Ülkemizde gün geçmesin ki yeni bir proje duyulmasın. Paflagonya isminde bir projeden bahsedeceğim. Paphlagonia veya Paflagonya Karadeniz’in kıyısında Pontus ve Bitinya arasında kalan eski bir bölgedir. İzah ederken Pontus ve Bitinya isimlerinden bahsettim. Çünkü 2001 yılında gündeme gelen bir projede bu şekilde geçmektedir. Tarihçiler Paflagonya’yı kuzeyi Karadeniz, batısı Bartın ve Filyos çayları, doğusu Kızılırmak ile sınırlı olan ve Kastamonu, Sinop, Çankırı, Bartın, Karabük ve Zonguldak illerinin oluşturduğu bölge olarak tanımlarlar. Yaklaşık 2000 yıl önce bu bölgenin adı Pafloganya olarak geçmekteydi.
Proje kapsamında Bartın’da katılımcılara dağıtılan haritada, Türkiye; Trakya, Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, Likya, Pamfilya, Firikya, Kilikya, Kapadokya, Galatya, Paflagonya, Pont, Ermeniya, Antakya, Mezopotamya eyaletleri olarak gösteriliyordu. Anadolu toprakları üzerine 16 tane şehir devletleri oluşturuluyor. Anadolu toprağına kimlerin hayali yok ki; Yunanistan’ın Megaloİdea’sı (Büyük İdeal’i) hayali vardır. Türkçede “Büyük Fikir” anlamına gelen megali idea Bizans’ın “Konstantinopolis” diye adlandırdığı İstanbul’u kaybetmesiyle ortaya çıkmış yeniden büyük bir imparatorluk kurma fikrinin adıdır. Yunanlıların dışında Ermenilerin topraklarımız üzerinde “Büyük Ermenistan” rüyası var. Bunun için uygulamaya konan ve “Dört T” şeklinde adlandırılabilecek olan plan şu dört kavrama dayanmaktadır: Tanıtım, Tanınma, Tazminat ve Toprak... Yani, sözde Ermeni sorunu tüm dünyada terör yoluyla “tanıtılacak”, sözde iddialar dünya kamuoyunca kabul edilip Türkiye tarafından “tanınacak”, sözde soykırımdan dolayı Türkiye’den “tazminat” alınacak ve “Büyük Ermenistan” rüyasını gerçekleştirmek için gerekli olan “toprak” Türkiye’den koparılacaktır!.. Bunun yanı sıra Türkiye’nin başına bela olan ve dış güçlerin sürekli kaşıdığından dolayı kangrene dönmüş bir Kürt sorunu vardır ki; “Büyük Kürt Devleti” hayaliyle Türkiye’ye saldırıp durmaktadırlar.
Turgut Özal, Kürt sorununa çözüm bulmak için Anadolu Federal Cumhuriyeti söylemini dillendiriyordu. Sadece bunu Özal mı dillendirmişti? Emekli amiral VediiBirget 24 Şubat 1987 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazısında ABD’nin 1965 yılında dönemin başbakanının ağzını aradığını ve Iran-Irak-Türkiye Kürtlerini içeren ve Türkiye’ye bağlanacak bir Federal Cumhuriyet önerdiğini Başbakan Demirel’in Genelkurmay tarafından verilen bir brifingde bu teklifin reddedildiğini yazıyordu. Aslında ABD bu isteğinden hiçbir zaman vazgeçmedi. Nitekim 1999 yılında MortonAbromowitz, “Türkiye’ye 10 yıl içinde üniter ulus devletini bırakıp bölgesel federasyona giderek büyüyecek ya da etnik dinsel ayırımlarla parçalanacak” ifadelerini kullanıyordu. Abromowitz 2002 yılında benzer ifadelerle Ankara’yı uyarıyor ve diyordu ki: “Türkiye küreselleşmenin gerekliğini anlamak ve uyum sağlamak zorundadır. Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli-merkezi hükümet fonksiyonlarını yerel düzeye devretmek zorundadır.”
2003 yılında birçok yazar, çizerin, akademisyen ve siyasetçinin ortak kanısı olan “eyalet sistemi hazırlığı, “81 ile 81 devlet kuruluşu” olarak yorumlandığı Mahalli İdareler Reformu adıyla İl Özel İdareleri Yasası, Belediyeler Yasası, Büyükşehir Belediyeleri Yasası çıkarılıyor. Valilerin birçok yetkileri İl Özel İdareleri ve belediyelere devrediliyordu. Kalkınma Ajansı Yasası, İkiz Yasalar ve ardından gelen referandum ile değişen anayasanın 123. Maddesi. Federasyona giden yolda taşlar döşenmiş olabilir mi?