İstanbul’un pek çok yerinde onun ismine rastlarsınız fakat hakkında fazla da malumat bulamazsınız. Hatıratlar, sadece kişi ile ilgili değil, yaşadığı dönem özelliklerini de yansıtan çok kıymetli edebiyat ürünüdürler.
Osmanlı aydınlarının çok yönlü kişiliğini Selim Sırrı’da da görmekteyiz, sadece sporcu ve beden terbiyecisi değil, aynı zamanda eğitimci, idareci, asker, yazar, hatiptir de; 83 yıllık ömrüne 58 kitap, 2500 makale, 1500 konferans sığdırmıştır. Hayat hikâyesine baktığımızda zorluklar ve başarılar baş başa gitmektedir.
1874 doğumlu Selim Sırrı, Elazığ’dan Miralay Uzun Yusuf Bey’in oğludur. Annesi Zeynep Hanım da, Fuzuli ve Nedim okuyacak kadar edebiyatla ilgilenmiştir. Selim Sırrı, iki yaşında iken Karadağ’da şehit düşen babasının ardından, ablasını da veremden kaybetmiştir. Galatasaray Lisesi’ni ve Harbiye Mektebi’ni bitiren S.Sırrı, İsveç’te jimnastik ihtisası yapmış, öğretmenlik, müfettişlik, komiserlikten milletvekilliğine pek çok hizmette bulunmuştur. Sarı zeybek oyununu icat etmiştir. Belçika’dan Macaristan’a, İsveç’e, Almanya’ya beden terbiyesi, jimnastikleri, sporlar, sürat yarışları, disk ve cirit atmalar, olimpiyat oyunları, tenis, yüzme, futbol, köylünün beden terbiyesi, sağlık öğütleri, güzel konuşma sanatı, yaşama bilgisi, talim ve terbiye inkılâbı konularında kitaplar yazan Selim Sırrı, musiki ile de ilgilenmiştir.
Beş yaşına gelinceye kadar babasının ölümü saklanan küçük Selim, bir bayram günü komşusunun elini öpmeye gittiğinde öğrenir. Annesi ve dayısı şair, binbaşı Rıfat Bey’in himayesinde büyür. Döneminin yoksulluk günlerinde annesinin zorluklarla yazdırdığı Galatasaray Lisesi’nde dersleri çok kötüdür ama aşk derecesinde sevdiği tek bir ders vardır; jimnastik.
“Bana “spor delisi” diyorlardı. Rum pehlivanları ile güreşiyor, İtalyanlarla eskrimde boy ölçüşüyor, yüzme yarışına giriyor, insanları gülle gibi havaya kaldırıyor, boks dersi veriyordum. Yeni evli idim. Büyükada’da oturuyorduk. Bir Fransız arkadaşım geldi. Koşma teklif etti. Gazinoda elbiselerimizi bıraktık. Ayağımızda deniz donu ile koşmaya başladık. Çift atlı bir faytondaki çarşaflı hanımlar bizi görünce bir çığlık kopardılar. Hanımlar arabacıya bağırıyor; “Aman çek, çabuk çek! Aya Yorgi’den deliler kaçmış” diye müthiş bir korku geçiriyorlardı. Ertesi gün bir dedikodu koptu: Ahmet Ratip Paşa ailesi dün tehlike atlatmışlar. Gurubu seyir için Ada’nın ucuna araba ile gitmişler. Bu sırada Aya Yorgi’den kurtulan iki çırılçıplak deli üzerlerine koşmuş dar canlarını kurtarmışlar!” Bunu okuyunca nereden nereye geldiğimiz hususunda gülümsedim. Hatıratta gülümseten anekdotlar yanı sıra üzen satırlar da vardı.
Birinci Cihan Harbi’nde tekrar orduya çağrılır. Çanakkale için patlayıcı maddelerin taşınması ile görevlidir. Almanya’dan aldığı maddeleri İstanbul’a ulaştırmaktadır. Bir seferinde Viyana’dan geçerken, büyükelçi görüşmek ister, padişaha ulaştırılmak üzere bir kutu teslim eder. İstanbul’a geldiğinde emaneti vermek üzere saraya gider. Meğer kutudakiler Viyana’daki bir fotoğrafçıya ısmarlanmış olan padişahın resimleri imiş. Sultan Reşat pek beğenmiş ve kimin getirdiğini sormuş. Selim Bey’in ismini duyunca tanışmak istemiş, böylece huzura kabul edilir. Padişah, yazdığı kitapları, makaleleri okuduğunu söyler, acaba ben de jimnastik yapabilir miyim der. S.Sırrı, şişman ve hasta sultana masaj yapar. Ayrılırken sultan, değerli bir saat hediye eder. Fakat ertesi gün Harbiye Nazırı Enver Paşa, saraya gittiğinde padişahın Selim Bey’den çok memnun kaldığını anlatması üzerine, kendisinin müsaadesi alınmadan huzura çıktığı için çok kızmış. Derhal tevkif edilmesini, doğu cephesine sevkini emretmiş. Almanya’ya gitmek üzere iken eve iki inzibat gelir, celp tezkeresini uzatırlar. Saray ziyaretinin sonu hüsrandır; “Seni askerlikten uzaklaştırıyoruz. Bir daha Saray’ın semtine uğrama”! Saraya damat olan Enver Paşa’nın şimşeklerini çeken S.Sırrı, tekrar Maarif’teki müfettişlik vazifesine döner. Bugünkü siyasi hırslar, çekişmeler, ayak kaydırmalara şaşmamak gerek, hepsi Osmanlı’dan miras kalmış.
Bkz. Selim Sırrı Tarcan, haz. Erhan Çifci, Akıl Fikir Yay., İst. 2017.