Suriye deki çatışmalar ve istikrarsızlığın en çok

etkilediği ülkelerin başındayız. Rusya ile geldiğimiz nokta zaten ortada. 3

milyona yaklaşan mültecilerin her türlü sorunlarını kucağımızda bulduk.

Ortadoğu ya açılan kapımız olan Suriye deki durum ekonomimizi doğrudan

etkilemeye devam ediyor.

Bu sorunların olumsuz sonuçları ile yaşamaya çalışırken,

şimdi de Kilis e atılan roketler ve can kayıplarıyla sorun başka bir boyut

kazanıyor. İşin özü; canlı bomba saldırıları, hendekler, güvenlik güçleriyle

teröristler arasında bazı yerlerde halen devam eden çatışmalar da, Suriye deki

gelişmelerden bağımsız değil.

Peki, Kilis neden hedefte Sebebi şu; Suriye yi

Ortadoğu da yeni bir Afganistan yapmak istiyorlar. Devamlı sorunlarla boğuşan,

gruplar arasında birinin diğerine üstünlük sağlayamayacağı, tıpkı Afganistan

gibi sürekli çatışma halinde olan bir coğrafya hedefliyorlar. Burada Türkiye ye

biçtikleri rol de, Pakistan gibi olmaktır. Yani kendi derdine ağlamaktan, diğer

küresel ve bölgesel sorunlara müdahil olamayan kuşatılmış bir ülke. Bununla

birlikte nihai plan, Cenevre ve benzeri görüşmeler silsilesi ile sorunu

olabildiğince zamana yaymak ve senaryonun nihai hedefi olan etnik ve mezhepsel

çatışmalar üzerinden paramparça bir Ortadoğu oluşturmaktır.

Pakistan ve Afganistan sınırında yaşanan başlıca

sorunlar, terör, uyuşturucu ve sürekli çatışmayla birlikte oluşan

istikrarsızlıktır. Şimdi aynı sorunlar Türkiye ve Suriye arasında meydana

gelmektedir. Kilis e atılan roketlerin hedefi de, bu oyunda Türkiye yi doğrudan

içeri çekmek ve neticesinde ateşin bölgeyi daha geniş ve uzun süre sarmasını

temin etmektir. Özellikle ülkemizde yaşanan bazı canlı bomba eylemlerinde,

DAEŞ in parmağının olması, sınır güvenliği açısından Türkiye nin daha dikkatli

bir tutum içinde hareket etmesini zorunlu kıldı. Bu da örgüte yeni katılımları

engellemeye başladı. DAEŞ, kaçakçılık ve lojistik destek kanallarını açık

tutmak için Kilis e roket gönderiyor ve Türkiye yi izlerin birbirine karıştığı

kendi alanına çekmeye çalışıyor.

Afganistan Pakistan ın, Suriye de Türkiye nin en uzun

sınırıdır.  Yani önemli bir sınır

güvenliği sorunu ile karşı karşıyayız. Eğer komşunuzda istikrarlı bir yapı ve

düzenli bir ordunun kontrolü yoksa işte böylesine çetrefilli bir süreçle

mücadele etmek zorunda kalırsınız. Bir sabah kalkarsınız, sınır boyunuzda PYD

hâkim olmuş, bir bakarsınız DAEŞ le komşu olmuşsunuz. Terör örgütlerinin

böylesine fink attığı bir coğrafyada güven içinde önünüze bakmanız mümkün

değildir. Irak ın kuzeyindeki 36. Paralel nasıl fiili bir durum oluşturmuş ve

Irak ın toprak bütünlüğünü bozmuşsa, bugün Suriye nin kuzeyi için de aynı

tehdit açık ve tartışmasız bir şekilde ortadadır.

Türkiye bölgesel sorunlarla mücadele edebilmek için

paydaşlarını gözden geçirmek zorundadır. Ancak bu paydaş İsrail değildir,

olamaz. İsrail ile yakınlaşmaya gerekçe olarak, Rusya ile yaşadığımız kriz

gösteriliyor. Oysa sorunun temelinde İsrail in bizatihi kendisi vardır. Bunun

doğru bir strateji olmaması bir yana, sorunun daha da kalıcı olmasını

sağlayacağı açıktır. Asıl olan şu ki; bölgemizin sorunları ancak komşu

ülkelerin ortak iradesi ile çözüme kavuşturulmalıdır. Buna rağmen, hükümet

özellikle son 5 yıllık süreci öylesine yanlış kararlar alarak yürüttü ki, bu

iradenin kısa vadede oluşması pek mümkün görünmüyor. Öyleyse Türkiye nin yakın

zamanda oluşan düşmanlıkları gözden geçirmesi şarttır. 11.Cumhurbaşkanı

Abdullah Gül ün Türk-Rus İlişkilerinin vakit geçirilmeksizin onarılması

çağrısı yerinde bir çağrıdır.

Kilis in içinde bulunduğu tehdidin, sadece karadan

yapılan atışlarla bertaraf edilmesi zordur. Zamanında önlem alınmazsa farklı

illerimize de saldırılar olabilir. En son Gaziantep-Karkamış a Carablus tan

atılan havan mermisi de buna örnektir. Bu olanları sıradan doğal bir durum

olarak takdim ederek saldırıları yorumlayamayız. Suriye Afganistanlaştırılmak

istenirken, bizler gündelik tartışmaların dışında fotoğrafa daha yukarıdan

bakmalı ve kısır çekişmelerin ülkemize zarar vermesini engellemeliyiz.