7 Haziran sonrasıyla ilgili olarak “Amerikalı üst düzey bir yetkili” Ankara-Washington hattındaki ilişkilerin geleceğine yönelik temennisini “reset” (başlangıç konumuna geri getirme) şeklinde ifade ediyor. Bu tek kelime aslında pek çok şeyi ifade ediyor.

Washington çok net bir şekilde “artık sorun istemiyorum” demeye getiriyor ve iktidara gelecek olanlar açısından ABD’nin beklentilerini ve aynı zamanda kırmızı çizgilerini ortaya koyuyor. En azından “yeni hükümet” adayları açısından dikkate alınması gereken ince bir hatırlatma söz konusu gibi...

Seçim sonuçlarının ardından bugüne kadar ABD yönetiminden hiçbir yetkilinin Ankara’ya kutlama telefonu açmadığı bir ortamda yaşanan üç önemli gelişme, bundan sonraki süreç açısından büyük bir önem arz ediyor.

Obama’nın “Türk Otoriteler açıklaması”...

İlk gelişme, ABD Başkanı Obama’nın G-7 Zirvesi’nde yaptığı Türkiye değerlendirmesi. Seçim süresince herhangi bir açıklama yapmayan Obama’nın, 7 Haziran seçimlerinin hemen akabinde, sonuçlar belli olduktan sonra “IŞİD, Türkiye’den Suriye’ye geçen binlerce savaşçıyla güç sağlıyor. Geçişleri engellemek için Türk otoriteler ihtiyaçları olan kapasiteyi tam olarak artırmış değiller” şeklinde yaptığı açıklama, hiç kuşkusuz adrese teslim bir eleştiri idi.

Burada “Türk otoriteler” ile kimin ya da kimlerin kastedildiği ortada. En azından bunların muhalefet partileri olmadığı biliniyor. Yine görünen o ki, sandıktan çıkan sonuç ABD yönetimini de fazlasıyla rahatlatmış görünüyor ve Washington’un Ankara ile gelecek planlamasında fabrika ayarlarını taahhüt eden daha farklı bir siyasi dizayn, bir ara dönem söz konusu.

Bu yeni dizaynın önündeki olası engellere ya da engellemelere karşı şantaj/tehdit niteliğinde bir ön alıcı duruş da kendisini hissettiriyor. Nitekim Obama’nın söz konusu mesajında Suriye ve IŞİD meselesinin Türkiye boyutunun uluslararası arenada artık çok daha farklı yönlere, mecralara çekilebileceğiyle ilgili ince göndermeler söz konusu. “İlgili otoritelere” adeta aba altından bir sopa gösterme durumu var.

Obama çok net bir şekilde şunu söylüyor: IŞİD noktasında işbirliği yapabileceğimiz ve sonuç alabileceğimiz bir hükümete ihtiyaç var. Mevcut hükümet ile bu iş olmuyor. Dolayısıyla ABD yönetimi Türkiye bağlamında yeni bir döneme hazırlık yapıyor ve anlaşılan o ki Beyaz Saray’ın muhatapları bundan sonra daha farklı olacak. Aksi takdirde, Obama bu saate kadar beklemezdi!

Putin’den destek telefonu!

Bunun böyle olduğunu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de adeta o meşhur telefon aramasıyla teyit ediyor.

Biliyorsunuz, seçimlerin hemen sonrasında Putin AK Parti’nin seçim başarısından dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aramış ve onu tebrik etmişti. Kremlin basın servisinden yapılan açıklamada, “Vladimir Putin, Recep Tayyip Erdoğan’ı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 7 Haziran’daki genel seçimlerde elde ettiği başarıdan dolayı tebrik etti. Ayrıca liderler ikili işbirliğinin gündem konularını, enerji alanındaki ortak projelerin hayata geçirilmesindeki sorunları ele aldılar” denilmekteydi.

Bunun dışında iki ülke liderinin 2015’in son çeyreğinde Kazan’da altıncısı düzenlenecek olan Üst Düzey İşbirliği Konseyi (ÜDİK) ile ilgili olarak görüştükleri ve ayrıca taraflar arasındaki özel görüşmelerin devam edilmesi gerektiğine yönelik mutabakata varıldığı bilgisi de “özenle” servis edilmekteydi.

Bir kısım çevreler bunu, “Şaşkın Putin yanlışlıkla Saray’ı aradı” şeklinde değerlendirmeye kalksa da, aslında Kremlin bu telefon üzerinden çok net bir şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ivme kazanan Türkiye’nin Avrasya politikasının arkasında olduğu mesajını vermekteydi.

Dolayısıyla ortada çok büyük bir oyun var!

Nitekim Rus analizcilere göre ABD Avrasya’da üç ülke üzerinde ciddi anlamda bir operasyon çekiyor. Bunlar: Rusya, İran ve Türkiye. ABD’nin Çin ile mücadelesinde bu üç ülke oldukça belirleyici bir yere sahip. Bundan ötürü bu ülkeler ABD’nin hedefi konumundalar. Ve Türkiye’de yaşanan seçim sadece iç politika bağlamında değil, dış politika bağlamında bir tercihe de işaret ediyor ve Putin’in/Rusya’nın geleceğini de çok yakından ilgilendiriyor.

Nasıl mı Bir sonraki yazımızda bunu ABD’li üst düzey yetkilinin “reset” açıklaması bağlamında ele almaya devam edeceğiz.