Sare 15 yaşında diyaliz hastası bir genç kız. Yaşamının

büyük bir kısmını beş yaşından beri tanıdığı diyaliz makinesi ile geçiriyor.

Çocukluğuna dair aklında kalan en belirgin şey, mahrum kaldığı oyunlar ve

hastanede geçen günlerdi. Ne zaman oynamak istese annesi onu esirger ve hemen

içeri alırdı. Sare artık oyunları hayalinde kurmaya ve hayalinde oynamaya

başlamıştı. Çocukluğunu atlayarak, genç kızlığa geçmişti fakat yaşamında

değişen bir şey yoktu. Hastalığına dair bir şey sorulduğunda gözlerini kapar ve

hayalinde oluşturduğu o şehre gider karanlık günleri unutmaya çalışırdı.

Çocukluğunda yarım kalmış oyunlar, yarım kalan elma şekeri, rengârenk parklar

hayallerinde kalmış silik bir fotoğraftı artık.

Genç kızlığa geçtiğinde, yaşamın kendisi için çok anlamsız

olduğunu düşündü ve büyümek istemiyorum diye ağladı. Önünde zor bir yolculuk

vardı bunu kendisi de biliyordu. Okumak istesem ne kadar başarabilirim,

evlenmek istesem mümkün değil, anneme yardımcı olmak istesem güç yetiremem diye

düşünmüş ve kendisini işe yaramaz bir nesne gibi görmeye başlamıştı.

Hayallerinin tam ortasına geliyor fakat o noktada yaşamı ile bütünleşen o

diyaliz makinesini görüyordu. Geleceğe dair endişeleri vardı, bir başkasına

bağımlı yaşamaktan korkuyordu. Bütün bunlar onun bilişsel fiziksel ve duyuşsal

işlevini ve sosyal yaşamını etkiliyordu. Ergenlik döneminde hayatı yeniden

sorgulamaya başlıyor ve hastalığa karşı bir reaksiyon geliştiriyor, inkâr

duygusu, öfke ve çevresiyle ilişkilerini bozabilecek tepkiler ortaya koyuyordu.

O günlerde ölüm duygusunu çok daha yoğun yaşamaktaydı.

Son günlerde yaşamında bazı değişiklikler oldu. Annesi

ile İslami sohbetlere katıldı, hayır çalışmalarına ağırlık verdi ve geceleri

dua ile halini Allah a arz etti. Kendi gayretleri ile toparlanmış ve azılı bir

düşman gibi gördüğü diyaliz makinasına Hayırsız Dost adını takmıştı. Artık

onunla barışıktı, hastalığını hayatın bir gerçeği olarak görüyordu. Bu

hastalıktan kurtulma imkânının olmadığını anlayınca onunla barış imzalayıp aynı

ortamda yaşamaya razı oldu. Bu onun hayatında büyük bir değişime neden oldu.

Onunla karşılaşan yakınları, Sare değişmiş diyorlardı. Bu değişimde Sare nin

büyük payı vardı. Fakat insanlar onun verdiği mücadeleden ziyade, yaşamındaki

olumlu gelişmelere odaklanıyor ve takdir etmeyi unutuyorlardı.