Hatırlarsınız. Çocuklar mahallede, sokakta oynarken gruplaşırlar. O sırada herkes ‘Ben nerdenim, ben nerdenim’ diye yer ararken Abdullah Gül; ‘Benden olan bana gelsin’ dermiş. Aile büyükleri bu durumu, “Çocukken bile bir lider vasfı vardı.” şeklinde yorumluyor.

İnsan çocukluğunda ne ise, büyüdüğünde de odur derler. Şimdi 7 Haziran’da açık ara birinci olmasına rağmen AK Parti başarılı olamadı. Şimdilik tek başına iktidarını kaybetti. Ve tartışma başladı. Gözler de tabii olarak Kurtulmuş’tan önce Abdullah Gül’e çevrildi. Peki, o ne dedi. Ne yapıyor, yapacak

“Ben bu partinin kurucusuyum. İlk Başbakanı, ilk Cumhurbaşkanıyım.” Yani bendenseniz, eninde sonunda bana gelin, getirip partiyi teslim edin! Ne dersiniz, Gül, “Bana gelin” diye daha çok bekler mi Yoksa kapısını çalar mı kurucusu olduğu AK Parti Ahmet Hoca bu işe evet der mi Yağışlı bahar ayları bitip Türkiye’ye bir türlü yaz gelmedi ama Başkentte bu yaz çok sıcak geçecek, çoook!

Ne 12 Eylül, Ne 28 Şubat, İşte 7 Haziran Dersleri

Herkes konuştu, yazdı. Sıra bizde. İşte 7 Haziran’dan Meclis-i Mebusan’ın çıkardıkları:

Bütün Türkiye, Kürtlerle barışmak zorunda. İngiltere İRA ile, İspanya ETA ile ne yaptıysa. Türkiye’de, birçok tavizi veya hakkı vererek, ülkeyi böldürtmeden bu işi halletmek zorunda. Ehh, bu sonuçlarla Kürtler, merkeze çekildi iyice. Zafer kazanmış edasındalar. Aldıkları oy mu Sadece yüzde 13. Kuzey Irak’ta Kürdistan kurulsa sizce artık bakan olur mu

Cumhuriyet mitingleri 2007’lerde nasıl karşıtlarına AK Parti’yi gösterdiyse. Tayyip Erdoğan da, “Erdoğan muhaliflerine” hedef gösterdi: HDP. Demirtaş, tersten paslardan 13 gol çıkarmasını bildi!

Bu seçimin kaybedeni MHP oldu. Türk Milliyetçiliği ile Kürt Milliyetçiliği Türkiye’de eşit orana ulaştı. Demek ki etnik milliyetçilik, Türkiye’nin bütünlüğünü sağlayamaz. Karşıtını doğurur. Bu, anlaşıldı. İyi de oldu.

Türkiye, dağdakilere silahları da bıraktırıp düz ovaya çekti mi bence iş tamam. “Silahla değil, barış ve siyasetle Türkiye’yi bölmek” planı tabi ki bitmiş değil, ama tutmayacak inşallah.

CHP, Milli Görüş’ün sloganıyla ve transferleriyle “Yaşanacak bir Türkiye” diyerek ancak yüzde 25 alabildi. Laiklik, Kemalizm para etmiyor artık!

17-25 Aralık etkisini esas şimdi gösterdi. Tabanda ciddi kuşkular oluştu. Bu seçimin bir kazananı da Cemaat oldu. Erdoğan kapı gibi dursa da, tek başına iktidar gitti! Bağımsızlar, CHP, MHP, HDP ve çok az da olsa Milli İttifak’a oy verdiler. Meclisteki muhalefet partileri, cemaat harcıyla yeni bir dizayna uğrar mı Zaman gösterecek.

Toplum, Milli Görüş’ün çakmasını 1.parti, resmi temsilcisini ise 5. yaptı. Denklemden silmedi. “Diğerlerini” de aralara serpiştirdi.

Mesaj verdi. “Yenilenin” dedi. Davutoğlu, mesajı aldı, üstüne de liderlik çıkarmak istiyor! Akıllı ve uyanık. Bakalım, yarım başbakanlığı, tam yapabilecek mi

Saadet çok iyi çalışmasına rağmen umulanı alamadı ama tohumu korudu. Şimdi “yenilenmeyi” tartışıyor. Toplum da bekliyor.

13 yıldan sonra, topluma nefes aldırıldı. Şimdi “Koalisyon” ile Türk toplumuna bir şeyler anlatılıp, bir yerlere çekileceği kesin. Ama o yer neresi, kestirmek zor. 12 Eylül, 28 Şubat gibi mi, yerli mi henüz bilmiyoruz. Ama Türkiye’nin 1970’lerde özüne, aslına doğru başlayan değişim sürecine yönelik, yeni bir siyasi ve toplumsal dizaynı yaşayacağımız kesin gibi. Hem de kimsecikler farkında olmadan. 

Muhtemelen Erdoğan ve Baykal, yeni siyasi dizaynın aktörleri ve rotasını çizdi. Erdoğan’a 13 yıllık Gül gibi Başbakanlık yolunu Baykal 2003’te açmıştı. Erdoğan bu jesti, Meclis Başkanlığı ile ödüllendirecek gibi. MHP veya CHP’li koalisyonun sonucu tabi ki erken seçim. Ama şartlar, yani toplum olgunlaşınca. Erken kalkan yol alacak!

Partiler o ülkede “0” çekmek için yarıştı!

Partiler, genelde aldıkları oylara göre ölçülürler. Ancak bir ülke var ki, partiler orda aldığı oylarla pek övünemiyor. Hayır hayır, Amerika değil! O ülke İsrail. Ve bu ülkede seçimler için kurulan 4 sandıktan en fazla oyu CHP alarak İsrail birincisi oldu.

Sonra AK Parti, sonra HDP ve MHP. İlginçtir, ABD’de de 7 bin 842 oyla CHP birinci. Ancak bir parti var ki İsrail’den hiç oy alamadı: Saadet! Gazze’ye sandık kurulsa en fazla oyu muhtemelen Saadet alacaktı. Elhamdülillah.

Yenilikçi hareket devrede!

Üç seçim sonra, kaybetmeye başlayan AK Parti’de “Yenilikçi Hareket” devrede. Hem de en tepeden! Şu sözlere dikkat: “Sizler bulunduğunuz ilin liderisiniz. Bize yorgunluk ve beis yakışmaz. Kendi çıkarları için yola çıkanlar yorulurlar. Millet için çıkanlar değil. Milletle temasımızı kılcal damarlara kadar sağlayacağız. AK Parti yenilenecek ve yeni Türkiye kurulacak.” Başbakan Ahmet Davutoğlu, Partisinin İl Başkanlarına karşı kurdu bu cümleleri. Köklü bir yenilenmeden bahsetti.

Oysa seçim öncesi bizlere “Yeni Türkiye” vaat etmişlerdi. Bizler “Yeni Türkiye’yi beklerken…” meğerse Ahmet Hoca, “Eskimiş bir AK Parti” bulmuş! Önce partinin yenilenmeye ihtiyacı varmış! Peki, yenilenmese iktidar partisi nasıl olurmuş Prof. Davutoğlu’nun cümlelerinin aksi manası ile şöyle: Kendi çıkarları için koşmaktan yorulmuş, ümitsiz (beis), Milletin kılcal damarları ile teması kopmuş bir parti. (Keçiören’de 150 m2 evde oturan Erdoğan ile Sarayın Erdoğan’ı ve Nişantaşı-Çukurambar’ın yeni Ak Zenginler sınıfını mı kastediyor acaba )

Hey gidi günler hey! Bir zamanlar Erdoğan-Gül-Arınç-Abdullatif Şener’in Milli Görüş içinde sözde “Yenilikçi Hareket” başlatarak el birliğiyle kurdukları “Yenilikçi Ak Partilerini”, 14 yılda zaman ne de çabuk eskitmiş. Bir zamanların Genç Erdoğan’ının karşısında şimdi “Çaldığını Söyleyen” Selahattin, “gençlik” rüzgarıyla Kürtlere baraj aştırıyor!

Fatura soyluya ise görev gül’e mi

Kimse böylesini ummuyordu. Abdullah Gül bile, “Muhalefet güçlenerek çıkar” diyordu. Ama ne olduysa, üst akıl mı, üstün akıl mı, derin akıl mı, derin millet mi her neyse, hangi mühendislik galip geldiyse geldi. 13 yıllık Tek Parti iktidarı bir gecede bitiverdi. AK Parti içinde seçimlerin faturası da, Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’ya kesildi. Demokrat Parti Genel Başkanı iken sert muhalefet ettiği Erdoğanı, bu partiye geçince “Türkiyenin ezeli ve ebedi başkanı” ilan eden Süleyman Soylu gücünü korur mu sizce Genel Başkan Davutoğlu’nun “AK Parti yenilenecek” cümlesi acaba hesaplaşmanın daha erken olacağının mı işareti Peki bu ‘yenilenmede’ teşkilata kim gelir sizce Partinin hızlı yükselenlerinden, genç ve tabandan bir isim Abdülhamit Bey olabilir mi acaba