İnsanlar, dertlerini ve sıkıntılarını çoğu zaman güvendikleri kişilere anlatma ihtiyacı hissederler. Özellikle din görevlileri ve ilim insanları, toplumun farklı kesimlerinden gelen birçok insanın sorunlarına şahit olurlar. Bu sorunlar arasında son yıllarda sıkça dile getirilen konulardan biri de evlilik yaşı geldiği halde evlenemeyen gençler ve bu durumdan dolayı endişe duyan anne-babalardır.

Bir anne ve babanın en büyük arzularından biri, çocuklarının mutlu bir yuva kurduğunu görmektir. Ancak evlilik meselesi sadece insanın planlarıyla şekillenen bir süreç değildir. Bu noktada ailelerin sabırlı ve teslimiyet sahibi olmaları büyük önem taşır.

EVLİLİĞİN BELİRLİ BİR YAŞI YOKTUR

Toplumda zaman zaman evlilik için belirli yaş sınırları oluşturulsa da gerçekte evliliğin kesin ve herkes için geçerli bir yaşı yoktur. Kimi insanlar genç yaşta evlenirken, kimileri daha ileri yaşlarda hayatlarını birleştirebilir.

Bu nedenle bir gencin 25, 30 hatta daha ileri yaşlarda evlenmemiş olması tek başına bir eksiklik veya başarısızlık olarak görülmemelidir. Çünkü insanın geleceğini, kaderini ve karşılaşacağı olayları yalnızca Allah bilir.

"Kader akıp gidiyor. Bize soran yok, eden yok. Kader istediğini yapıyor" anlayışı, müminin olaylara bakışında önemli bir yere sahiptir. İnsan üzerine düşeni yapar ancak neticeyi belirleyen Allah'tır.

HER GECİKME BİR KORUNUŞ OLABİLİR

Birçok aile, çocuklarının evlenememesini büyük bir sorun olarak görmektedir. Oysa erken yaşta yapılan her evliliğin mutlu sonuçlanmadığı da bir gerçektir. Günümüzde kısa süre içinde sona eren ve taraflara büyük sıkıntılar yaşatan evlilikler az değildir.

Bu nedenle evliliğin gecikmesini yalnızca olumsuz bir durum olarak değerlendirmek doğru değildir. Belki de Allah, kulunu ileride yaşayacağı bir sıkıntıdan korumaktadır.

"Allah düşeceği bir beladan korudu yavrumu. Onun için evliliği gecikti" düşüncesi, müminin teslimiyetini ve tevekkülünü güçlendiren bir yaklaşımdır.

İnsan bilmediği konular hakkında kesin hükümler vermemeli, her olayın ardında bir hikmet olabileceğini unutmamalıdır.

NASİP VE KADER KONUSUNDA HURAFELERDEN UZAK DURMAK GEREKİR

Evliliği geciken gençlerle ilgili toplumda yaygın olan yanlış inanışlardan biri de "nasibin kapalı olması" düşüncesidir. Bazı insanlar bu konuda çeşitli kişilere giderek sözde manevi engeller araştırmakta, hatta gaybı bildiğini iddia eden kimselerden yardım istemektedir.

Oysa İslam inancına göre gaybı yalnızca Allah bilir. Bir insanın kaderi hakkında kesin bilgi sahibi olduğunu iddia etmek son derece yanlış bir davranıştır.

Bu nedenle "nasip baktırmak", "kısmet açtırmak" gibi uygulamalar dinî açıdan kabul edilemez. Müslüman, kaderini öğrenmeye çalışmak yerine Allah'a dua etmeli ve O'na güvenmelidir.

"Bizim nasiplerimiz levh-i mahfuzda o çocuğun hakkında yazılı dosyadadır" anlayışı, kader konusunda doğru bakış açısını ortaya koymaktadır.

Bununla birlikte aileler ve gençler evlilik için meşru yollarla girişimlerde bulunabilirler. Güvenilir dostlara ve çevreye durumlarını ifade etmek, uygun adayların araştırılmasına vesile olmak ayıp ya da yanlış değildir. Aksine bu, sahabe döneminde de görülen doğal bir davranıştır.

ANNE-BABALAR ÇOCUKLARINI ÜZMEMELİDİR

Evliliği geciken gençler zaten kendi iç dünyalarında çeşitli sıkıntılar yaşayabilmektedir. Bu nedenle ailelerin kullandığı sözler ve tavırlar son derece önemlidir.

Bazen anne-babalar farkında olmadan yaptıkları şakalarla veya söyledikleri sözlerle çocuklarının kalbini kırabilmektedir. Özellikle, "Sen de bir evlenmedin de kurtulamadık senden" gibi ifadeler, şaka amacıyla söylense bile gençlerin üzerinde derin izler bırakabilir.

Çocuklar, anne ve babalarının kendilerinden bıktığını veya onları yük olarak gördüğünü düşünebilirler. Oysa hiçbir anne-baba çocuğunu yük olarak görmez. Ancak yanlış sözler şeytanın vesvesesine kapı aralayabilir.

Bu nedenle anne-babaların çocuklarına karşı daima destekleyici, anlayışlı ve şefkatli olmaları gerekir. Çünkü çocuklar birer emanet olarak Allah tarafından ailelere verilmiştir.

"Çocuklarımız Allah'ın kullarıdır. Onları yaratan odur. Sağlıklarına, ölümlerine karar verecek olan odur. Evliliklerine, boşanmalarına kader yazan Allah'tır."

Sonuç olarak müminin görevi, evlilik konusunda üzerine düşeni yapmak, gerekli gayreti göstermek ve ardından sonucu Allah'a bırakmaktır. Endişe, baskı ve karamsarlık yerine sabır, dua ve tevekkül tercih edilmelidir. Böyle bir yaklaşım hem anne-babaların hem de gençlerin daha huzurlu bir hayat sürmelerine katkı sağlayacaktır.

Allah, bütün gençlere hayırlı eşler, ailelere huzurlu yuvalar ve müminlere gönül ferahlığı nasip etsin.