Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Ülkemizde yönetimin temel meselesi rejim ve zihniyet meselesidir. Türkiye’nin hâkim düzeni, bizim milli ve manevi değerlerimize değil, bize ait olmayan batı dünyasının kabul ettiği değerlere dayanmaktadır. Batının değer ve inanç sistemlerinin, milletimizin hakkı üstün tutan medeniyet değerlerine derin bir düşmanlığı vardır. Bu düşmanlığın bir yansıması olarak bu düzen milletimizi, işsiz bırakmaktadır, aç bırakmaktadır, borca esir etmektedir ve dininden uzaklaştırmaktadır. Bu ithal düzeni yürütmeyi siyasetlerinin gereği sayan düzen partileri, iktidarları döneminde milletimizi aç bırakmışlar, işsiz bırakmışlar, borca esir etmişler ve büyük bir manevi çöküşe imza atmışlardır. 1969 yılında bu düzene itiraz eden bir hareket doğmuştur. Bu hareket, Milli Görüş hareketidir. Bu hareketi Konya’dan başlatan Erbakan Hocamız, bu bozuk düzeni köle düzeni, rejimi ise hile rejimi olarak tanımlamıştır. Milli Görüşün son partisi SAADET PARTİSİ’DİR. Saadet Partisi, 7 Haziran seçimlerine BBP ile yaptığı, milletimizin de adını “Milli İttifak” koyduğu bir seçim işbirliği ile gitmektedir. Bu ittifak, milletimize heyecan vermiştir. Bu ittifakın seçim beyannamesini birlikte okumaya devam edelim.

DIŞ TİCARET AJANSLARI KURULACAK

“Milli İttifak iktidarında Türkiye üreten ve ürettiğini pazarlayabilen bir ülke haline gelecektir. Ekonomi yönetimi A’dan Z’ye üretime odaklanacak, kaynaklar en verimli şekilde üretime sevk edilecektir.

Yurtdışı Ticaret Ataşelerimizin etkinliği artırılacak, bu ataşeliklerin “Dış Ticaret Ajansları” gibi çalışmaları sağlanacaktır. Gümrük mevzuatı sadeleştirilecek ve şeffaf hale getirilecektir. Gümrük hizmetlerinin kalitesi arttırılacak, hızlandırılacak ve etkinleştirilecektir. Yerli ve ileri teknoloji mallarının üretiminde kullanılan girdiler üzerindeki vergiler düşürülecektir.

Tarım alanlarının amaç dışı kullanılmasında ilk sırayı yerleşim ve sanayi alanları almaktadır. Düne kadar yeryüzünde kendini besleyebilen yedi ülkeden biri olduğumuz halde, uygulanan yanlış tarım politikaları neticesinde, bugün tarım ürünleri ithalatımız ihracatımızı çok geçmiş durumdadır.”

TARIM STRATEJİK SEKTÖR OLARAK KABUL EDİLECEK

“Tarımda şu düzenlemeler yapılacaktır: Tarım ve hayvancılık stratejik bir sektör olarak ilan edilecek ve aşağıda belirtilen hususlar süratle gerçekleştirilecektir. “Türkiye Tarım ve Hayvancılık Kurumu” kurulacaktır. Bu kuruma bağlı bir “Tarımsal Destek Fonu” oluşturulacak ve bu fon vasıtasıyla çiftçiye faizsiz tarım ve hayvancılık kredileri verilecektir.

Güney sınırımızda 85 yıldır hiç kullanılmayan mayınlı araziler temizlenerek organik tarıma elverişli hale getirilecektir. Şehir planları yapılırken 1. derece tarım alanları kesinlikle imara açılmayacaktır. Sıkı denetim ve takip ile tarım arazilerindeki kaçak yapılaşma önlenecektir.

Üreticiyi ve üretimi güçlendirmenin yolu kooperatifçilikten geçiyor. Tarımsal ürünlerde kooperatifçilik güçlendirilecektir. Tarım Kredi Kooperatifleri ile tarım ve hayvancılıkla uğraşan kooperatifler desteklenecektir. Tarımda teknoloji kullanımı yaygınlaştırılacaktır. Teknik ve ekonomik bakımdan sulanabilir durumda olan 8,5 milyon hektarlık tarım arazisinin tamamı, makul olan en kısa sürede sulanır duruma getirilecektir. Tohumculuk sektöründe asıl katma değer hibrit sebze tohumlarındadır. Türkiye bu konuda çok zayıftır. Tohumculuk yabancı tohum firmalarının tekelindedir. Yerli tohum firmaları dış rekabet karşısında devlet tarafından desteklenecektir. GDO’lu ürün imalatı ve ithalatı sıkı bir denetim altına alınacaktır.

Helal gıda üretimi desteklenecek ve gerekli yasal düzenlemeler yapılacak, tüm tedbirler alınacaktır. AB’nin dayattığı, tarım ve hayvancılığımızı olumsuz etkileyen uygulamalar, kotalar, sınırlamalar yeniden düzenlenecektir.”

Bunun için milletimiz kendine geliyor ve saadete koşuyor vesselam.