anlatan, babasından başkasına babalık iddiasında bulunan, peygamberimizin söylemediği hadisi söyleyenin de en büyük yalanı söylediğini haber verir. (Buhari, sahih, Menakıb bab 5)

Rabbimiz bütün siyasi, gazeteci, çiftçi, general, er, Prof. sanatçı… Her türden Müslümana hitaben:

“Ey iman edenler, eğer bir fasık size bir haberle gelirse onu araştırın ki, bilmeden bir topluma sataşırsınız da, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” Buyurur. (Hucurat süresi ayet 49/6)

Araştırmadan söylemek veya yazmak yasaktır.

Sevgili Peygamberimiz de ayeti bize açıyor:

“Her duyduğunu söylemek kişiye yalan olarak yeter” buyurmuş. (Müslim, Sahih, Mukaddime, bab 3, hadis no 7)

Doğruluğuna inandığımız her doğruyu yaymak da yanlıştır.

Bazı haberler vardır ki onu yalnız yetkili kişilerin duyması ve bilmesi gerekir.

Bu konuda da Rabbimiz:

“Onlara emniyet veya korkuya ait bir haber geldiğinde onu yayıyorlar. Eğer o haberi rasüle ve onlardan olan emir sahiplerine götürselerdi, onların içinden o haberden mana çıkaracak olanlar onu bilirdi. Eğer Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı çok azınız müstesna siz şeytana uyardınız.” (Nisa süresi ayet 4/83)