Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı 5 Aralık 1934’te verildi.

İlk seçimde, 18 kadın Meclis’e girdi.

Bunlardan Hatı Çırpan’ın ilginç hikâyesini Nezihe Araz anlatır;

“Türk kadınına siyasi hakların tanındığı günlerde, Atatürk otomobille İstanbul’a gitmektedir. Halkavun nahiyesi, yola, bu mutlu hadiseyi kutlamak için güzel bir tak yapıyor. Kazan Köyü’nden Satı Kadın, en leziz yoğurdundan ayran eziyor, sandığından bindallı elbisesini çıkarıyor ve ayran bakracı elinde, Ata’yı karşılıyor. Kimsede bir bardak ayranı Ata’ya sunmak cesareti yok. Satı Kadın, köylülerin, ‘Seni astırır, hiç korkun yok mu?’ sözlerine aldırmadan, ‘Ondan insana fenalık mı gelir?’ diye ayran bardağını uzatıyor…”

45 yaşında üç çocuk annesi, babasının yerine 1933’te köyüne muhtar seçilmiş, Satı Ağa olarak ün salmış varlıklı bir kadındı Satı Kadın.1935’te kadın adaylar belirlenirken Atatürk’ün aklına Satı Kadın da gelmiş, Meclis’e girecek ilk kadınlardan birinin o olmasına karar vermişti.

Bir gün jandarmalar onu almaya geldiler. Başı açık fotoğrafı çekildi. Bu fotoğrafın niye çekildiğini ise gazetelerden öğrendi.8 Şubat 1935 günü yapılan seçimlerde Ankara mebusu seçilip Meclis’e girmişti.

1961’de Türk Kadınlar Birliği’nin bir toplantısında onu şöyle anlatırlar;

“1934 yılının 26 Şubat günü. Ankara’nın yegâne kız okullarından birindeyiz. İçeriye okulun müdiresi ve bazı tanımadığımız yabancılarla birlikte başında yemeni, üzerinde dizi dizi altınlar bulunan genç, sıkılgan üzerinde kırmızı pazenden yapılmış bir şalvar, belinde şal kuşak, ayağında da eski pabuçlar bulunan, elleri nasırlı, yüzü yer yer yanmış, çatlamış orta boylu bir kadın girdi. Biz sınıfta yedi kız talebeydik. Müdiremiz, Satı Kadın’ın ilk kadın milletvekili seçildiğini,1 Mart günü açılacak olan Meclis’e, Ata’nın isteğiyle yepyeni bir kıyafetle girmesi için lüzumlu elbiselerin dikileceğini bildirdi. Biz üç gün üç gece durmadan uyumadan çalıştık. Kazan Köyü’nün Satı Kadın’ına örnek bir Türk kadını kılığı hazırlamıştık. Evvela saçları kısa kesildi. Üzerindekiler tamamen değiştirildi. Başına siyah bir şapka vücuduna göre de gri bir tayyör diktik. Bir de beyaz bluz giydirdiğimiz Satı Kadın ayağındaki kısa kalın ökçeli ayakkabılarıyla TBMM’ye girecek ilk kadın milletvekilimiz olarak hazırlanmış oluyordu…”

Satı Kadın’ın değişimi yeterli değildi, adını Atatürk, Orta Asya’da bir Türk kadın kahramanın adı olan “Hatı” ile değiştirmişti. Adı artık Hatı Çırpan’dı.

1 Mart’taki Meclis açılışında bütün gözler onun ve ilk kez Meclis’e giren diğer 17 kadının üzerine çevrilmişti. Ertesi günkü gazeteler şapkalı, ceketli, kravatlı bu köylü kadından bahsetmekteydiler;

“Kadın saylavlar salonun muhtelif köşelerinde yer almışlardı. Sade ve zarif giyiniş tarzları göze çarpıyordu. Ekseri siyah kumaştan kostüm tayyör, beyaz ipekten bluz giymiş ve siyah ipekli papyon takmıştı. Ankara saylavı Bayan Hatı Çırpan koyu mavi memleket kumaşından bir elbise giyiyordu. Şehirli arkadaşları arasında hâkim ve olgun tavırları onu onlardan hiç ayırmıyordu…”

Satı Kadın,1939’a kadar bulunduğu Meclis’te Ziraat Komisyonu’nda çalıştı. Meclis dışında gündelik hayatında eski kıyafetlerini giymeye, başörtüsünü takmaya devam etti hatta bu yüzden Atatürk’e şikâyet edildiği söylenir. “Burnu büyümüş ”demesinler diye mütevazı bir evde oturmuş,1939’da yeniden aday gösterilmeyince de köyüne geri dönmüştü.1956’da da vefat etmişti.*

Dünya gözü ile büyük şehri görmüş, elitler arasına katılsa da koltuğunda eğreti oturmuş, köylülüğüne karşın kendisine lütfedilen makamının diyetini tayyörü ve takma ismi ile ödemiş; yeniden aday gösterilmeyince de sapsarı başakların dalgalandığı kekik kokan köyüne, özgür giysilerine, gerçek mutluluğa dönmüştü.

*Yıldıray Oğur, Alternatif Türkiye Tarihi-1, Vadi yay.İst.1918,s.251-255.