Bu dünyada hiçbir kavram yoktur ki bir yerde başlamış ve bir yerde
bitmiş olmasın. Peki o halde insanın özgürlüğü nerede başlar ve nerede
biter Bugünün dünyasında bu soruya verilebilecek cevap pek çok sorunu
görmemize de yardımcı olacaktır.
Günümüzde özgürlük, insanların kötü emellerinin ört bast edildiği bir
kavram haline gelmiştir. Yapılan her menfur eylemin ardından " biz
özgürlüğümüzü yaşıyoruz" denildiğini görüyoruz.
İnsanlar, gayri meşru ilişkiler yaşıyor, toplumun huzurunu bozacak
işlere meylediyor, sabaha kadar içip avazı çıktığı kadar bağırıyor ve
insanların haklarını gasp ediyor rahatsızlığınızı ifade ettiğinizde de
"size ne benim hayatım" diyor. Artık insanımız, zina, israf, şiddet,
yalan, hırsızlık, haksızlık, hakaret iftira ve daha pek çok menfur
eylemi özgürlüğün yansımaları olarak tarif ediyor. Bir insan düşünün ki,
hiçbir kural, yasak, günah haram tanımıyor, geleneğine ve kültürüne
rest çekiyor ve bütün bunları özgürleşmek olarak görüyor. Adete
yularından kopmuş bir hayvan gibi sokaklarda istediği gibi dolaşmak,
canı neyi isterse onu yapmak sonra da insanlık adına ne varsa
ayaklarının altın alıp katletmek istiyor. İşte özgür ve modern insanın
hayattan anladığı bu!
Hepimiz insanlık ailesinin birer ferdiyiz ve müşterek değerlere
sahibiz. Ne zaman ki bu değerler bozuldu, insan onuru ayaklar altına
alındı. Meşruiyeti dinden ve insanlık ailesinin ortak değerlerinden
almayan kimseler er geç sapar ve kendi heva ve heveslerinin peşinde
koşarlar.
Müslümanların literatüründe özgürlük Allaha kul olmakla ölçülür.
Yani ne kadar iyi bir kul iseniz o kadar özgürleşirsiniz. Allahın
iradesine ve hükmüne göstermiş olduğunuz teslimiyet sizi nefsinizin
tahakkümünden kurtarır, insan olma onuru kazandırır.
Zira gerçek özgürlük taahhüt ve sorumluluk üzerine inşa edilmiştir,
bunlar olmadan özgürlük kavramına hakkını vermeniz mümkün olamaz.
İnsanın sorumluluğu ise teslimiyeti ile ölçülür...
"Şüphesiz biz onu (Ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kateder" (Enbiya.3)