Semira 6 yaşında bir çocuk. Savaşın acı yüzünü görmüş ve
Suriye den ailesi ile birlikte Türkiye ye gelirken yanına sadece bebeğini
alabilmiş. Aile bir hayırseverin desteği ile iş imkanı bulmuş ve Türkiye de
kendilerine yeni bir hayat kurmuşlar. Aynı mahallede bir anaokulunun müdürü
Semira ya destek olmak için okuluna almış ve küçük kızın yıkılan düşlerini
onarmaya çalışmış. Semira nın artık sıcak bir evi ve bir okulu var. Fakat
yoksul köyünü ve buradaki arkadaşlarını arıyor. Öğretmen her sabah ellerine
birer kağıt veriyor ve bir resim çizmelerini istiyor. Semira hep aynı resmi
çiziyor Ağlayan bir anne ve yaralı bir baba Az ilerde büyükçe bir ağaç. Bu
ağaç Semira nın Suriye deki evlerinin bahçesindeki ağaç. O oyunlarını bu ağacın
altında kurar ve geç vakte kadar burada kalırdı. Semire şu anda her şeye sahip
ama o yoksul köyünü ve buradaki arkadaşlarını özlüyor. Semire bir gün köydeki
evine geri dönmeyi ve o ağacın altında oynamayı hayal ediyor.
Yaşlı dünyada güçlüler güçsüzleri eziyor ve hayat
ayaktakilerle yerdekilerin savaşını dönüşüyor. Elbette savaşın birinci derecede
mağdurları çocuklar oluyor. Çocuklar insanların niçin birbirlerini
öldürdüklerine bir anlam veremediklerinden korku ve kaygıyı daha yoğun
yaşıyorlar. Savaş çocuklar üzerinde fiziksel ve psikolojik baskı oluşturuyor ve
artık bu çocuklar dünya ile güvenli bir ilişki kuramıyorlar.
Mülteci kamplarında yaşayan çocuklar üzerinde
araştırmalar yapılıyor, yardım dernekleri mağdurların yaralarını sarmaya
çalışıyorlar. Araştırmalar bu kamplarda yaşayan çocukların %45 inin ileri
derecede depresyonda olduklarını ve çocukların yaşadıkları travma ile başa
çıkamadıklarını gösteriyor. Çocukların büyük bir kısmı savaşın ölüm ve kan
kokun yüzünü bütün çıplaklığı ile görmüş ve yaşamış. Çocuklar büyüklerin neden
kötülüğün taşıyıcılığını yaptıklarına bir mana veremediklerinden insanlardan
kaçıyorlar. Çocuklar yalnızlığı seviyor ve savaşın izlerini silmek istiyorlar
ama olmuyor.
Uzmanlar savaş sona erdiğinde dahi bu çocukların yardım
almadan normal hayatlarını sürdürmelerinin pek mümkün görünmediğini
söylüyorlar. Çünkü büyük bir çoğunluğu savaşa ve ölüme çok yakından şahit
olmuş. Ülkemizde şu anda 17 kampta 190 binin üzerinde Suriyeli mülteci
bulunuyor, kamplar dışında kendi imkanları ile yaşayanların sayısı ise
bilinmiyor. Fakat hayatta kalabilmek için mücadele eden anne babalar bir çok
sınavı aynı anda veriyorlar. Acı, yoksulluk, açlık, ayrılık, gurbet ve savaşın
açtığı yaralar Elbette bütün bu zorlukları anne baba ile birlikte taşımak
çocuklar için oldukça zor bir durum. O nedenle bu insanlara ve dünya ile küskün
çocuklara kol kanat germek hepimizin görevi