Whatsapp Image 2026 01 27 At 18.43.02

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Milli Görüş’ün iki boyutu vardır. Birinci boyutu kimyasıdır. Milli Görüş’ün kimyası üç şeyden oluşur. Birincisi maneviyatçılıktır. Bu menfaatçi, dünyacı ve materyalist olmayıp ahiret inancına sahip olmaktır. İkincisi kaba kuvveti değil, hakkı üstün tutmaktır. Üçüncüsü ise nefse esareti değil, nefis terbiyesini esas almaktır. Kimyası böyle olan bir görüşe mensup olan kimselere Allah yardım eder ve o görüş sahipleri 3 fiziki özelliğe mazhar olurlar. Bunlar şunlardır: 1-Hidayet: Hakkı hak, batılı batıl olarak görüp bildikten sonra hakka girmek, hedefe götüren şeyi göstermek, rehberlik yapmak, doğru yola iletmek, sapıklıktan ve batıl yoldan uzaklaşmak, iman etmek, Müslüman olmak, Kur’an, tevhit gibi anlamlara gelir. Hidayet; doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden, ayırt edebilme kabiliyetidir. 2-Feraset: Zihin uyanıklığı, idrak, yüksek sezgi, anlayış, hakta isabet etme, hayrı şerden ayırabilme kabiliyetidir. 3-Dirayet: En geniş anlamıyla doğru olduğunu bildiği ve hayırlı olduğuna inandığı şeyi sonuna kadar savunabilme kabiliyetidir. Ben, bu özelliklere sahibim diyen kimseler İslam’dan başka bir yerde karar kılamazlar. Çünkü İnsanı yaratan Allah, ona dünya ve ahiret saadetini kazansın ve böylelikle cennete girmeye müstahak olsun diye İslam dinini bir hayat nizamı olarak göndermiştir. Bu inkârı mümkün olmayan bir gerçektir.

İNSAN

Kur’an’ın beyan ettiği şu gerçeği hiçbir akıllı insan görmemezlikten gelemez. İnsan 2-5: “Gerçek şu ki, insanı biz, karışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edeceğiz. Onun için onu işiten ve gören yaptık. Şüphesiz biz ona İslam yolunu gösterdik. İster şükretsin, ister küfretsin. Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli ateşi hazırladık. Şüphesiz iyiler, karışımı ‘kâfur’ olan bardaktan içerler.” Allah bize akıl, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden ayırma, cüz-i irade ve İslam nimeti olmak üzere tam yedi adet nimet vermiştir. Bizi bu nimetler ile imtihan etmektedir. Allah bu imtihan ile şükredenler ile küfredenleri ayırmayı murat etmiştir. Şükredenler; sadece insana verilen bu nimetlerden dolayı, nimeti veren Allah’a söz, fiil ve davranışlarıyla iman ve itaat edip karşılık verenler, iyiliğin kıymetini bilenler, nimet ve iyiliği görüp hakkını teslim edenlerdir. Küfredenler; hakikati örtenler, verilen nimetlere karşı nankörlük edip şükretmeyenler, ihsan edilen nimetlerin kıymetini bilmeyip inkâr edenler, Allah'ı değil nefislerini ilah edinenler, İslam’ı ve Hz. Muhammed'in peygamberliğini reddedip uydurdukları yalanları din haline getirerek dünyayı kan gölüne çevirip karanlığa mahkûm edenlerdir. Şükredenler kulübünün temsilcisi, Milli Görüş ve Dünya Müslüman Topluluklar Birliği’dir. Küfredenler kulübünün temsilcisi Siyonizm, Irkçı Emperyalizm ve onlarla işbirliği halinde olan topluluklar ve hareketlerdir. Bunu görmemek için başımızı kuma gömmüş olmamız yeterli olacaktır.

Whatsapp Image 2026 01 27 At 18.43.01

KÜFREDENLER

Küfredenler kulübünün kimler olduğunu bilmek için yakın tarihe göz atmak yeterlidir. Bunlar 1990 yılında 20. Haçlı Seferi’ni başlatmışlardır. Niçin? SSCB çöktükten sonra, ABD dünyaya hâkim tek güç haline gelmiştir. Dünya Siyonizm’i ırkçı emperyalizm, ‘Artık 5700 küsur seneden beri beklediğimiz, Büyük İsrail’i kurmanın vakti gelmiştir. O halde 20. Haçlı Seferi’ni başlatalım’ demişlerdir. O günden bu güne bu savaş sürüyor. Şimdi bu savaşı Trump ve İsrail hız kesmeden yürütüyor. Bunların en büyük düşmanı Milli Görüş şuurunda olanlardır. Irkçı emperyalizm, Büyük İsrail’i kurup, 5700 küsur senedir özlemini duyduğu dünya hâkimiyetini tesis etmek hususunda, hedeflerine varmak için gece gündüz çalışmaktadır.

BİZ NE YAPMALIYIZ?

Biz, milletçe hep beraber Milli Görüş’e sarılarak ülkemizi, sömürülmek, köleleştirilerek yok olmaktan kurtarıp, “Yaşanabilir Türkiye”yi, “Yeniden Büyük Türkiye”yi ve hâlihazır “Zulüm Dünyası” yerine “Yeni Bir Saadet Dünyası”nı kurmanın mücadelesini vermeliyiz. Bize düşen görev budur. Vatanımızın ve milletimizin bütünlüğünü, milletimizin ve insanlığın saadetini, milletimizin yok olması yerine bütün insanlığa öncü olmasını isteyen bütün vatanseverlerle beraber, bulunduğumuz tarihi dönüm noktasında, ecdadımıza layık evlatlar olduğumuzu göstermek vatan borcumuzdur, insanlık görevimizdir. İşte bundan dolayı bu tarihi dönüm noktasında Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’nin başarısı için canla başla çalışmak tek çaredir.

AMA NASIL?

Bu görevi yapmak için, birbirini Allah için seven bir kardeşler topluluğu olduğumuzu ortaya koymamız temel bir görevdir. Bunu başarmalıyız. Bunu başarmanın tek yolu İslam’ın temel esaslarından olan ittifak, itaat, biat ve sadakat farzlarını eda etmektir. Biz şahıslara değil esaslara tabi olmak zorundayız. Bu adamla olmaz anlayışının İslam’da karşılığı yoktur. Allah zaferi bizim toplumdaki itibari değerimize göre değil, imanımız, itaatimiz, sadakatimiz, biatimiz, cihadımız ve takvamız itibarı ile vermektedir. Zaferi veren de alan da Allah’tır. Allah'a muhakkak kavuşacağını bilenler ise Bakara 249: “Nice az topluluklar Allah’ın izniyle çok topluluklara galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir” derler. Biz, Hz. İbrahim gibi asrının süper gücü Nemrut’a karşı nasıl mücadele etmişse, bu asrın Nemrutlarına karşı öylece mücadele etmekle mükellefiz. Biz, Hz. Musa’nın, asrının zalimi Firavun’a karşı duruşunu sergilemeliyiz. Biz bu asrın cahiliye babalarına, zalimlerine karşı, Peygamberimizin kendi asrında cahiliye babalarına ve zalimlerine karşı ashabıyla birlikte yaptığı cihadın bir benzerini eda etmeliyiz. Önemli olan Nemrut karşısında İbrahim, Firavun karşısında Musa ve Harun, Ebu Cehil karşısında Hz Muhammed Mustafa (S.A.V.) gibi olabilmektir. Milli Görüş Saadet’i böyle olmak isteyenler içindir. Buna itirazı olanlar, Hz İbrahim’in Nemrut’un karşısında yüzde kaç ediyordu hesabını doğru yapmalıdırlar. Selam hidayete tabi olanlara…