Ehli Sünnet uleması Resulullah (s.a.v.) Efendimizin tasvirinin yapılmasının caiz olmadığı konusunda hemfikirdir. Gündeme gelen her bir konuda geçmişte – başta müctehid imamlarımız olmak üzere- alimlerimizin ne dediklerine hiç bakmadan konu hakkında kendi kısır düşünceleriyle konuşmayı adet edinenlere itibar edilmemesi sağlıklı bir din anlayışı için çok temel bir prensiptir.
Rsulullah (s.a.v) Efendimizin tasviri konusu İranlı bir sinema yönetmeninin “Muhammed” adıyla çektiği filmin Türkiye’de gösterime sunuluyor olması ile tekrar gündeme oturdu. Her şeyden önce Allah Resulünü böylesine bütün sıfatlardan ve övgülerden soyutlayarak isimlendirmek İslam adabına aykırıdır.
Müslümanların İslam tarihine bakış açılarını şiirleştirmek için büyük çaba harcayan İran bu iş için her yolu denemekte ve hiçbir vasıtayı kullanmaktan kaçınmamaktadır. İslam’ın içerden çökertilmesinin bir parçası olarak kabul edebileceğimiz bu cüretkâr adımın daha başka hangi koordineli hain planların bir parçası olarak icra edildiğini zaman içerisinde göreceğiz. İslami kitapların gençler arasında okuma oranlarının dibe vurduğu günümüzde yeni yetişen neslin Şiilik bakış açısıyla Hz. Peygamberi tanımaları Ehli Sünnet adına çok büyük bir talihsizliktir. Şiilerin Ehli Sünnet kaynaklarına kendi uydurma tarihi rivayetlerini nasıl soktukları araştırılırsa bu yazdıklarımızın bir iddia değil tarihin bir tekerrürü olduğu anlaşılır.
Bir takımları meseleye her zamanki ukala tavırlarıyla yaklaşmada ve “Kur’an’da böyle bir yasak yoktur” diyerek direkt ictihadda bulunmaktadırlar. Bazıları ise olaya sadece bir film gözüyle bakmakta ve gerek filmin kurgusunda ve gerekse gösterilen sahnelerde hiçbir mahzur görmemektedirler. Nitekim bir fıkıh profesörü adı geçen filmi -maalesef- şu şekilde tezkiye etmektedir: “Filmi seyrettik… Dikkatle izlediğimiz filmi beğendik. Bu yazının başında dikkat çekmeye çalıştığım boşluğu doldurma yolunda önemli ve güzel bir adım olduğu hükmüne vardık.” (Yeni Şafak)
Evet, meseleye nereden baktığınız önemlidir. Bu değerlendirme üzerine yorum yapmayacağım. Ama bir de konuya başka açıdan yaklaşan ve bu filmde Allah Resulünün tasvir edilmesine çok sert tepki veren bir başka yaklaşım tarzını, Cevat Akşit Hocamızın konuya bakış açısını nakledeceğim: “Din oyuncak değildir. Kurtarıcımız Efendimiz Peygamberimiz (s.a.v.) popüler kültürün bir parçası haline getirilemez. Biliyorsunuz Hıristiyanlar Hz. İsa’nın (a.s.) fotoğrafını önlerine koyarlar, tapınırlar. Eğer böyle bir filmle Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizi de resmetmeye ve suretini göstermeye çalışırsanız, iş Hıristiyanların âdetine döner… Hıristiyan âlemi, Hz. İsa’yı resmederek ne hale getirdi bakınız. Heykellerini yaptılar. Mucizelerinden etkilenip ‘Oğludur’ dediler” (Milli Gazete)
Allah Resulünün tasvir edilmesinin yasak olmasındaki en büyük etken elbette ki İslam toplumunu şirke bulaşmaktan korumaktır. Nitekim Allah Resulünün bizzat kendisi “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı yücelttikleri gibi siz de beni yüceltmeyiniz. Ben ancak Allah’ın kuluyum. (Benim için) Allah’ın kulu ve elçisi deyiniz.” Buyurmuştur.
Öte yandan yeryüzünde ilk şirk hadisesi İdris (a.s.)’ın vefatından sonra nasıl ortaya çıktığı asla unutulmamalıdır. İdris (a.s.)’ın vefat etmesi üzerine onun yolunu bazı sâlih kişiler sürdürdüler. Nihayet onlarda birer birer dünyayı terk ettiler. Bu sâlih kişilerin vefatlarının ardından onları hatırlamak ve nasihatlerini unutmamak isteyen bazı kişiler, onların hatıralarını canlı tutma ve bu şekilde hak yoldan sapmama adına -yani şirk maksatlı değil- onların küçük birer heykellerini yaparak evlerine koydular. Bu heykelleri yapan nesilde vefat edince onların arkasından gelen nesiller “bu heykeller herhalde atalarımızın tanrılarıdır” diyerek onlara tapınmaya başladılar. İşte böylece başlangıçta ferdi olarak başlayan şirk koşma hadisesi ilerleyen süreçte toplumsallaştı. (Bkz. Dr. Nadim Macit, Kur’an Ve Sünnete Göre Şirk Ve Müşrik Toplum)