Ülkemizde son zaman yapılan televizyon işlerinde bir
farklılık olduğu kesin. Büyük bütçeli işler yapılmaya, platolar kurulmaya
başladı. Bu durum gelecek için ümit vadediyor elbette. TRT son zamanlar bu
konuda atağa kalktı. Özel televizyonların bile cesaret edemeyeceği peş peşe
büyük işler izlemeye başladık. Reyting karmaşası olmadan iş yapabilmenin
kolaylığı var elbette. Bir de bütçe meselesi var tabi. Biz elektrik
faturalarında, cep telefonu ücretlendirmelerinde, yurt dışı çıkış harçlarında
paylarını ödemeye devam edeceğiz. Finansal sıkıntıları olmayacaktır elbette.
Diriliş dizisinde yakaladıkları bir ivme var elbette. Her ne kadar evde kalkan
kılıç izleyen vatandaş kendi gündeminden habersiz bir senarist maharetiyle
vücut bulmuş sözleri günlük siyasi gönderme olarak kullansa da, iyi işler
desteklenmeli. Bu işleri yapan arkadaşların doğrucu Davut numarası yapmadan
eleştirilere açık olabilmesi işlerini daha iyiye yormalarına imkan sağlayabilir
Konuya girmem uzun sürüyor işte. Mazur görün.. Bir
problemim var. Cuma günü yayına başlayan diziyle alakalı elbette. 68 kuşağının
hikayesini bizim mahalle den anlatan (bizim mahalle neresiyse) bir dizi yayın
hayatına merhaba dedi. Bir kutuplaşmaya sebep vereceği ortada. Önyargılı mıyım
bu işe karşı Açıklamaları ve fragmanı izledikten sonra cevabım evet! Oturduğu
yerden her şeyi eleştiren güruha beni sürüklemeden önce biran düşünün isterim.
Amerika nın kullandığı kültür emperyalizminin silahını kuşanan arkadaşlar bizi
yakın tarihle, şahit olduğumuz tarihle aldatmaya çalışıyorlar.
Dizide sadece üç kişiyi gerçek ismiyle andıklarını
söylüyor sayın Uçakan. Kim bunlar Necip Fazıl, Mehmed Zahid Kotku hazretleri
ve Prof. Dr. Necmettin Erbakan. Bu üç ismin hayatı boyunca ne ile mücadele
ettiğini bilmeden insanların huzuruna bugünkü iktidarı hazırladılar diye
çıkarmak bu topraklara ve yeni bir dünya anlayışına ihanettir. Ben kalp okuyucu
değilim. Hele niyet okuyucusu hiç değilim. Bu işi yapan şahısların hisleriyle
değil, ortaya koyduğu işlerle değerlendiriyor olduğumu başta söyleyeyim.
Muhteşem Yüzyıl dizisini biz neden yerden yere vurmuştuk bir hatırlayın.
Gerçek bir karakter kullanıyorsanız kurguya kaçmanız hastalıklıdır dedik
değil mi Ömrünü Siyonizm le, Amerika ile Batı ile mücadeleye adamış bir
Mücahid in mirası nasıl olurda Amerika ve Avrupa nın güdümüne girmiş bir
iktidar olabilir. Oligarşiye rest çekişi ve dik duruşuyla tanıdığımız Necip
Fazıl bugün yaşasaydı eğer; Abdülhakim Arvasi hazretleriyle tanıştıktan sonra
yazmaya başladığı Ahlak merkezli tiyatrolarını yüzlerine çalmaz mıydı
Demokrat Parti nin devamı sayılan Adalet Partisi ne
rağmen dönemin uleması bir araya gelip (bir araya gelinebiliyormuş)
Müslümanların siyasi olarak temsil edilmesi gerektiğini ifade etmeleri tarihin
akışında hep gizlenen bir mefhum olmuştur. Mehmad Zahid hazretlerinin
tavsiyeleri muhterem Erbakan Hocamız olmuş. Yahyalı Hacı Hasan Efendi nin biat
ederken söylediklerini de siz araştırıverin bi zahmet. Amerika ve Batı ya rağmen
siyaset yapılabileceğini gösteren o yürekli mücahid hayattayken kurulmuştu AKP.
Son nefesine kadar Beni AKP nin günahlarına ortak etmeyin diyen o büyük
insanı siz nasıl bir anlayışla bugünkü iktidarın temeli olarak kabul
edebilirsiniz Evet. O günlerde beraberdiler. Yola çıktıklarını yolda
bulduklarına tercih edenler diye bir durum var. Hem de üstadın güzel bir
sözüdür. Birinci körfez savaşı öncesi Müslüman bir siyasetçi olarak,
muhalefette olmasına rağmen 22 gün geceli gündüzlü barış için mücadele eden,
ülke ülke gezip bölgede bir problem yaşanıyorsa bunu Müslümanlar kendi
aralarında ve konuşarak çözmeli anlayışını inşa eden adamla, Irak a düşen ilk
bombayla 8,5 milyar dolar hesabımıza geçecek diyen anlayışın birbirine miras
olduğunu söylemek arızalı bir aklın ürünü olabilir ancak.
Böyle işler yapılsın elbet. Fakat bırakın o dönemi
anlatsın. Bugüne pay çıkarmak istediğinizde taşlar yerine oturmakta zorlanır.
Tarihi ders alınacak bir mektep olarak görmek bizi ancak ileriye taşıyabilir.
Geçmişte yapılan hiçbir iyi iş bugünün kötü işinin kefareti sayılamaz.
Pakistan da halk hükümete karşı başkaldırdığında dönemin başkanı Mevdudi ye
gelip halkı sakinleştirmesini ister. Geçmişte yaptığı iyi şeyleri anlatmaktadır
sürekli. Mevdudi!ye göre ise son yaptıkları için tekrar seçime gitmelidir.
Yoksa ülke iç savaşa sürüklenebilir. Nitekim olan budur. Tarihimizi bilelim.
İyi bilelim ama. Yanlamayalım. Manipülasyon için kullanmayalım. Günahlarımızı
günahsızlarla örtmeye çalışarak yapmayalım. Bahsi geçen dizi sadece o dönemi
anlatmak gibi bir dertle ortaya çıksaydı severek takip eder ve destekçisi
olurdum. Ama siz derseniz ki o zaman verilen mücadelenin karşılığında biz bugün
iktidarız, işte burada çatışırız.
Gerçi sizde haklısınız. Süleymaniye de başına çuval
geçirilen askerlerimizin intikamını, mavi Marmara nın hesabını beyaz perdede
sormuş ve karşılık almıştınız. Vatandaşa yaptığınız bu manipülatif doldurma bir
gün taşarsa yaptığınız işleri ortadan kaldıramayacaksınız. Youtube ye düşen
videolar değil bunlar. Sosyal medyayı yasaklayarak, google dan sildirerek
temizlenmeyecek tüm bunlar. Milli ve kültürel politikadan yoksun bir iktidar
dizi ve sinemada kurduğu sanal gerçekliğinin bir ekran koruyucu olduğunu bir an
önce fark etmeli. Hele vatandaş çocuklarına bırakacağı geleceğin dizilerle
değil, omurgalı siyasetle oluşabileceği fikrine bir an önce kavuşamazsa,
arkalarından Fatiha okumak yerine neyse. Dillendirmeyeyim.
Bu diziyi ululayacaklara, sevmeyenleri hain ve iş bilmez
ilan edeceklere bir tavsiye. Moda diye fotoğraf çekilip sosyal medyada like
aldığını o Davam kitabını bir okuyun derim. Sonra son yıllarda bu ülke resmi
olarak neler yapmış bir kaynak taraması yapıverin. Sonra oturun izleyin bu
diziyi. Ama bilin neyin ne olduğunu. Dizidir en nihayetinde. Bunu bir yazan,
bir oynayan, bundan para kazanan ve nemalananlar var. Bahsi geçen yaşamış
insanlar ise Refik-i Ala dan izliyorlar.
Ha birde Erbakan sizin için bu kadar kıymetli ve
ikbaliniz için gerekliyse İmam Hatiplileri buluşturduğunu programlarda
pankartlarını indirmezseniz iyi olur. Yoksa kuşun kanadına kondurduğunu sevda
da sizi kurtaramaz.
Hem biz her dönem o kuşun canlısını istemişizdir!!!
Kalbinizin sahibine emanet olun
Eyvallah!!!