Tünel’den Karaköy’e inerken yol üzerindeki cami; Müeyyedzade Camii.

Yazıcı Mehmet Efendi tarafından 16. yüzyılda yaptırıldı.

Cami çeşitli ihmaller sebebiyle kapandı, uzun yıllar dört duvar halinde kaldı.

O kadar ki bir ara “odun deposu ve kereste atölyesi olarak” bile kullanıldı.

1950 yılında Cemalettin Lokman Cankurtaran önderliğinde kurulan cemiyet tarafından, mahalle sakinleri ve esnafın yardımıyla yeniden ihya edilerek ibadete açıldı.

Yan sokaktaki cephesi taş ve tuğlalarla örgüsü bakımından Türk sanatının klasik dönemine işaret etmekte. Ancak son yıllarda yapılan müdahaleler nedeniyle, esas binada ve minare gövdesindeki orijinal örnekleri maalesef kayboldu.

Cami 350 metrekare toplam arsa üzerine inşa edilmiş. Tek şerefeli bir de minaresi var.

Avlusunun üzeri kapatılarak son cemaat mahalli haline getirilen Müeyyedzade Camii’nin sağ tarafından duvarına yapışık (1.990/1582) olan Müeeyyedzade Yazıcı Mehmet Efendi’nin kabri bulunmakta.

Bir İmam Hatip ve bir Müezzin Kayyım görev yapıyor. Kadınların namaz kılacağı yer mevcut. Caminin girişindeki avlu kazılarak altına şadırvan ve tuvaletler yapılmış.

Bu bilgileri verdikten sonra gelelim asıl mevzuya…

***

Küçük bir cami, Müeyyedzade Camii.

Müeyyedzade Camii küçük bir bina olmakla beraber, bugünlerde başı hayli büyük bir belada.

Zira çok yakınına bir bar açıldı. Otel barı…

Su gibi içki içilen bir mekân…

Ali Rıza Demircan Hoca’nın oğlu, Beyoğlu Belediyesi Başkanı A. Misbah Demircan bu ruhsatın altına nasıl imza attı bilinmez. Ama çevre esnafın anlattığına bakılırsa, defalarca Demircan’a ve belediye yetkililerine konu, durum anlatılmasına karşın oralı bile olunmamış.

Yani öyle, “Haberimiz yok, hay Allah nasıl da gözden kaçmış!” durumu filan söz konusu değil! Belediyenin topu Kültür ve Turizm Bakanlığı’na attığı da gelen bilgiler arasında…

Şöyle ya da böyle… Caminin hemen yanındaki bir bar ruhsatına “dümdük” basmışlar imzayı!

***

Bilmeyenler için hatırlatalım; alkol ile ilgili yeni düzenlemeler içeren Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik geçtiğimiz yıllarda yürürlüğe girdi.

Yapılan yasa değişikliği ile alkollü içkilerin perakende veya açık olarak satışının yapıldığı yerler ile örgün eğitim kurumları ve dershaneler, öğrenci yurtları ve ibadethaneler arasında kapıdan kapıya en az yüz metre mesafenin bulunması zorunlu.

BAKANLIK KONUYA EL ATTI…

Hatırlayacaksınız, önceki yazımda İstanbul’un bilinen bir semtindeki bir İmam Hatip Lisesi’nde beden eğitimi öğretmeninin kız öğrencilerden oluşan bir futbol takımı kurduğunu, bundan ailelerin rahatsız olduğunu ifade ettim.

Şu soruları da yönelttim;

“Buradan hareketle İmam Hatip Liselerinde görev yapan beden eğitimi öğretmenlerine seslenmek istiyorum; amacınız ne Ne yapmak istiyorsunuz

Bir soru da Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerine; ‘İmam Hatip Liselerinde kız futbol takımı kurulmasına dönük bir yönetmelik var mı, yok mu Böyle bir yönetmelik yayınlandı mı, yayınlanmadı mı ’

İmam Hatip Liselerini ifsad etmenin kime ne faydası var ”

***

Bu yazı üzerine Milli Eğitim Bakanlığı harekete geçti.

Bakanlık, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden konu hakkında bilgi de istedi.

Beni arayan İstanbul Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Uslu’ya söz konusu okulun adını verdim. 

Tabii hemen ifade etmem gerekir ki, burada amacım asla bir yetkiliyi ya da öğretmeni hedef almak değil. Düşmanca davranmak, köşeye sıkıştırmak, bağcıyı dövmek hiç değil. Amaç, uygun olmayan, ailelerin de rahatsız olduğu bir konuda genel bir “uyarı” yapılmasını sağlamaktır. Bu da oldu, elhamdülillah!

***

Bir şey daha oldu; meğer diğer bazı İmam Hatip okullarında da kız futbol takımları kurulmuş. Ben bunları da yanlış bulurum. Futbolun nasıl bir oyun olduğu belli. Buradan beden eğitimi öğretmenlerine çağrım şudur; “yeni” bir şey yapacağım, farklı bir spor etkinliğine imza atacağım diye İmam Hatipli öğrencileri ve ailelerini zor durumda bırakmayın, lütfen!

***

Telefonla arayarak ve mail göndererek, “Başka işiniz gücünüz yok mu, okullarda böyle şeylerle uğraşıyorsunuz ” diyenlere de sözüm şudur;

Milli Gazete yarım asırdır sürdürdüğü iyiden, doğrudan, güzelden ve haktan olanı haykırmaya devam edecektir… Vesselam…

ELİF!

...Ve kırık cam parçalarından yansıyan ışıklar, seni elmastan uzaklaştırdı.

“Elif” i bir çubuk sandın.

Oysa elif bir çınardı. Kökü vardı... Bir anaydı, topraktı... Özdü elif... Cevherdi.

Gönüldü, güldü.

Gülmesi derinden, bakışı ötelerden, çok ötelerdendi.

Esintisi sonsuzluğun hasretinden...

Nazarı ta ki, kılcal damarlara değiyordu...

Elif bakmıyor, nazar ediyordu!

Yüreğe saplanan bir ok değildi elif...

Bir ciğerdi ki yanan, yanmakla yanmayan... Bir kandil ışığı yol-yolak onsuz olmayan...

Budanmış dal, mertek deyip hakaret edersin elife ha!

Yarasından kan damlayan, can taşıyan “anne anne” nida edip ağlayan çocuktur elif.

Tüm çocuklar elif... Ah bilsen...

Filistin elif, Suriye elif, Irak elif...

Avrasya ve Çin de elif...

Gözyaşı varsa “elif” odur...

Toprak suya kavuşacak, bahar gelecek ya...

Elifler baharı getirecek işte! (LÜTFİ ŞİMŞEK-ERZİNCAN)

KÂBE’DEKİ YENİ UYGULAMADA TÜRKÇE NEDEN YOK

* KUTSAL topraklarda yeni bir uygulama başladı…

Mekke ve Medine’de artık Cuma hutbeleri akıllı telefona indirilen FM radyo programı ile Arapça dışındaki diller ile de dinlenebiliyor…

Uygulama çok da basit; bunun için hareme afişler de asılmış, “3 adımda hutbeyi kendi dilinizde dinleyin” diye… Kulaklığı takıyorsun, programı yüklüyorsun kendi diline göre kaçtan çıkıyorsa ayarlıyorsun. O kadar…

Yalnız bir sorun var;

Önce Urduca ve İngilizce ile başlandı. Afişlerde İngilizce, Urduca, Fransızca, Malayca var ama Türkçe yok...

Kutsal toprakları en fazla ziyaret eden ülke olduğumuz halde Türkçe uygulama niçin yok!..

Kâbe yönetiminin bunu dikkate alacağını umuyorum.

FARK NE

*PARLAMENTER sistemde yürütme iki başlıdır; yürütme erki hem cumhurbaşkanı hem de başbakan arasında paylaşılmaktadır. Muhalefetteki ya da iktidardaki partiler ile başkan arasında salt uyum çabaları irrasyonel bir beklentidir. Nitekim çift başlılık ve partizanlığın ağır bastığı parlamenter sistem bunu sağlamaktan acizdir.

Bazı cumhurbaşkanlarının tarafsız olduğu iddiası, onların pasif ve yetkilerini kullanmaktan aciz olduğunun itirafı anlamına gelmektedir.

Yürütme yetkisinin başkana bağlı olduğu güçlü bir hükümet güçlü bir devlet demektir. Parlamentonun blok halinde muhalefet edebilmesi de güçlü ve yapıcı bir karşı duruş anlamını ifade eder. (TAHİR ERDOĞAN ŞAHİN)

NOT: Bugün, 11 Aralık 2015, Cuma. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!