Hayat mektebinin öğrencileriyiz. Bütün insanlarla okul arkadaşıyız.
Dünya denen sınıfta dört duvarda asılı eğitim araç ve gereçleri yerine dağlar, okulun havuzu yerine denizler, sınıfın aydınlatma aracı yerine güneş, av ve yıldızlar dört yöne asılmış durumda.
Derslerimiz, o gördüğümüz tabiata konulan fizik, kimya, matematik, biyoloji, astronomi vs. kanunları.
Bu dünya hayatında neyi nasıl yapacağımızı, Allah a karşı hak ve görevlerimizi, insanlara karşı hak ve görevlerimizi, tabiata karşı hak ve görevlerimizi belirleyen Kur an ın kuralları da hayat bilgisi kitabımızın en öncelikli maddeleridir.
Sınıfın birinde öğrencilere aynı tabiat gösterilerek "Yeryüzü tek çarşıdır. Kişinin kendisi dahil her şeyi almak, satmak, çocuk çiftlikleri kurmak, uyuşturucunun her türlüsünü içmek serbesttir" eğitimi verilirken öbür sınıfta yine sevgili peygamberimzin usulüne uygun olarak "Yeryüzü bana mescit kılındı" hadisini esas alarak mescid gibi gördükleri dünyaya değer verirler. (Buhari, Teyemmüm 1)
Camide kimse kimsenin cebinden para çalmaz. Kanını emmez. Omuzuna basarak yükselmez.
Biz de yeryüzü mescidinde yürürken Rabbimizin verdiği ayakla Rabbimizin yurdunda yürüdüğünüzün farkında oluruz.
Efendimiz: "Bütün kullar Allah ın, bütün iller Allah ın" buyurur. (Ahmet. Müsned 1/166)
Tabiat ilimlerini okurken de şeriat ilimlerini okurken de tabiatı yaratan ve şeriatı indiren Allah ın adını unutmayacağız.
Üniversitede ders veren bir profesörümüz öğrencilerine suyu anlatıyor. Arşimet i tanıtıyor. Suyun kaldırma hesaplarını yaptırıyor. Bu suya kaldırma gücünü Arşimet in vermediğini söylüyor. Bu gücü buraya Amerikan ında koymadığını anlatıyor ve soruyor: "Peki suya bu kaldırma gücünü kim verdi "
Öğrenciler koro halinde "Allah!.." diyorlar. Bunun üzerine soruşturma açılıyor. Soruşturma yapanlara profesör soruyor: "Siz olsaydınız ne cevap verirdiniz " Soruşturmayı yapanlar: "Allah derdik" diyorlar.
Peki, sonuç nasıl olmuş der gibisiniz. Allah ın dediği olmuş.
Okul arkadaşlarımızdan hayırsızlık yapanlar, sınıfın geçici olarak düzenini bozsalar bile kalıcı bozgunculuğa izin verilmediği gibi, Allaha kul olmak yerine kula kul olmayı yeğleyenler de geçici olarak baş ağrıtsalar da uzun süre bozgunculukları devam etmez.
Kurbağa sesiyle su bulanmaz. Karga sesiyle tabii musikinin ahengi bozulmaz. Siz su gibi akmaya devam ediniz. Şırıltınızla kulakları, suyunuzla kökleri, buharınızla çiçekleri sulamaya devam ediniz.
Sizin ağzınız veya kaleminiz kargalara hoparlör olmasın.
Kendini en büyük gibi gösterenlerin görüntüsü sizi aldatmasın.
Halktan sömürdüğü paralarla semiren ve şımaran biri yürüyor. Geçtiği yerdekiler hep ayağa kalkıp kaygı yüklü saygılarını, kinle bilenmiş dişleriyle sırıtarak sunuyorlar.
Müslümanlardan birinin kılı bile kıpırdamamış. Sömürerek semiren bu tağut, o Müslüman ın yanına gelip: "Beni tanımadın mı " Diyor. Müslüman: "Tanıdım. Evvelin bir damla su. Sonun bir avuç toprak" diyor.
Sömüren: "Şimdiki halime bak" diyor. Müslüman: "Karnına bıçak atsam gübre dökülür. Gübrenin çokluğuyla övünülmez ki! Sırtındaki yünlü elbiseye gelince o yünü hayvanın biri yıllarca sırtında taşıdı hayvanlıktan kurtulamadı" diyor.
Tarihi heykelcikleri kırmadığımız, ipek gibi fırçalarla temizlediğimiz ve değerli yerlere koyup koruduğumuz gibi dünya dershanesinde okul arkadaşlarımızı kırmamaya dikkat ederken cehenneme kütük olmalarını da engellemek için gönüllerini İslam ın yerleşmesi için bütün gücümüzle tebliğe devam edeceğiz.
Rabbimiz, ilk inen beş ayette iki defa "Oku" emrini veriyor, bir defa da kalemden bahsediyor. Asıl olan amel/eylemdir. Amel ilimle olur. O ilim kalemle kaydedilir.
Ama yazacağını tekrar tekrar oku. En doğrusunu yaz. Ağızdan çıkan söz, kalemden çıkan öz, silahtan çıkan kurşun gibidir.
Hayır hayır benzetme yakışıksız oldu. Silah, mermi, kurşun, yakma yıkma kelimelerini fazla kullanmamalıyım. Şöyle diyeyim: Ağızdan çıkan söz, kalemden çıkan öz, bahardan çıkan çiçek gibidir. Kökler ve dallar altı aylık bir hazırlıktan sonra ılık bir ilk bahar sabahında güneşle beraber gülüverirler. İşte biz de uzun bir okumanın ve hazırlanmanın sonunda kalemin ucunda çiçek açtıralım.