Churchill'in Çanakkale ile ilgili hatırasını okuyorum. İngiliz meşhur siyaset adamı Churchill diyor ki; “Biz gelişmiş silahlarla savaştık, Türkler tek silahla savaştı. Türkler az, sayı üstünlüğü bizdeydi, biz tok savaştık. Türkler aç savaştı” diyor. Hakikaten inceledim. Devlet 10 günde bir yemek çıkarabiliyormuş Çanakkale’de. O kadar imkânı yok devletin. Onlarda her türlü konfor var. Bombaları var, makineli tüfekleri var. “Türkler tek tüfekle savaşıyor ama dünyaya rezil olduk, bu durumu anlayamıyorum” diyor Churchill, hatırasında. Tabii ki anlayamazsın. Çünkü hep söylüyorum ya Türkistan evliyasının hatıratında da okudum. Benim dedem, medresesini kapattıkları zaman 1.000 talebesi varmış. 327’si yatılı geceli, gündüzlü, öyle bir medresenin son müderrisiydi. Bir gün Çanakkale Savaşı sırasında sabahın hatme hâcesinde çok ağlamış, çok heyecanlanmış. Büyük oğlu da büyük âlim. Arif Efendi. “Baba ne oldu sana?" demiş. "Şimdiye hiç yapmadığın şeyleri yaptın. Yerinde duramadın. Çok ağladın. Oğlum demiş, Resulullah ashabıyla beraber Çanakkale'de bizim askere yardıma gelmişler. İşleri bitmiş. Oradan geçerken bize uğradılar. O’nu görünce dayanamadım oğlum” demiş. Türkistan'dan evliyaullah da oraya yardıma gelmiş. Tabii Churchill bunları bilmediği için anlayamıyorum diyor. Anlayamazsın tabii.
ALLAH'IN FARZINA “TEFERRUAT” DEMEK KÜFÜRDÜR
Şimdi Amerika, Avrupa bizden çok endişe ediyor, çok korkuyor. Bizi her türlü yollarla yıkmak istiyor, karıştırmak istiyor. Her türlü yola diyorum işte mesela FETÖ'ye ihtilal yaptırdı. Namazında, abdestinde ilim adamı, bana da çok yakın davranırdı, kendini ısındırmak için. “Tesettür teferruattır” deyince bu gavurluk dedim. Çünkü tesettür farzdır. Allah'ın farzına teferruat demek küfürdür. Bakın kitaplara dedim. Sen misin böyle diyen? Beni kaç kere öldürmeye kalktılar? Kaç kere zehirlemeye kalktılar? Amerika'da bile kaç defa ki itiraf ettiler. Seni öldürmek istedik ama tam işte bu sabah akşam duaları okuyoruz ya onları ben bırakmam. Onları okursanız her türlü şeyden kurtulursunuz, korunursunuz. Beni orada Amerika'dayken çağırıyorlar. Çok Türk var orada. Benim profesör olduğumu bilmişler oradaki Türkler. Adam Türkiye'den gitmiş. Profesör, ticaret adamı çağırıyor. Ben de gidiyordum. Giderken beni üç tane üniversitede doktora yapan adam götürüyordu. Onlar sordular. Ben de işte bu sözü söyledim. Bu tesettür, teferruattır dediği için bu küfür sözdür dedim. Sen misin bizim hocaya küfür söz isnat eden diye kaç kere? Bunlar da onun adamlarıymış. Beni onlar götürüyordu. Maksatları, beni yolda öldürmek. Ama dağ başında böyle araba bozuldu diye durunca hemen trafik ekibi geldi. Ne duruyorsunuz falan diye, yolumuza devam ettik. Üç defa oldu. Sonra araştırmışlar. Bir de demişler, araştıralım ya hocanın dediğini. Dediler ki hakikaten senin dediğin doğruymuş. Bu adam pek hırlı adam değil diye. Biz seni dediler, o dağda araç bozulduğu zaman öldürmek için durmuştuk. Allah (celle celaluhu)’ya böyle sığınmamız lazım.
TESPİH ÇEKMEK SÜNNETTİR
Bizim Türkler peygamber sünnetlerini iyi yapıyorlar. Elhamdülillah, atalarımızdan kalan bir şey bu. Bak doğudan Batı’ya camiye gittiği zaman namazın ilk sünnetin sonunu kılmayan var mı? Hiç öyle biri var mı? Kâbe'de sünnet kılmıyorlar. Tespih çekmek sünnet. “Bir Müslüman 33 sübhanallah, 33 elhamdülillah, 33 Allahu ekber derse deniz köpüğü kadar olsa günahı silinir” diyor Peygamberimiz. Sen Kâbe'de sünnet yapıyorsun, polis geliyor, hacı diyor, bırak bırak yani polis gelip engel oluyor tespih çekmene. Elhamdülillah, bizim atalarımızdan kalan böyle âdetlerimiz, örflerimiz, deyimlerimiz, türkülerimiz hep İslam'a göre düzenlenmiş. İslam’a aykırı şeyler yok. Öyle bir milletiz. Ondan dolayı işte bir Türk’e, Fatih'e nasip olmuş İstanbul’un fethi. İstanbul’u fetheden ne güzel kumandan, o asker ne güzel asker. Biz Türklere nasip olmuş. İstanbul’u fethetmek için ne kadar asker gelmiş. Çok sahabiler var. Kabirleri var burada. Eyüp de burada biliyorsunuz. Bize nasip olmuş. Böyle bir milletmişiz biz.
****